Koşun Müslümanlar Diyarbekir'e

M. Zülküf YEL

 İslami hassasiyetlerin her geçen gün silikleştiği bir ortamda, İslami değerlere saldırı, adeta sıradanlaştırılmak isteniyor. İlahi hakikatler, basit güncel meseleler gibi gösterilerek, ehemmiyetsiz kılınmak isteniyor. Dünya çapında yürütülen bu projeye, içimizdeki kripto kurtlar da eşlik ediyor. İslam'a her saldırı olduğunda, içimizde olan ve bizden gözüken şuursuz hainler, karşı cephenin saflarından bize taraf atış yapıyorlar. İçimizdeki hain Truva atları, sürekli olarak içten kalemizin işgale uğraması ve surlarımızda gedik açılması için tahribat yapmaya çalışıyorlar. Dâhili ve harici İslam düşmanlarının bu sinsi ve rezil planlarına mukabil, gönlü İslam aşkı ile çarpan Müslümanlar, Hz. Resulullah'ın davasına kalkan olmalıdırlar. Taif'te Peygamber taşlanırken kendisini ona siper eden Zeyd Bin harise gibi... Uhud'ta Peygamberimize oklar yağdırılırken sırtlarını Resulullah'a kalkan yapan sahabeler gibi... Resulullah'a gelen oku görünce elini gelen oka kalkan yapan Talha Bin Ubeydullah gibi... Hubeyb bin Adiy, Zeyd bin Desinne ve Peygamberin davası uğruna kendilerini feda eden diğer tüm yiğitler gibi... Bu gün Resulullah madden aramızda olmasa da O'nun davası aramızdadır. O ve sahabeleri, ne için mücadele ettiyse, “kardeşlerim” diyerek taltif ettiği  Müslümanların da o gaye ve hedef uğruna mücadele etmesi lazımdır. O Peygamber, hangi hedef için ömür tükettiyse, bizlerin de ömrümüzü aynı hedef için amade kılmamız lazımdır. Bu gün Aziz İslam Peygamberine saldırı yapılıyorsa, bu saldırı bütün Müslümanlara yapılmış demektir. Kendisini Hz. Muhammed'in ümmetinden gören herkes, bu saldırının hedefi olmuş demektir. İslam Ümmeti binasının bir tuğlası olma gibi bir endişesi olmayanlara söyleyecek sözümüz yoktur. Ama “ben Müslüman'ım” deyip, o kutlu Resule yapılan saldırılara karşı ayağa kalkmayan şuursuzlara yazıklar olsun. Böyle şuursuz ve peygamber sevgisinden mahrum olan kalpler kurusun! Böyle zavallıları, en az Papa kadar olmaya davet ediyoruz. Papa, fikir özgürlüğü altında kimsenin dinine hakaret edemeyeceğini dile getirmiş ve “anama küfreden, yumruğu yemeye hazır olmalıdır”, demiştir. Bir Papa bile bunu söylüyorsa, hala suskun kalan ve hiçbir şey olmamış gibi davranan Müslüman kılıklı gayretsizlere yazıklar olsun.

İslami değerlerin toplum hafızasında güçlü bir şekilde yer etmesi, İslam'ın toplum içindeki gerçek statüsüne kavuşması ve  “bünyan-ı mersus” hakikatinin tezahürü için sağlam bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenmeli ve Allah (CC)'a yönelmiş birer muvahhit olarak ayağa kalkmalıyız. İslam ve Peygamber düşmanlarına verilecek en iyi cevap, nebevi dava etrafında kenetlenmek, bu dava için daha fazla koşturmak ve nebevi düsturları toplumun hâkim rengi haline getirmektir. Eğer yapılan saldırlar karşısında ayağa kalkmaz isek ve bu zalimlere bir cevabımız olmasa, bu saldırılar her geçen gün daha fazla artacaktır. Zalimlerin saldırıları bizim İslami referans ve değerlere sahip çıkma refleksimizi daha fazla güçlendirmelidir. Uğradığımız her saldırı, şuurumuzu daha bir artırmalıdır.

Değerlerinden kopmuş ve savrulma yaşamış bir toplum, kökünden koparılmış bir ağaç gibidir. Böyle bir toplumun geleceği de yoktur. Benliğini kaybeden bir toplumda hayır yoktur.

Bu şuur ve bilinç ile ayağa kalkan Müslümanlar, bu ümmetin sesi ve kulağıdır. Bu sevdaya gönül veren ve İslam cephesinin ön saflarında mücadele eden Müslümanlarla omuz omuza dayanışma içerisinde olmamız lazımdır. Namusumuza ve onurumuza sahip çıkan Peygamber âşıkları İslam kahramanlarına destek olmalıyız.

Unutmayalım ki bir toplumun dini,  o toplumun namusudur. Dava, en büyük namustur.

Davası olmayanın veya davasına sahip çıkmayanın, namusu ve onuru da yoktur.

Peygamber âşıklarının, Aziz İslam Peygamberine yapılan saldırıları lanetlemek için düzenledikleri etkinliklere hep beraber destek verelim. Omuz omuza İslam'ın saflarını örelim. Başta Diyarbekir olmak üzere, bu sevda ile ayağa kalkılan her yerde biz de olalım. Himmet ve gayret kemerini kuşanmış yiğitlerin şahlanışını İslam düşmanlarına gösterelim. Cümle âlem bir davaya nasıl sahip çıkıldığını görsün. Meydanlardan arşı alaya tekbir ve salavatlar yükselsin. Ümmetin değerlerini tabuta koyup son çiviyi çakmanın hesaplarını yapan düşmanların planlarını bozup heveslerini kursaklarında bırakalım. İçimizdeki Truva atlarına da bu toprakların sahibinin İslam olduğunu gösterelim.

İslam'ın gür sedası olmak için Diyarbekir'e koşalım.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.