Şehit Aytaç Baran şehadetinin 11'inci yıl dönümünde mezarı başında yad edildi

PKK tarafından 9 Haziran 2015'te düzenlenen silahlı saldırı sonucu katledilen Yeni İhya-Der Başkanı Aytaç Baran'ın şehadetinin üzerinden 11 yıl geçti.

Diyarbakır merkez Bağlar İlçesi Yeniköy Asri Mezarlığındaki kabri başında düzenlenen program, okunan Yasin-i Şerif ile başladı.

Okunan Yasin-i Şerif'in ardından Şehitler Kervanı Platformu adına günün anlam ve önemine ilişkin İbrahim Yaz, şehit Aytaç Baran üzerinden PKK'nin bölgede yaptığı katliamlardan söz ederken aynı zihniyetin Gazze'de sürdürdüğü soykırımlara değindi.

"Şehadet en büyük arzusuydu"

Aytaç Baran'ın hayatı boyunca şehadeti arzuladığını belirterek, onun dava uğruna gösterdiği fedakârlıklara dikkat çeken Yaz, "Değerli kardeşler, dile kolay 11 yıl geçti. On bir yıl önce, yine aynen bir salı günü öğleden sonra aziz kardeşimizin şehadet haberi geldi. O çok özlediği, çok arzuladığı, sürekli olarak Allah'tan istediği; gördüğü her dosttan, her kardeşten 'Allah için şehit olmam için bana dua edin' diyen aziz hocamız, istediğine, muradına nail oldu. Evet, hakkıyla isteyenler, bunu arzulayanlar, şehadet şerbetinin özlemini duyanlar, bunun için çalışan ve gayret edenler; işte önümüzde durduğu gibi bu aziz kervanın yolcuları oldular." şeklinde konuştu.

"Onlar davalarından asla vazgeçmediler"

Şehitlerin görevlerini yerine getirdiklerine şahit olunduğunu, zalimlerin ve İslam düşmanlarının tüm tehditlerine rağmen boyun eğmediklerini söyleyen Yaz, "Şahidiz ya Rabbi! Onlar görevlerini yerine getirdiler. Şahidiz ya Rabbi! Onlar zalimlerin, İslam düşmanlarının tüm tehditlerine rağmen boyun eğmediler, geri durmadılar, yılmadılar, pes etmediler ve son ana kadar o tevhid bayraklarını dalgalandırdılar. Bu uğurda canlarından vazgeçtiler. Şahidiz ya Rabbi! Onlar zalimlerin, İslam düşmanlarının bütün engellerine rağmen o engelleri aşarak muratlarına erdiler. Şahidiz ya Rabbi! Onlar, 'Allah yolunda şehit olsaydım, sonra dirilseydim, tekrar şehit olsaydım, sonra dirilseydim, tekrar şehit olsaydım' diyen Peygamber Aleyhissalatu Vesselam'ın o sözüne sadık kaldılar. Şahidiz ya Rabbi! Onlar, 'Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerindir' diyen Üstad Hasan el-Benna gibi hiçbir zaman pes etmediler. Şahidiz ya Rabbi! Onlar, 'Ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım' diyen Ömer Muhtarlar gibi dimdik ayakta durdular. Onlar sözlerini yerine getirdiler. Onlar ahitlerine vefa gösterdiler. Şahidiz ya Rabbi! 'Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki ben kazandım' diyen o önderler gibi, o liderler gibi, o sahabeler gibi hiçbir zaman pes etmediler." ifadelerini kullandı.

"Hiçbir zaman, asla ama asla davalarından vazgeçmediler"

