Mavi Marmara Aktivisti Eyüp Yaşar: “Gazze’deki zulüm ve abluka devam ediyor”

Mavi Marmara saldırısı ile dünyanın siyonist işgalcilerin barbarlıklarını bir kez daha gördüklerini belirten Yaşar, Müslümanların bu olayı sürekli gündemlerinde tutmaları gerektiğini ifade etti.

Mavi Marmara saldırısının üzerinden 10 yıl geçti. 31 Mayıs 2010 tarihinde, Mavi Marmara Gemisi, sivil toplum kuruluşları öncülüğünde, Gazze’ye insani yardım malzemesi ulaştırmak ve siyonist rejimin Gazze’ye uygulamış olduğu ablukayı kırmak için denize açılmıştı. Gemi, uluslararası sularda, siyonist işgalcilerin saldırısına uğradı ve 10 Müslüman şehit oldu, 60 aktivist ise yaralandı.

Mavi Marmara gemisine Şanlıurfa’dan katılan Mavi Marmara Aktivisti İHH gönüllüsü Eyüp Yaşar, katliamın yıl dönümünde İLKHA muhabirine konuştu.

Mavi Marmara saldırısı ile dünyanın siyonist işgalcilerin barbarlıklarını bir kez daha gördüklerini vurgulayan Yaşar, Mavi Marmara gemisinin dünya Müslümanları için mücadele fitilini ateşleyen bir kıvılcım olduğunu söyledi.

Kendini tanıtarak sözlerine başlayan Yaşar, “Viranşehir doğumluyum. 1999 yılından beri İHH gönüllüsüyüm. Mavi Marmara olayından sonra İHH Viranşehir temsilciliği yaptım. Şimdi de Şanlıurfa İHH’da lojistik görevine devam ediyorum.” diye konuştu.

“Askerden sonra İslam dünyasında yaşananları takip etmeye başladım”

Gerçek manada İslam ile tanışmasının ardından İslam coğrafyasında yaşananlara kayıtsız kalmadığını belirten Yaşar, “Askerden sonra Allah bana hidayeti nasip etti. Askerden sonra dünya gündemini, özellikle İslam dünyası gündemini merak ederek takip ediyordum. Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye yardım amacıyla gideceğini öğrenince, bu gemide olmak için müracaat ettim. Bana yer kalmadığını söylediler.” ifadelerini kullandı.

Mavi Marmara gemisine binmek için çok çabaladığını vurgulayan Yaşar, “Gitme sürecim sıkıntılı oldu. Yaptığım müracaatlar sonuçsuz kaldı. Hatta bağışla gideceğimi söylediğim halde bana gidebilmemin imkânsız olduğunu söylediler. En son çare olarak pasaportumu çıkardım, valizlerimi topladım ve geminin hareket edeceği Antalya’ya gittim. En azından giden insanları uğurlarım diye düşündüm. Allah’a şükür gemiye binmek kısmet oldu. Allah şahittir, bütün arkadaşlarım bana, ‘Sen elinden geleni yaptın, her tarafı aradın’ dediler. Ama demek ki kalben isteyince oluyor. Mavi Marmara gemisine binmek için başvuruda bulunan 3 arkadaş, ciddi mazeretleri olduğundan gemiye binemediler. Dolayısıyla 3 kişilik yer boşalmış oldu. Tabi yüzlerce hatta binlerce kişi gemiye binmek istiyordu ama gemiye binmek herkese nasip olmadı. Oradakiler, gemiye binmek için nasıl çabaladığımı gördü.  Allah rahmet eylesin geçen yıl vefat eden İHH Gönüllü Başkan Yardımcısı Ahmet Sarıkurt, bana ‘Sen de evraklarını ver ve dördüncü kişiyi de gönderelim’ dedi. 3 kişilik yer boşalmıştı. Kısmet, diğer gün müracaatım onaylanmış diye mesaj geldi. Bu şekilde gemiye binmek nasip oldu elhamdülillah.” şeklinde konuştu.

“Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye doğru yola çıkması işgalcilerin çok zoruna gitmişti”

Siyonist işgal rejiminin, Mavi Marmara gemisindeki sivillere saldırarak tüm dünyaya barbarlıklarını gösterdiklerini belirten Yaşar, “Mavi Marmara gemisi tamamen insani yardım taşıyan, içinde yaşlı, kadın ve çocukların olduğu bir gemidir. Gerekli izinler alınmasına rağmen israilliler barbarlıklarını gösterdiler. İsteseler kimsenin burnu kanamadan gemiyi durdurabilirlerdi. Ama onlar barbarlıklarını göstererek bizlere saldırmayı tercih ettiler. Demek ki Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye doğru yola çıkması çok zorlarına gitmiş. Gemiye saldırı olma ihtimaline karşı herkese bir görev verilmişti. Diyarbakırlılar ve Şanlıurfalılar en üst güvertede görevlendirilmişti. Üst güvertedekiler, İHH’nın canlı yayın yapmak için kiralamış olduğu uyduyu ve kaptanın olduğu bölümü koruyorlardı. Kayserililer ve İstanbullular bir alt güverteyi koruyorlardı. Benim görevim de alt güvertede yaralıların taşınabilmesi ve doktorların yaralılara hızlıca ulaşabilmesi için koridoru açık tutmaktı. Sabah namazı vakti saldırdılar. Saldırı anına kadar bütün namazlarımızı cemaatle kılıyorduk. Saldırı anında bize dediler ki ‘Herkes bulunduğu yerde namazını kılsın.’ Çünkü saldırı başlamak üzereydi. Ben alt güvertede seccademi sererek namazımı kıldım. Daha sonra üst güverteye çıktığım zaman israil askerlerinin saldırısına şahit oldum. Benim elimde sapan vardı. Yanımda bir arkadaşım vuruldu. Ben plastik mermi ile vurulduğunu zannettim. Onu alıp alt güverteye götürdüm.” diye konuştu.

