Nerede ve Niçin Ağlamalı?

Sait ŞAHİN

Geçen hafta gündem konusu olduğu için ağlama mevzusunu -özellikle de idareciler açısından- kaleme almıştım. Mevzu, aynı zamanda Kur’an ve hadislerin konularından olduğundan ve de konunun tek yazıya sığmayan farklı boyutları bulunduğundan, bu hafta da ağlama konusuna devam edelim.

Aslında duygusal yapının ağır bastığı bir millet olarak, Türk filmleri sahnelerinden bile etkilenerek çabucak gözleri yaşarabilen bir toplumuz. “Erkekler ağlamaz” gibi garip bir toplumsal anlayışımız, film sahnelerinin yalanları karşısında gizlice gözlerin yaşardığı yaman bir çelişkiyi de içinde barındırıyor. Algı içindeki bu çelişki dahi toplumsal halimizi ortaya koyuyor: Ağlamada terazinin ölçüsü kaçırmışız. Yalanlara ve fani şeylere ağlıyoruz, fakat gerçeklere ve ebedi şeylere ağlamıyoruz. “…Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz” (Necm:60)  

 Filmlere ağlıyoruz, olmadık ağlamalar yaşıyoruz. Fakat bunlara karşılık ağlanması gereken o kadar şey var ki, onlara ise ağlamıyoruz. Gariptir ama acısından ve alınması gereken ibretten ağlanacak taziye yerleri dahi, dünyalık muhabbet ve gülmelerin yeri olmuş

Resulullah (sav) kendi hayatında gerçekleşen bazı acılara ve çoğunlukla da etrafında şahit olduğu toplumun bazı halleri karşısında ulu orta –hem de sahabelerin tenkitvari tepkilerine rağmen- ağlamıştır. Belki sahabeler gibi ağlamayı bir erkeklik meselesi de yapmamıştır.

Oğlu İbrahim’in defni esnasında ağlamıştır. Sahabeler garipseyince de “şüphesiz kalp hüzünlenir, göz ağlar fakat bu dil Allah’ın razı olduğundan başka bir şey söylemez” demiştir. Bir çocuğun açlığında devreye giren anne şefkatine şahit olunca da ağlamıştır. Yetimlere ve hallerine ağlamıştır. Dostluklarına, firaklarına ve özlemlerine ağlamıştır.

Âdeti üzere Mute Savaşı’nda şehit olan Zeyd b. Herise’nin evini ziyaret eder. Zeyd’in küçük çocuklarını kucağına alır ve onları öper, gözlerinden yaşlar akar. Sahabeler “Bu da ne Ya Resulallah?” deyince, “Bu, sevgilinin sevgiliye özlemidir” diye cevap verir.  

Evet, Resulullah’ın (sav) insani ağlamaları olmuştur ve bunlar erkeklerin de ağlaması gereken yerinde ağlamalardır. Fakat Resulullah’ın (sav) başka ağlamaları daha vardır ki, hayatında bu tür ağlamaları daha çoktur. Mesela gece ibadetlerinde secdeye kapanıp ağlamıştır. Hem de gözyaşlarıyla toprağı ıslatırcasına. Allah sevgisi, korkusu ve cehennemin dehşetinden ağlamıştır. Cehennem ile ilgili ayetleri okuduğunda, o hali yaşıyormuş gibi ağlamıştır. Geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olmasına rağmen…

Ümmeti kendi haline ve akıbetine ağlamasa da ümmetinin haline ve akıbetine ağlamıştır. Mübarek geceleri yaşıyoruz. Acaba kaç kişi gözyaşları içinde duaya durup da Müslümanların yaşadığı zulümlere ağladı ve ağlıyor! Kaç anne baba, şu fitne ortamının tehlikelerinden, fuhuştan dolayı çocuklarının ahlakı ve imanı için ağlayarak Allah’a yalvarıyor. İmani ve ahlaki eğitimlerine gücümüz yetmiyorsa da ıslahları ve kurtuluşları için gözyaşı dökerek, acziyetimizi ortaya koyup Allah’a yalvarmaya da mı gücümüz yetmiyor! Allah katında makbul olan anne babanın evlatları hakkındaki duası, bir de gözyaşı ile süslense ne kadar etkili olur!

Resulullah (sav), üç gözün dışında tüm gözlerin ahirette ağlayacağını bildirmiş.    Ve de kaçımız ahirette ağlamamak için, dünyada ağlıyoruz. Günahların pişmanlığı, cehennem manzaraları ve Allah’a verilecek hesap, kaçımızda gözyaşına dönüşüyor.

Kur’an, cehennemde toplananların manzarasını ortaya koyar ve onların şu itiraflarını ayetle bildirir: “Şimdi ağlasak da sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur.” (İbrahim:21) Bir rivayette okumuştum: Cehennemlikler toplanıp istişare ediyorlar, cehennemden kurtulmak için. “Cennete kavuşanlar dünyada ağlayarak cennete kavuştular” diyorlar. Karar verip yıllar boyu ağlıyorlar. Kendilerine bir cevap verilmeyince, “cennetlikler dünyada sabretmekle cennete kavuştular” diyorlar. Karar verip yıllarca sabrediyorlar. Bunda da kurtuluş ümidi olmadığını görünce, o zaman bunu söylüyorlar: “Şimdi ağlasak da sabretsek de bizim için birdir…”

Allah Teâla, insanların çok ağlayıp, az gülmesini emrediyor: “Artık kazandıklarının karşılığı olarak az gülüp, çok ağlasınlar.” (Tevbe:82) Hakka düşmanlık edip, nefislerine, insanlara ve hele Müslümanlara zulmedenler çokça ağlayın, yoksa ebedi ağlayacaksınız.

Yerinde ağlayıp, ebedi ağlamamak duası ile…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.