Konuşmasında Diyarbakır'daki çok sayıda şehidin kabirlerinin bulunduğunu hatırlatan Yaz, "Değerli kardeşlerim, işte aziz İslam şehitlerinin huzurundayız. Karşımızda şehit Aytaç Baran, karşımızda şehit Yasin, şehit Hasan, şehit Hüseyin, şehit Turan ve diğer aziz şehitlerimiz var. Yine bu mezarları gezin. İşte az ileride yine on, on beş tane İslam şehidimiz var. Karşıda şehitlerimiz var. Mardinkapı'da şehitlerimiz var. Yenikapı'da şehitlerimiz var. Her tarafta şehitlerimiz var. Onlar zamanın en kötü olduğu dönemlerde, şartların en zor olduğu dönemlerde, insanların ayakta durmakta güçlük çektiği dönemlerde, insanların korktuğu dönemlerde, Allah demenin bir bedelinin olduğunu bildikleri günlerde; hiçbir zaman, asla ama asla davalarından vazgeçmediler. Onlar teslim olmadılar. Bu bir imtihan dünyasıdır aziz kardeşlerim. Zaman geçiyor. Kimileri ayakta kalıyor, kimileri oturuyor, kimileri diz çöküyor. Ama öyle bir zamanın içerisindeyiz ki ancak ve ancak hakkıyla iman eden, hakkıyla teslim olanlar ayakta durabiliyorlar." dedi.

"Bu dava çok büyüktür"

İslam coğrafyasının birçok sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu belirten Yaz, özellikle Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olması gerektiğini vurguladı.

Yaz" Öyle bir zamanın içerisindeyiz ki İslam coğrafyasında ümmetin nüfusu bir buçuk, iki milyar iken sadece bir avuç Gazzelinin ayakta direndiği, mücadele ettiği bir dönemin içerisindeyiz. Öyle bir zamandayız ki insanların rehavete kapıldığı, adeta dünyaya taptığı, insanların yorulduğu, mental yorgunluğun içerisine girdiği, insanların şehadet bilincini yitirdiği, insanların rahatına düşkün olduğu, insanların yaşayarak İslam'a hizmet etmek istediği bir dönemde; onlar ölerek, onlar can vererek, onlar en sevdiklerini feda ederek bize bunu ispatlamanın derdinde ve gayesindedirler. Onlar, 'Bu dava çok büyüktür. En iyilerimizi feda etmemiz gerekir.' diyen şehit rehberlerinin izlerinde yürüdüler ve hiçbir zaman bu bayrağı indirmediler, aziz kardeşlerim." ifadelerini kullandı.

"Bu dava bedelsiz olmaz"

PKK ve dönemin uygulamalarının yıllarca Müslümanlar üzerinde baskılar oluşturduğunu söyleyen Yaz, Aytaç Baran'ın da bu süreçlerde büyük bedeller ödediğini ifade etti.

Baran'ın uzun yıllar cezaevinde kalmasına rağmen hiçbir zaman davasından vazgeçmediğini belirten Yaz, "Ta 90'lı yıllardan bugüne kadar mürted örgüt PKK ve yine hakeza sistem, sürekli olarak Müslümanların üzerine gelmekte, Müslümanlara zulümler yapmaktadır. İşte bundan dolayı Aytaç Koca gibi kardeşlerimiz nice bedeller verdiler. Şehit Aytaç Baran Koca yine zindanın bahadırlarındandı. Medrese-i Yusufiye'de yıllarca kalmasına rağmen hiçbir gün şekvâ etmedi, hiçbir gün isyan etmedi, hiçbir gün 'Neden?' diye sorgulamadı. Çünkü onlar biliyorlardı ki bu dava bedel istiyor. Çünkü onlar biliyorlardı ki, o ve onun gibileri biliyorlardı ki bu dava bedelsiz olmaz, çilesiz olmaz.

Onun için Şehit Seyit Kutup'un dediği gibi: 'Bu yol dikenlidir. Ayağını seven gelmesin.' Aynen bu anlayışla hareket ettiler, mücadele ettiler ve bu uğurda her türlü bedeli verdiler, değerli kardeşlerim. Yine şehit; varlığını, inandığı ulvî dava uğruna feda edendir. O aziz davanın varlığı için kendi varlıklarını ortaya koyanlardır. İşte onlar gittiler ama ardından yüzlerce, binlerce Yasin'i, binlerce Aytaç'ı, binlerce Turan'ı, Hasan'ı ve Hüseyin'i bırakarak gittiler. Şehitler işte bunun için vardılar. Nasıl ki insanlar rehavete daldıkları zaman, nasıl ki insanlar dünyevileştikleri zaman, nasıl ki insanlar kısa hesapların peşine takıldıkları dönemlerde; işte bunlar ayağa kalkıyor ve varlıklarını ortaya koyarak, 'Kalkın, sizler de bu aziz İslam davası uğrunda can verin.' diyen Enesler gibi varlıklarını ortaya koyuyorlar ve en ileriye doğru giderek hayatlarını kurban ediyorlar." diye konuştu.

