Rahmeti Avlamak İçin Sipere Yatmak

Sait ŞAHİN

Ramazan yolculuğunun sonuna yaklaşıyoruz. Ramazan ayı, kampanya ayıdır ve Allah’ın rahmetini indirime soktuğu aydır. Hepimizin O’nun rahmetine ihtiyacı var. Çünkü rahmeti hayattır, berekettir, huzurdur, rızadır, bağışlanmadır, kurtuluştur, cennettir…

Allah’ın rahmeti, hayatın her anını ve her yönünü kuşatmıştır. Her nefes rahmetin eseri olduğu gibi, her nefes aynı zamanda rahmete ulaşmanın bir fırsatıdır da. İnsan her nefeste rahmete ulaşabilir. Fakat Ramazan ayı, rahmete ulaşmanın en kolay yolu ve fırsatıdır. Fırsatlar ise, Hz. Ali’nin deyişi ile “karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızıyla uzaklaşırlar.”

Resulullah (sav) “Ramazan’a eriştiği halde, günahlarından bağışlanmayıp cehenneme girene yazıklar olsun!” diye buyuruyor. Yani Ramazan gibi bir fırsatı, rahmete ve bağışlanmaya dönüştüremeyenleri hayretler içinde kınamıştır.

Acaba bağışlandık mı? Allah’ın rahmetine kavuştuk mu?

Nefis muhasebesi sorularla başlar. Nefsine soru soran tefekküre; tefekkür, tezekküre kapı aralar. Nefse soru sormayı terk etmek gaflete; gaflet de nisyana/unutmaya kapı aralar. “Her nefis, yarın için ne hazırladığına baksın!” ayeti, nefisleri muhasebeye davet ediyor. Ayetin devamında gelen “Allah’ı unutan, bu yüzden (Allah’ın da) onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın” ikazı da unutmanın vahametine dikkat çekiyor. Allah’ı unutmak, insanın kendi kendisini unutmasıdır. Duayı, tövbeyi, ölümü, yarını, hazırlığı unutmasıdır.

Allah’ı hatırlamak ise, kişinin kendisini; kulluğu, ibadeti, yarınları hatırlamasıdır.

Hatırlamanın yolu, tefekkür ve nefis muhasebesidir. Ramazan ayı Allah’ı ve dolayısıyla nefsini unutanlar için bir hatırlama ayıdır. Hem de en uygun aydır. Kur’an’ı, orucu, namazı, gece kıyamı ile Ramazan’ın tümü hatırlama ayı olmakla beraber, Ramazan’ın son günleri hatırlamaya dalma ve yoğunlaşma günleridir.

Resulullah (sav) son on günde (vefat ettiği sene son yirmi günde) unutmaya sebep dünyadan soyutlanır, Mescid-i Nebevi’de itikafa girerdi. Yalnızca Allah ile beraber olmaya çalışırdı.

Ramazan’ın son günlerindeki itikaf sünneti, bir nefis muhasebesi, tefekkür ve tezekkür olmakla beraber, aynı zamanda Ramazan’ın özünü de içinde barındırır.

Tabiri caizse itikaf, Ramazan/rahmet trenini kaçırmamak için istasyonda beklemektir. Ya da av için sipere yatmaktır. Hem de bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi gibi bir avı da barındırıyor. Ramazan’ın son on günü itikafa giren kimse, Kadir Gecesi’ne isabet etmeyi garantiler inşallah.

Hem bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ne tesadüf etmek, hem de tövbe ile günahlardan arınmak ve Kur’an, namaz, oruç ile Allah’a yakınlaşmak, nefis muhasebesi ve tefekkür ile geçmişi masaya yatırıp, geleceğe hazırlanmak ve donanmak için, her Müslüman itikafa girmeye şartlarını zorlamalıdır.

Hayata dair bitmeyen işler ve meseleler mazeretimiz olmasın. Çünkü insanın en büyük işi kulluktur ve en büyük meselesi ahireti kurtarma meselesidir. İtikaf da bu kulluk ve kurtuluş için bir operasyondur.

İtikafın kemal süresi sünnete uygun olanıdır. Ancak şartları buna elvermeyen Müslümanlar, bu ibadetten mahrum olmamak için birkaç gün, gece veya saat de olsa itikafa girmelidir.

Her insan itikafta nefsini sorguya almalı ve hayati sorulara cevaplar aramalıdır. Niçin yaratıldım, bugüne kadar nasıl yaşadım, hatırladığım ve unuttuğum günahlarım nedir, şahsıma, aileme, Müslümanlara ve diğer insanlara karşı sorumluluklarım nelerdir, zulümlere karşı ne yapıyorum/yapmam gerekir, ölüme ve Allah’ın huzurun varmaya hazır mıyım, yaşadığım hayat kurtuluşumun şahidi olacak mı?

İnsanın hayatına giren her şey gibi, senenin Ramazanları da onun hakkında şahitlik edecektir. Ramazan, kendisini razı eden kimsenin hakkında lehte şahitlik yapacaktır. Ramazanın rızası, namazında, orucunda, Kur’an’ında, sadakasında, itikafında… Kısacası salih amellerindedir. Yarınlara ebedi, baki kalacak olanlar da bu salih amellerdir.

Ramazan ile bağışlanmak, yeniden doğmak, hayatını takva ve salih ameller üzerine bina eden kullardan olmak duası ile… 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.