Kürdistan Halkını Bekleyen Büyük Tehlike: Kardeş Kavgası

Hiçbir fırka-parti tefrikaya yol açmamalıdır. Kürdistan halkının huzuru, kardeşliği, barış içerisinde yaşaması esastır.

Dün akşam meydana gelen “Batman Olayı” vesilesiyle yazma ihtiyacı duydum. Önce olay hakkında konuşmak lazımdır, diye düşünüyorum.

Yıllardır Hüda-Par camiası şiddetle yollarını ayırmış, siyasi ve kültürel çalışma yapmak istemektedirler. Bunun son örneği de Hüda-Par’ın kuruluşudur. Türkiye devleti Kürdistan halkını ve siyasi aktörlerini ihtilaf içerisinde tutmak, böylece zayıflatmak ve halkımızın özlemi olan adalet, özgürlük, eşitlik ve kendi memleketinde siyasi iktidar olma talebini ötelemek istemektedir.

Bundan dolayıdır ki doksanlı yıllarda Hizbullah-PKK çatışması yaşandı. Bu çatışmayı organize eden derin devlet ve onun aleti olan kişi ve gruplardı. Kürdistan halkının milli aidiyeti ile İslami aidiyeti arasına kalın ve yüksek bir duvar örerek bizi zayıf düşürdüler. Elan bile bu zayıflığın acısını çekmekteyiz.

Yıllardır kendilerini PKK’ye nispet eden gençler veya başkaları Hüda-Par Camiasına yakın derneklere saldırmaktadır. Son aylarda da Sılopi, Cizre ve başkaca yerlerde Hüda-Par’a yönelik kabul edilemez, hukuka aykırı, şiddet içeren yönelimler oldu. Kişilere ve evlere saldırılar oldu.

BDP ve PKK bu saldırılara sessiz kaldı, kendilerine yapılması durumunda feryad edecekleri saldırı örnekleri karşısında dilsiz şeytanı oynadılar. Son olarak Batman’da dün bir olay meydana geldi. Saldıran BDP’liler, saldırıya uğrayan ise Hüda-Par çevresi. Bu hadiseden bağımsız bir düğün yerinde bir olay neticesinde bir kişinin öldüğü olay meydana geliyor.

ANF başta olmak üzere, onun kuyruğuna takılan birçok medya organı “Hüda-Par’lılar BDP’lilere saldırdı” diye haber yaptılar. Gelen tepkiler üzerine, ANF biraz geri adım atıp, haberin içeriğini değiştirmediği halde; başlığını değiştirerek, “BDP’liler saldırıya uğradı” diye düzeltme yaptı. O ANF ki en tepesindeki kişinin MİT’in haber ajansından düzenli aylık aldığı ortaya çıktı ve olay örtüldü.  Kastım kirli oyunlara dikkat çekmektir, yoksa ayıplarını sıralarsam kitaplar yetmez.

BDP Eş Başkanı Kışanak da sorumsuzca yaptığı açıklamada; “Özcan arkadaşımızın kanı HÜDA PAR'a sıçramıştır." diyerek, hukuktan habersiz ve kabul edilemez bir beyanda bulunmuştur.

Hemen belirtelim ki; AKP ve BDP aynı nedenle Hüda-Par’dan rahatsızdır. İkisi de Kürdistan’da ellerindeki siyasi zemin-iktidarı zayıflayacağını ve uzun vadede Hüda-Par’ın başarılı olacağını görüyor ve rahatsız oluyorlar. Bu rahatsızlığı görmemek için ahmak olmak lazımdır.

BDP ve PKK’nin fiiliyatı, evveliyatı ortada, lakin Erdoğan’ı evliya olarak görüp yanlış yapmayacağına inanan saf Müslüman Kürtlere sözüm şudur: Suriye iç savaşında Erdoğan’ın yaptığı kirli işleri, sebep olduğu ölümleri, maddi ve manevi kayıpları düşünün ve karar verin. Tarih boyunca Kürtler samimi bir şekilde İslam’a hizmet etmiş ve etmeye devam edeceklerdir. Lakin Türk devlet geleneğinde İslam’ı kullanmak vardır. Bu durum İran ve Araplar için de  geçerlidir.

PKK-AKP işbirliğinin somut örnekleri vardır. Ortak paydaları MİT’te buluşmak ve Gülen Camaati dahil, Hüda-Par gibi oluşumlara düşmanlık yapmaktır. İddia edilenin aksine, geçen günlerde  Hüda-Par genel Başkanı ile Erdoğan arasındaki görüşme mutabakatla değil, ihtilafla sonuçlanmıştır.  

Hüda-Par yetkililerinin saf olmadığını anlayınca mutlaka bir iyilik düşündüğünü tahmin etmek güç değildir. Hüda-Par, Has-Parti değil ki bir vaat ile kandırsın; Hüda-Par, Kuzey Kürdistan’ın yarınında söz sahibi olmak istemektedir. Bu durum hem BDP’yi ve hamisi PKK’yi hem de AKP’yi ciddi olarak raharsız etmiştir.

Onlarca saldırı olayına rağmen kılını kıpırdatmayan Türk polisi, Kadiri Şeyhi Haşimi’nin Cizre’deki evine saldırı olunca hemen onlarca Apocu genci gözaltına almasını bilmiştir ki, Haşimi ailesinin Barzani ve AKP nezdinde ciddi saygınlığı vardır. Hüda-Par ise sahipsiz ve himayesizdir. Hüda-Par’ın İran ve Hamas’ın kuyruğuna takılması ise kendi kusurudur. Zaten yakında Türkiye ile İran anlaşmak üzeredir. AKP'ye güvenip İran’a, İran’a güvenip Erdoğan’a kafa tutanlar yanıldıklarını anlayacaklardır.

Tarihte de hep öyle olmuştur: Osmanlıya yardım eden Kürtler Kasrê Şirin ile ikiye bölündüler. İran’a sırtını veren Büyük Barzani de Cezayir Anlaşması ile ihanete uğradı. Ve ihanetler devam etmektedir. PKK ile Hizbullah eş zamanlı olarak İran’la iyi geçindikleri halde, biribirleriyle anlaşamamaktadırlar. Bu da hazin bir durumdur.

Kısaca; BDP ve Hüda-Par’ın da safında değil yanında olmalıyız. Ve Kuzey Kürdistan’da siyasi rant uğruna kardeş kavgasına izin vermemeliyiz. Bugün sorumluluk PKK ve BDP’dedir. Yarın ihtiyaç olursa Hüda-Par’a da eleştiri oklarını yöneltiriz, nitekim bunu çok yaptık.

Hiçbir fırka-parti tefrikaya yol açmamalıdır. Kürdistan halkının huzuru, kardeşliği, barış içerisinde yaşaması esastır.

Sıdkı ZİLAN/Diyarbakırhaber
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.