Kutlu Doğum Bid’at Midir?

Meryem BAŞAK
İslam’ın hayattan çıkarıldığı, halkımızın İslam’dan uzaklaştırılmaya çalışıldığı, Müslümanların her alanda dışlandığı ve onurlarının çiğnendiği toplumumuza merhamet eden Allah Teâlâ, aradan on dört asır geçmesine rağmen Hz. Resul–i Ekrem (sav)’i vasıta kılarak İslam’a yönelişin ve diriliş ikliminin kapılarını açtı.

Müslümanca yaşamanın suç sayıldığı, Müslümanların en tabii haklarından mahrum bırakıldığı, her türlü ahlaksızlığın meşru görüldüğü bir atmosferde ilahi bir mevsime ihtiyaç vardı. Birkaç yıl önce Danimarka’da karikatür yoluyla Hz. Resul–i Ekrem (sav)’e yapılan hakaretler, insanımızın gayret damarına kılıç gibi dokundu. Meydanlara inen halkımız Hz. Resul (sav)’e bağlılığını tekbir ve salâvatlarla dile getirdi. Bu tarihten sonra şehirlerden en ücra köylere kadar halkın büyük kesiminin katıldığı Kutlu Doğum etkinlikleri Kur’an’la, tekbirler ve salâvatlarla kutlanmaya başlandı.
 
Dört beş saat boyunca meydanları dolduran insanlar Allah Teâlâ’nın adını zikredip bolca salâvat çekiyorlar. Buralar Allah Teâlâ’ya ve Resul (sav)’e sevgi ve muhabbetini topluca dile getirildiği meydanlara dönüşüyor. Tevhid bayrağının altında toplanan her renkten, dilden ve kavimden insanlar İslam’a bağlılıklarını haykırıyorlar.

Ellerinde tevhid bayraklı halkımız Allah Teala’nın rahmetinin yağdığı meydanlara akarken bu muhteşem manzara İslam düşmanlarını rahatsız ediyor. Kimi zaman meydanları dolduran yüzbinleri görmezden gelerek kimi zaman da ağır hakaretler yaparak tepkilerini ortaya koyuyorlar. Gündeme getirdiklerinde etkinliklere katılanların Şeriatçı olduğunu ve rejimi yıkmak istediklerini söylüyorlar. Bu tepkileri inançlarından kaynaklanıyor.
 
Ancak bazı Müslümanların da bu manzaralardan rahatsız oldukları görülüyor. Baştan sona zikir ve salâvatların dile getirildiği etkinlikleri bid’at olarak nitelendiriyorlar. Müslümanların saatlerce Allah Teâlâ’yı zikretmeleri ve Resulullah (sav)’e salâvat getirmelerinin neresi bid’attir?

Bid’at, İslam’ın akidesi, ibadetleri ve ahkâmı noktasında dinin tabiatına ve sınırlarına müdahale ederek, ekleme, çıkarma, değiştirme yapmak ve İslam’ın yapısını bozmaktır. Mevlid etkinliğinde bir araya gelen insanlar İslam’ın hangi sınırlarına müdahale etmekte ve neyini bozmaktadırlar? Bu nitelendirme büyük bir yanılgı değil mi? Müslümanların bir araya gelip Hz. Resul–i Ekrem (sav)’i sevdiklerini haykırmalarına bid’at demek, insanları tevhid bayrağı altında toplayan güzel bir etkinliğe çomak sokmak anlamına gelmiyor mu?

Kimsenin İslam’ın temel esaslarına bir şey eklediği ya da çıkardığı söz konusu değildir. Hz. Resul–i Ekrem (sav)’in doğumunu vasıta kılarak bir araya toplanıyor Müslümanlar. Yıl içinde Kur’an okuyanlar, Allah Teala’nın adını zikredenler ve Hz. Resul–i Ekrem (sav)’a salavat getirenler bütün bu yaptıklarını bu etkinliklerde toplu olarak yapıyorlar. Yeni bir ruh ve enerjiyle bir sonraki mevlid etkinliği için Allah Teala’nın adını zikre başlıyorlar.

Hz. Resul–i Ekrem (sav)’in veladetini kutlamanın bid’at olup olmadığını soranlara Toronto İslam Üniversitesi öğretim görevlilerinden Şeyh Ahmet Kuti şu cevabı vermektedir: Peygambere olan sevgimizi ifade ederken ibadetleri değiştirecek herhangi bir şey yapmıyorsak bu kutlamalar bid’at değildir. Dünyadaki bütün Müslümanlar peygamberi insanlığa tanıtmak adına doğum gününü kutlama fırsatına sarılmalıdır.
 
Peygamberin doğumunu kutlamak, anısını yaşatmak ve sevgimizi göstermenin caiz olduğuna dair yeterli kanıtlarımız var. İslam’da olmayan yeni ibadet şekilleri ortaya atsaydık bid’at olurdu. Peygamber zamanında da Müslümanlar Onun Medine’ye girişini şarkılar söyleyip sevinçlerini ifade ederek, hicret ettiklerinde yeni bir takvim başlatarak kutlamadılar mı? Peygambere övgü şiirler yazmadılar mı? Arkadaşları arkada bıraktığı emanetlerini de bir sevgi göstergesi olarak sakladılar. Milletler, tarihi olayları birliklerini korumak ve kim olduklarını hatırlamak için kutlarlar.
 
İslam tarihinde Allah’ın elçisinin doğumu, hayatı ve görevinden daha anlamlı olaylar olabilir mi? Bu durumda bunu en uygun şekilde kutlayamayacağımızı söyleyebilir miyiz?
Hz. Resul–i Ekrem (sav)’in doğum etkinlikleri Müslümanların kardeşlik duygusunu yaşamaları, parçalanan vahdete kapı aralamaları ve omuz omuza vererek kaybettiklerine kavuşmanın en geçerli yoludur. Kavmi, dili, rengi, coğrafyası, mezhebi ve meşrebi farklı olan Müslümanların el ele vererek Hz. Resul–i Ekrem (sav)’in sancağının altında toplanmaları ve ümmet bilincini yaşamalarıdır.
 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.