Siyasetin bütünlemesi 1 Kasım'da

Mustafa CANAN

 Kutuplaştırıcı propaganda argümanlarıyla, hakaretlerle, çatmalarla, uçuk vaatlerle, kimi danışıklı sataşmalarla, HDPKK'nin korkutma, sindirme, ikna etme çalışmaları ve “kıyamet edebiyatıyla”, Ak Partinin süreç balonuyla ilgili yaldızlı sözleriyle beraber 7 Haziran 2015 genel seçimleri geride kaldı.

Genelde tüm seçimlerin propaganda dönemlerinde olsa da özelde 7 Haziran propaganda dönemi çok ilginçti.

O dönemde Türkiye'deki birçok siyasi parti uçuk vaatler, astronomik rakamlar, pembe hayallerle vatandaşa nutuk çekiyorlardı.

O dönemdeki söylemleri, duruşları, yaklaşımları akıl terazisine vuralım.

Propaganda dönemindeki vaatler nerde kaldı?

Bu gün çok iyi anlaşılıyor ki birçok parti aslında bekârın karı boşama pozisyonunda durmuş.

Saçmalayanların, ciddiyetsizlikten cezalandırılması gerekmiyor muydu? Diye sorduğumuzda, aslında seçmen okuyabildiği, görebildiği, birbirinden ayırabildiği kadarıyla refleks geliştirmiş ve partilerin karnesini ona göre vermiş.

Netice siyasette, sınıfta kalan kalana…  Hiçbir parti tek başına hükümet kurabilecek kadar geçer not almadı.

Seçim sonrasına geldiğimizde toplumda olası bir koalisyondan istikrar çıkıp çıkmayacağı tartışılırken partiler arasında yapılan görüşmelerden istikrar bir yana koalisyon bile çıkmadı. AK Parti ve CHP arasındaki görüşmeler bir nebze nezaket çerçevesinde gerçekleşmiş olsa da genel itibariyle tüm partilerin bu 45 günlük sürede bile atışmaları, sataşmaları, laflaşmaları ve ithamları sebebiyle gergin bir atmosferin devam etmesinde katkısı(!) yadsınamaz.

Aslında şiddetin, hakaretin ve öfkenin hüküm sürdüğü bir atmosfere partilerin katkı sunması 7 Haziran'da milletin kendilerine verdiği notu/mesajı iyi oku(ya)madıklarını da gösteriyor.

Geldiğimiz nokta itibariyle siyaset bütünlemeye girecek. Bütünleme sınavının tarihi 1 Kasım olarak belirlendi.

Çalışmalar yapılacak, notlar düşülecek, tekrarlar yapılacak, denemeler çözülecek ve nihayetinde herkes heybesiyle/çantasıyla seçmenin kapısını çalacak.

Partiler çalışma için start verdiler aslında. Fakat iyi bir muhasebe elzemdir. Partilerin eksi ve artılarını ortaya koymaları, eleştiriye kapı aralamaları, seçmenin üzerinde etkili olan, seçmenin fikrini ve kararını belirleyen unsurları belirleyip bunları masaya yatırmaları gereklidir. Pembe gözlüklerden kurtulup reelle yüzleşmeleri, reel ve sanal tüm faktörleri öne sürmeleri gereklidir. En önemlisi seçim/sandık güvenliği sağlanmalı, propaganda adı altında halkın tehdit edilmesine, sindirilmesine hiçbir partinin göz yummaması ve seçim güvenliğiyle ilgili sıkıntının giderilmesinin gerekliliği tüm platformlarda yüksek sesle dillendirilmelidir. Özce bütünlemeye bırakan yanlışlardan ders çıkarılmalıdır.

Yoksa partilerin aynı adayları, aynı çalışma stilleri, seçmenin kafasına inen kirli bilgi sopası, HDPKK'nin barış ve demokrasi için seçmene doğrulttuğu namlular, emniyet birimlerinin seçim güvenliğiyle(!) ilgili üç maymunu oynaması, mütedeyyinlerin halkın maslahatı ve sağduyu deyip HDPKK'nin Hüda Par'a karşı olan hazımsızlığını, tahamülsüzlüğünü ve saldırganlığını sineye çekmesi,  namaz ve niyaz, hizmet ve hoşgörü edebiyatı yapan abi ve ablaların Lut kavminin ahlaksızlığını ahlak edinenler için oy dilenmesi olduğu müddetçe 1 Kasım'da bir değişiklik olur mu, bekleyip göreceğiz. Vesselam.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.