Ramazan Ayı’nda Oruç

Sait ŞAHİN

Alemlerin Rabbi olan Allah’ın emri olduğu için bu ay oruç tutuyoruz.

Oruç, Allah’ın emridir ve Allah’ın rızasını kazandırır. Bu yeterli bir sebeptir. Bununla birlikte orucun ferdi ve içtimai, maddi ve manevi, dünyevi ve uhrevi pek çok faydaları vardır.

Oruç, insanın beden ve ruh sağlığına çok faydaları var.

Beden, insan ruhunun menzile kadar kullandığı arabasıdır. Nasıl ki kullandığımız aracı arada bir periyodik bakımdan geçiriyorsak, oruçla da bedenimizi ve ruhumuzu bakıma alıyoruz. Oruçla bakıma alınmayan bedenler ve ruhlar, periyodik bakımı yapılmayan arabalar gibi zamanla arıza vermeye ve parça kırmaya başlar.

Günümüzde hastalıkların artmasının bir sebebi de oruçsuzluk ve yeme içmeye bağlı aşırılıktır.

Zenginler, tuttukları oruç sayesinde açların ve fakirlerin halinden anlıyor. Oruç ile merhamet duyguları gelişiyor. Fakirlere, açlara yardım ediyorlar.

Oruç insanı günahlardan, isyandan, kötülüklerden koruduğu gibi toplumları da taşkınlıklardan, işlenecek suçlardan korur. İşlenen suçlar insanın hayvani yönünden kaynaklanmaktadır. Bunlar da yeme, içme ve cinsel ilişki gibi zevklerden oluşmaktadır. Oruç tutan toplumların fertleri iradelerine sahip çıkar, sabırlı olur.

Oruç, zihne saflık, hafızaya kuvvet, ruha dinginlik, kalbe (kişiye, aileye ve topluma) huzur kazandırır.

Bütün bunlarla birlikte oruçtaki en büyük hikmet, nefsin terbiyesine yöneliktir. Allah, oruç ile nefisleri terbiye etmek istiyor.

Rivayet edildiğine göre Allah, nefsi yarattığı zaman soruyor: “Men ene ve men ente?” (Ben kimim ve sen kimsin?) Nefis: “Ene ene, ente ente” (ben benim, sen sensin) diyor. Sonra Allah, nefse türlü azaplar ettikten sonra yine soruyor: “Ben kimim ve sen kimsin?” Nefis yine: “Ben benim, sen sensin” diye cevap veriyor. Allah bu defa nefsi aç ve susuz bırakıyor. Aç ve susuz kalan nefis, acziyetini, zayıflığını ve hiçliğini görüyor. Allah tekrar sorunca:  “Ben kimim, sen kimsin?” Bu defa: “Ente Rabbiye’l-Rahim ve ene abdulke’l-aciz” (Sen benim merhametli Rabbimsin, ben ise senin aciz kulunum) diyor.

Oruç, insandaki firavunluk damarını kırıyor. Her insanda firavunluk damarı vardır. Onu açlıkla, ibadetle, tefekkürle terbiye eden kontrol altına alır. Ona her istediğini yediren, içiren, tattıran onu serkeş yapar, firavunlaştırır.

Müslümanların çoğunluğu dil ile söylemese de yaşantısı ile Allah’a “Sen sensin, ben benim” diyor. Halbuki Allah bizi, kendisine kul olalım diye yarattı.

Allah’a kul olmanın yolu nefis terbiyesinden geçer. Nefsini terbiye eden, Allah’a kul olur. Nefsine kul olan, Allah’a kul olamaz.

Oruç, en nihayetinde cenneti kazandırır.

Tabi, orucun bütün fayda ve kazançlarına ulaşmak için bizim orucu değil, orucun bizi tutması gerekir. Oruç, bizi yeme, içme, cinsi münasebetten uzak tuttuğu gibi, gözlerimizi harama bakmaktan, dilimizi gıybetten/çekiştirmekten ve bütün organlarımızı haramlardan uzak tutmalı.

Böyle olduğu zaman orucumuz, oruç olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.