Suriye handikabı

Abdullah KAVAN

Şu bir gerçek ki Suriye bir satranç alanına dönüşmüş durumdadır. Vekâlet savaşlarını aşıp asli savaşlara dönüşmüş bir durumla karşı karşıyadır. Bu savaşlar içerisinde birçok ülkenin hesapları söz konusudur. Bu kartı en kârlı şekilde kullanmak isteyen ABD ve Rusya bir noktada anlaşmış gözüküyor. Bunun içindir ki Rusya'nın istediği yeri bombalamalarına ses çıkarmayan ABD, aynı muameleyi Rusya'dan görüyor. ABD'nin oyun ve saldırılarında da bu sefer Rusya ses çıkarmıyor. Özellikle “Esed'in gitmemesinde” ikna olan ABD'nin;  Rusya'yı parçalanmış bir Suriye konusunda ikna etmişe benziyor. Görünen o ki, bu denklem üzerinden tıpkı Irak gibi “federal bir Suriye” konusunda anlaşmış bulunuyorlar. Bu konuda Esed ikna edildiği gibi İran'da bu karara karşı çıkma pozisyonunu kendinde bulmuyor. Burada anlaştıkları denklem üzerinde; sorun olan ve olmaya devam edecek gibi görünen Türkiye'nin buna nasıl ikna edilebileceği…

Bu konuda Türkiye'nin kırmızıçizgisi olarak açıkladığı “Fırat'ın Batısı” kimin elinde kalacak? Sorusu. Bu günlerde o kırmızı hatta dâhil edilmek istenen ve ilk adımı da Türkiye'ye 40 km. uzaklığı olan Menbic'in muhtemel işgalinden sonra kimin elinde kalacağı… ABD destekli hava saldırısı ve YPG öncülüğünde ilerleyen karadan askerlerin Menbic'i ele geçirdikten sonra yerleşecek gücün önemi… Türkiye bu konuda rahat değil ve sözde müttefiki olan ABD'yle siyasi bir gerilim yaşamaktadır. Bu gerilim siyasetini yumuşatmak ve Türkiye'nin gazını almak adına, ABD'nin “ YPG güçlerinin orada kalmayacağı garantisini Türkiye'ye veriyoruz” açıklaması Türkiye'yi rahatlatmış değildir. Rahat olmamasının sebebi ise ABD'nin bu konuda gerçekçi olmadığı ve sözünde durma konusunda karnesi pekiyi olmadığıdır. Tıpkı “PKK'yı terörist görüp YPG'yi terörist görmüyoruz” açıklaması gibi tutarsız davranışlar… Fırat'ın batısına yerleştirilecek bir PYD/YPG gücü, Türkiye için hep sorun olacaktır. Şu anda Suriye topraklarında eğitilen teröristlerin gelip Türkiye'de eylem yapması bu gerçeklik ve rahatsızlığın nedenidir. Salı günü İstanbul'da patlatılan bombanın ve 11 kişinin katledilmesi bu buz dağının sahaya yansıyan küçük bir örneğidir.

Bu konuda Türkiye çözüm noktasında yeni arayışlar peşindedir. Bir taraftan Suriye politikasını kısmi olarak da olsa değiştirme hamleleri peşindedir. Yeni seçilen Başbakanın, “dış politikamız değişecek” sinyalleri bu girişimin ilk adımı olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin Suriye'de yanıldığı nokta; Esed'in 6 ay gibi kısa bir sürede gideceği ön görüsüydü. Bu ön görünün yanlış olduğunu geç de olsa anlamış bulunuyor. Türkiye bir nebze de olsa İran, Rusya, Çin devletlerini hesaba katmayarak Suriye politikasında acele ettiğinin farkına vardı. Şimdi ise bir çıkış arayışındadır… Diğer taraftan ise “İslam işbirliği teşkilatını” bir araya getirerek alternatif güç elde etme mesajları sunmaktadır. ABD ve Avrupa'nın hilelerine karşı bir birliktelik oluşturma peşindedir. Kendisini sıkıştırmak isteyen küresel güçlere karşı yerel ve Müslüman güç oluşturma peşindedir. En azından bu çalışmayla onlara gözdağı verme yolunu tutmuş bulunuyorlar.

Netice olarak; Türkiye'nin rahat bir nefes alması; Suriye'nin belirli bir kalıpta savaşın durmasıyla alabilir ki bu pek kolay gözükmüyor. Kolay gözükmeyen bu tabloya karşı kendi iç ve dış güvenliğini koruyacak adımları atmanın en sağlam yolu siyasi bir politik çıkışı yakalamaktır. Başta İran olmak üzere yakın komşularıyla ortak bir yolda buluşma zeminini hazırlaması gerekir. Suriye handikapını en zararsız şekilde atlatabilecek yol, dış politikasını yeniden gözden geçirmektir. Özellikle ABD gibi devletlerin sözlerine itibar etmemesi ve yakın komşularıyla ortak tehlikeyi bertaraf etmeyle olabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.