Mağdurum da mağdurum!

Av. Rasim SAYGIN

Sözün başında şunu söylemek gerekir, Türkiye’de darbeci zihniyetin kırılması nokrasında güzel gelişmeler yaşanıyor. Bu işe öncülük edip elini taşın altına koyan her kesimi takdir etmek, hakkını vermek gerekiyor. Türkiye darbecileri yargı önüne çıkararak ve onları yargılamaya başlayarak dosta düşmana iyi bir gözdağı verdi, veriyor. Başbakanın da söylediği gibi bundan sonra böyle bir işe girişmek isteyen kimse en azından günü gelince hesap vereceğini bilerek bir karar verecektir.

Bu işe karar veren irade, daha soruşturma öncesine kadar, 28 Şubata ilişkin bir operasyona karar verme noktasında bir çekimserlik yaşamakta olduğu açıktı. Bu çekimserliği ortadan kaldıran ise bu iradeyi harekete geçiren halkın yoğun talepleri olmuştur. Bu bize şunu göstermiştir ki, hükümet ardında halkın açığa çıkmış iradesini görmedikçe bir adım atmıyor veya atmaya cesaret edemiyor.

Bu noktada basının ve askerin ne dediğinin da bir anlamı yoktur aslında. Zira Türkiye’de 28 Şubat sürecinde azınlığı hariç medyanın tamamı 28 Şubat pisliğine bir şekilde bulaşmıştır. Birileri yargı önüne çıktığı anda, her taraflarını bir ürperti sarıyor. Olayın şokunu atlattıktan sonra bu işten nasıl yakamı kurtarabilirimin hesabını yapmaya çalışıyorlar.

Dikkat edilirse son günlerde kullanıldık, deyip kameraların önüne geçenlerin, zamanın kurt yazarlarının sayısında önemli bir artış yaşandı. Burada mağduriyet ayağına yatıp, kendilerini kurtarma çabasına girmişlerdir. Tebessüm ederek ve vah vah ederek yakarışlarını izliyorum. Şöylece zihnimi geriye götürdüğümde, zamanın manşetlerini, yaptıkları haberleri düşündüğümde, hayretler içinde kalıyorum. Hem zamanında askeri müdahale için gerekli zemini oluşturacaksınız, bu konuda canla başla mücadele edeceksiniz. İş hesaba gelince de mağduriyet ayağına yatıp, kullanıldık diyeceksiniz. Yemezler…

Burada malum medya bu işin baş aktörüdür. Öyle bir sanal ortam oluşturdular ki zannedersiniz, ülkede terör her yeri sarmış. Asker hemen müdahale etmezse yarın çok geç olacak. Eğer 28 Şubatla gerçekten hesaplaşılacaksa bu medyadan muhakkak hesap sorulmalıdır. Yaptıkları yanlarına kar kalmamalıdır. Ben şuna inanıyorum ki, bu halkı darbeyi yapmaya çalışan askeri kişilerden ziyade bu medya mağdur etmiştir. Halk asıl bunlardan çekmiştir. Müslümanlar, darbecilerin emriyle yargı önüne çıkıp, yargılanmaktan ziyade bu rezil medyanın yaptığı haberler vasıtasıyla atmış oldukları iftiralardan yara almıştır. Suçsuzlukları bugün olduğu gibi ortaya çıkıyor, çıkacaktır da, ancak onların attığı çamurun, yaptığı iftiraların silinmesi kolay olmayacaktır. Zira aynı medya attığı iftiraları manşete çekerken, bunların asılsız olduğuna dair gerçekleri görmekten kaçınıyor. Bu da zihnin arka planında hep o iftira çamurunun izinin kalmasına sebebiyet veriyor. Öyle bir ders almalılar ki, bir daha kimden gelirse gelsin sipariş haber yapmasınlar, gerçekleri araştırıp öyle yazsınlar, haber yapsınlar.  Bu nedenle bu adamların yargılanmasını, askerin yargılanmasından daha önemli gördüğümü belirtmeliyim.

Bu sürecin bir diğer önemli faili, ise yargının üst kesimidir. Hani o askerin verdiği seminerlere katılıp on dakika boyunca askeri ayakta alkışlayan o yargı temsilcilerinden bahsediyorum. Onlar da mağdurmuş meğer. Bir hiç uğruna insanları senelerce tutuklayan, darbe yapanları değil, onlara direnenleri yargılayan, anayasa ve kanunlar açıkça çiğnendiği halde; bunlara karşı çıkmak ve göz yummaktan ziyade destekleyen o taife mağdurmuş. HSYK Başkanı, meslektaşlarımız rahat olsunlar, onları mağdur etmeyeceğiz, diyor. Hangi meslektaş? O insanlara meslektaş demek, bugün bu yargılamaları yapan, gerçek hukukçulara hakarettir. Hukuk mesleğini yapan bu günün hâkim ve savcılarını, o insanlarla aynı kefeye koyup, o şakşakçıları hukukçu olarak görmek en hafif deyimle bir talihsizliktir. Eğer onlar gerçekten hukukçu olmuş olsalardı daha o gün, yapılanlara karşı çıkar, onları engellemek adına yargılama yaparlardı. O günün şartlarında onları yargılayamazsalardı bile, en azından önlerine gelen mağdur insanları, bir hukukçuya yaraşır bir şekilde serbest bırakmaları veya o konuda gelen soruşturma taleplerini takipsizlikle sonlandırmaları gerekirdi. Bu yapılmak yerine bir adım daha atılıp, suça ortak oldular.

Şimdi hesap zamanıdır, mağduriyet edebiyatı yapmak kimseye bir fayda sağlamamalıdır.

Doğruhaber Gazetesi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.