"Şehadetinden bir gün önce şehit olmak için dua etmiş"

Konuşmasında Yaz, Aytaç Baran'ın şehadetinden bir gün önce şehitlerin kabirlerini ziyaret ettiğini ve burada şehit olma duasında bulunduğunu da hatırlatarak, "Vallahi biz onun hayatının her döneminde şehadete olan aşkını, davasına olan aşkını, hizmete olan aşkını sürekli görüyorduk. Her hâlükârda kendisini, ailesini, bütün sevdiklerini hiçbir zaman davasının üstünde tutmadı. Hiçbir zaman dünyalık bir hedefi, bir gayesi olmadı. Şehadeti istiyordu ama bunu hayatına aktarıyordu. Birçoğunuzun bildiği gibi Şehit Aytaç Baran Hoca, salı günü şehadete ermeden önce, pazartesi günü, yani tam 24 saat önce, Mardinkapı Mezarlığı'nda yine aynen böyle şehit olmuş olan kardeşlerimizin, ağabeylerimizin mezarlarının başına gitti. Şehit Abdullah'ın mezarının başına gitti. Seyda Molla Muhammed Sudan Hoca'nın mezarının başına gitti.

Şehadetinden 24 saat önce mezarın başında ellerini kaldırarak şöyle dedi: 'Ya Rabbi, bu şehitlerin mübarek kanı hürmetine... Ya Rabbi, bu seydamızın mübarek kanı hürmetine beni de onların yanına al. Beni de şehitler kervanına kat. Ben artık bu dünyalıktan yoruldum. Bundan dolayı Ya Rabbi, duamı kabul eyle.' Aziz kardeşlerim, şehadetinden 24 saat önce, pazartesi günü sabaha doğru arkadaşıyla beraber mezarlığa gitti, bu duayı etti. Yirmi dört saat geçmeden şehadet haberi geldi. " ifadelerini kulandı

"Şehit Aytaç yüce bir anlayışa sahipti"

Aytaç Baran'ın özellikle gençlerin eğitimi ve manevi gelişimi için büyük gayret gösterdiğini aktaran Yaz, "İşin açıkçası Müslümanlar olarak şöyle bir tefekkür edelim, kendi iç muhasebemizi yapalım. Gerçekten biz şehadet bilincinin farkında mıyız? Bunu canıgönülden istiyor muyuz? Dualarımızda yaptığımız şehadet talebi bizim dilimizden aşağıya gidiyor mu? Amelimize yansıyor mu? Pratiğimize yansıyor mu? Biz şehadeti isterken, bunu sadece kuru bir söylemden ve slogandan mı ibaret sanıyoruz? Bakın, bütün tehditlere rağmen, PKK'nın, mürted örgütün Aytaç Hoca'yı defalarca tehdit etmesine rağmen o hiçbir zaman vazgeçmedi, davasından taviz vermedi. Vallahi Aytaç Hoca'nın dünyalık bir derdi, bir hedefi, bir gayesi yoktu. Öyleyse şöyle bir muhasebe yaptıktan sonra biz şehadet bilincinin acaba neresindeyiz? Gerçekten bunu bütün hayatımızla mı istiyoruz? Yoksa eksikliklerimiz mi var? İşte Aytaç Hoca'nın, 6-8 Ekim şehitlerinin mezarının başındayız ve inanıyoruz ki onlar da bizi duyuyorlar.