“Mavi Marmara gemisi bugün de yola çıksa yine gemide olmak isterim”

Yaşar, “israil askerlerinin sorgulama ve işkencelerinden sonra cezaevinden tahliye olduk. Türkiye o zaman uçak göndererek bizi yurda getirdi. Uçaktaki bütün arkadaşlarımızla birlikte seneye bir kez daha yola çıkacağız diye birbirimize söz verdik. Arkadaşlarımızın yüzde 99’u sözünde durdular. Benim pasaportum israil tarafından kaşelenmişti. 10 yıla kadar benim Filistin’e gitmem yasaklanmıştı. Türkiye’ye geldiğim gibi pasaportumu değiştirdim. Filistin’e gitmek için tekrar başvuru yaptım. İlk gidişimizde 7 gemi ile yola çıkmıştık bu sefer amacımız 50 gemi ile birlikte yola çıkmaktı. Katılımcıların da sayısı artacaktı. Ama israil, Yunanistan’ın önüne çok kemik attı. Bizlerin Yunan sularından geçmemize izin vermediler. Bazı gemilerin motorlarına zarar verdiler. İkinci seferde gitmek için elimizden geleni yaptık ama kısmet olmadı. Mavi Marmara gemisi bugün de yola çıksa yine gemide olmak isterim inşallah.” şeklinde konuştu.

“Şehit Cevdet 15 yaşından beri şehit olmayı arzuluyordu”

Mavi Marmara şehitleriyle olan anılarına değinen Yaşar, “Mavi Marmara şehitlerinden 4’ü ile tanışmıştım. İskenderunlu Cengiz Akyüz ile Antalya’da gemiye binerken sohbet ettik. Bana geminin rotası ile ilgili bilgi vermişti. Mavi Marmara saldırısında kardeşimiz şehit oldu. İstanbul’da onun cenaze arabasına binmek kısmet oldu. Şehit Cengiz’in kardeşi İzmir’den gelmişti. Bana şehit kardeşi ile tanışıp, tanışmadığımı sordu. Ona şehit kardeşiyle tanıştığımı söyleyince bana, ‘Kardeşim, 15 yaşından beri namaz kılarken seccadesini ıslatarak Allah’tan şehit olmayı istiyordu. Ben de O’nun İskenderun’da nasıl şehit olacağına düşünüyordum. Allah O’na Gazze yolunda şehit olmayı nasip etti.’ demişti.” ifadelerini kullandı.

“Bütün şehitler şehadeti hak etmişti”

Şehitler ile ilgili anısını anlatan Yaşar, “Ali Haydar Bengi’nin şehadetinden sonra yazdığı notlara bakıyorlar, en büyük arzusunun şehadet olduğunu görüyorlar. Arap ülkelerinden gelen yüzleri peçeli kadınlar merdivenlerde görmüş oldukları Ali Haydar Bengi’ye, ‘İnşallah şehit olacaksın’ diyorlar. Furkan Doğan, annesini çok seviyordu. Babası Urfa’ya geldiğinde bizlere anlatmıştı; Furkan’ın cebinden ‘Şehadet ile annem arasında gidip geliyorum’ diye not çıkmış. Bir kardeşimiz diyordu ki ‘Bana boya verseler, gemide şehit olacak 10 kişiyi işaretle deseler ben şehit olan bu 10 kişiyi işaretlerdim.’ Afganistan’a yetimlere yardıma giderken uçağın düşmesi sonucu şehit olan Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş’ın cenaze törenine katılan Cevdet Kılıçlar, cenaze töreninde ellerine açarak, ‘Bu kardeşlerimiz gibi şehit olmayı bana da nasip et’ diye dua ediyor. Bütün şehitler şehadeti hak etmişti. Allah şehadetlerini kabul etsin, bizleri şehitlerin şefaatinden mahrum etmesin.” diye konuştu.

“Gazze halen abluka altındadır ve oradaki zulüm devam ediyor”

Müslümanların Mavi Marmara’yı sürekli gündemde tutmalarının önemine değinen Yaşar, “Bunu sürekli söylüyoruz. Sosyal medyada da Mavi Marmara ile ilgili paylaşımlar yapıyoruz. Mavi Marmara sürekli gündemde kalması gereken bir konudur. Mavi Marmara, Müslümanların dünyadaki mücadele kıvılcımını başlatan bir olaydır. Gemide, dünyanın 37 ülkesinden katılan her dinden ve düşünceden insanlar vardı. Gemide bulunan birkaç gayri Müslim’de Müslüman oldu elhamdülillah. Onlarla ekmeğimizi bölüştük, yol gösterdik ve hürmet ettik. Vicdan ehli insanlardı. Mavi Marmara gemisinin gündemde tutulmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum. Kudüs’ü ziyarete giden bir ziyaretçi olduğu zaman bile Filistinliler o gün biraz nefes alabiliyor. Halen Gazze abluka altındadır ve oradaki zulüm devam ediyor.” ifadelerini kullandı.








İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Şanlıurfa Haberleri

Avukat Karadaş: "Kanun yapma sürecinde halkın manevi değerleri dikkate alınmalı"
Soluk borusuna süt kaçan bebek kurtarılamadı
İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kırhan: "Hareketsiz yaşam diyabete ne oluyor"
Balıklıgöl’ün duvar ve su kanalı çöktü
Yapılan zamların ardından halk fakirleşiyor