Polis Eğitmenleri Hizbullah'ı Hedefe Aldı

Polis Özel Harekât Birimler Çalıştayı’nda, İslami cemaatlere ve mütedeyyin halk kesimlerine yönelik yalan ve iftiralarla destekli kin ve nefret suçu işlendi.

Antalya’da düzenlenen 1. Uluslararası Polis Özel Harekât Birimler Çalıştayı’nda halkın bir kesimine yönelik kin ve nefret suçu işlendiği görüldü. İsimlerinin önünde prof ve doç. etiketi olan “akademisyenler,” ellerinde güç ve silah olan birimlere yönelik yaptıkları açıklamalarla Hizbullah Cemaati’ni ve kitlesini hedef göstererek adeta potansiyel suçlu muamelesi görmeleri gerektiğini vurguladılar. İslami hassasiyeti olan ve önemli bir halk desteğini alan bir cemaatin ve gönül verenlerinin bu şekilde suçlanması, dindar Müslümanlara yönelik kin ve nefret suçunun sürekli diri tutulduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Dilin kemiği, yalanın sınırı yok

Çalıştay’da Müslüman halka yönelik atılan iftiralar da dikkatlerden kaçmadı. Program çerçevesinde söz alan Doç. Dr. Süleyman Özeren’in Hizbullah Cemaatine yönelik sözde yaptırdığı araştırmalarda, Hizbullah’ın silahlı kanadında olmayıp diğer kanatlarda görev yapanların yüzde 44’ünün ‘Hiç dindar değilim’ ya da ‘Az dindarım’ dediğini, askeri ya da silahlı kanadında olan diğer üyelerinin yüzde 76’sının ise ‘Hiç dindar değilim’ ya da ‘Az dindarım’ dediğini ifade etmesi tam bir iftira olarak değerlendirildi.

Oysaki dindar oldukları için zulüm gördüler

Yaptıkları İslami faaliyetlerle ilgili yıllardır mağdur olan, evlerinde yakalanan tesbih, misvak ve Arapça yazılı “dokümanlarla”(ayetlerle) ilgili belki de bu çalıştaydaki katılımcıların selefleri tarafından olmadık işkencelere maruz kalmış insanlar için iftira ve nefret dolu ifadelerin kullanılması bir hayli ilginç bulundu. Ayrıca bu ifadeler ‘dilin kemiği, yalanın sınırı yok’ yorumlarına da sebep oldu. Bırakın İslami hassasiyetleri yüksek camia ve cemaatlere gönül verenlere sormayı, “dindar mısınız” sorusunu normal halka bile sorsanız yüzde doksanı “evet dindarım” diyecekken cemaat fertlerinden yüzde 76’sının “hiç dindar değilim” diye cevap verdiğinin söylenmesi, gerçeklerden uzak bulunurken bu yapılanın Müslüman halkın tamamen aleyhine bir projeye dönük olarak yalan-yanlış yönlendirmeler gayesiyle yapıldığını ortaya koydu. Polis Akademisi Başkanlığı’nda görevli öğretim üyesi Süleyman Özeren; camiye giderken, camideyken veya camiden çıkarken gözaltına alınanları nereye koyacak diye akıllarda sorular oluştu.  

Polise ders veren mantık buysa

Dindar halkı hedefe koyan ve bir anlamda üzerine gidilmesi gereken potansiyel tehlike diye vurgular yapan Özeren, sadece bir camiayla sınırlı kalmıyor ve Hizbullah’ın dışında diğer örgütlerin de istatistiklerinin bu yönde olduğunu ifade ediyor. Neredeyse bütün İslami camiaları hedefe koyan bu zihniyettekilerin polis akademisinde hoca olmaları, işin vahametini göstermesi açısından önem arzediyor. Halka karşı bu kin ve nefret polise aşılandığı müddetçe iç barış ve huzurun nasıl sağlanacağı ise merak ediliyor. (Doğruhaber)

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.