Öyleyse bize emanet bıraktıkları bu davaya sımsıkı sarılabilmek için nasıl bir gayretin içerisindeyiz? Nasıl bir hizmet aşkının içerisindeyiz? Onların mezarının başında tefekkür etmemiz lazım. Nasıl ki gece yarılarına kadar bu halkın çocuklarıyla ilgileniyorduysa, gençlerle ilgileniyorduysa; bizzat ona söyledim, daha önce de defalarca dedim: 'Hocam, gece yarılarına kadar buralardasın. Biraz çocuklarına, Hasan'a, Hüseyin'e de zaman ayır.' Dediğimiz zaman şöyle demişti. Bu söz kulaklarımıza daima küpe olsun: 'Ben bu milletin çocuklarıyla ilgileneceğim. Ben bu halkın çocuklarıyla ilgileneceğim. Onlar da büyüsün, benim çocuklarımla ilgilensin, onların üzerinde dursun.' İşte böyle yüce bir anlayışa sahiptiler. Kendi çocuklarından vazgeçmişlerdi. Kendi ailelerinden vazgeçmişlerdi." dedi.

"Kendi nefsimizi sorgulamaz gerekiyor"

Şehitlerin geride bıraktığı dava ve değerlerin korunmasının önemine dikkat çeken Yaz, "90'lı yılların en zor şartlarında cami çalışmalarının başında bulunan kardeşlerimizden biriydi. Yılmadı, pes etmedi. Kemalist sistemin tüm zorbalıklarına, tüm tehditlerine rağmen hiçbir şekilde geri adım atmadı. Zindanda da aynı şekilde geri adım atmadı. Şehadet bilinci onları kuşatmıştı. Ne yapıyordu değerli kardeşlerim? Kendisi zindanda, kardeşlerine hizmet ederek vaktini geçiriyordu. Yaşlı ve hasta olanların kirli sepetlerindeki elbiseleri toplayıp, onlardan habersiz yıkıyordu. Herkesten önce kalkar, oradaki kardeşlerimizin bulaşıklarını yıkıyordu. Böylesine fedakârdı. Şimdi biz kendi iç âlemimizde bir kıyas yapalım. Bizler bu işin neresindeyiz? Bu kadar davasına sebatkâr olan, bu kadar davasına hizmetkâr olan, bunun için çalışan, gayret eden Şehit Aytaçlar gibi onlarca, yüzlerce kardeşimiz vardır. Az önce dediğimiz gibi, sadece bu mezarlıkta yirmi veya otuza yakın, belki daha fazla şehidimiz vardır." diye konuştu.

" Eğer biz neslimizi ihya edersek işte o zaman aziz oluruz"

İslam coğrafyasının birçok sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu belirten Yaz, özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek Müslümanların birlik ve dayanışma içerisinde olması gerektiğini vurguladı.

Yaz, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: "İşte onların emaneti bugün bizlerin omuzlarındadır. Ya izzetle bu emaneti taşır ve Allah'ın razı olduğu kullardan oluruz ya da zilletle Allah'ın huzuruna varacağız. Burada bacılarımız var, ağabeylerimiz var, kardeşlerimiz var. Allah için, şehitlerin mübarek kanı için, onların hatırı için; buradan çıktığımız zaman şöyle bir tefekkür edelim. Bu hizmet yarışında biz neredeyiz? Hizmet anlayışında biz neredeyiz? Çocuklarımız nasıl yetişiyor? Bakın, Gazze'dekiler nasıl yetişiyor? Eğer biz neslimizi ihya edersek, eğer biz çocuklarımızı bir bilinçle ihya edersek, işte o zaman aziz oluruz.

Zalimlerin bütün zorbalıklarına karşı hiçbir zaman zelil bir duruma düşmeyeceğiz. Ama eğer bunu yapmazsak, bakın ümmet olarak zaten böyle bir zilletin içerisindeyiz. Daha yanı başımızdaki Gazze'deki kardeşlerimize bir su bile ulaştıramayacak kadar aciz, korkak bir yığın hâline geldik. Bütün bunlardan hepimizin ciddi manada ders alması lazım."

İLKHA

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Bağlar Haberleri

Şehitler Kervanı Platformu’ndan Şehit Aytaç belgeseli
Günümüzün Mus'ab bin Umeyr'i: Şehid Aytaç Baran
“Kürt halkının onuru, kırmızı çizgimizdir”
Diyarbakır'da Mayıs ayında meydana gelen 742 trafik kazasında bir kişi öldü 602 kişi yaralandı
18 şüpheli hakkında işlem yapıldı