Suriye'deki Hedef

Menderes YILDIRIM

Dünya starları, bu gün Suriye üzerinden hesaplaşıyor. Dünya Savaşçılarından daha akıllıca ve profesyonelce hesaplaşıyorlar.  Tepinen fillerin asıl hedefi, görünen hedefin arkasında ama açık.

Dünyadan büyüğüz” diyen 5+1 ülkeleri işte.

Bunlar, iki tane dünya savaşından dersler çıkardı. Artık savaş meydanlarına inmiyor, vekilleriyle vekâlet savaşları veriyorlar. Viran eden kanlı savaşlarını, coğrafyalarında değil; dünyanın kıt kaynaklarının bulunduğu işbirlikçi yönetimlerinin bulunduğu topraklarda veriyorlar.

Ağıtlar bizde yakılıyor, viraneler bizde oluyor. Bizim topraklarda vurur, ağlatırlar; bizim insanımız için koruyucu melek(!?) rolüne girebiliyorlar. Yut yutabilirsen!

Zinhar biline! Kendisini unutturan ama bulduğu her fırsatta işgal ve katliamlara imza atan yukarıdaki güçlerin “uç beyi, karakolu” olan “Peygamber Katili, Kudüs-Aksa Mektebi'nin İşgalcisi Siyonist-Terörist israil” aynı listenin ortasındadır!

Alayının sofrasında mazlum lokması, kılıcında mazlum kanı damlamakta! Geriye kim ve ne varsa bunların gözünde teferruattır.

İşgal, öldürme, sömürme; nitelikli dolandırıcılık, gasp, korsanlık, çete ve mafya işleri cümlesinin devlet politikası. Birbirinden farkları yoktur.

Sultan-ı Kainat'ın (cc) yasalarının, yani mutlak adaletin mahkemesi dünyamızda olsaydı; bunların cümlesi yukarıdaki suçlardan idam/müebbet yerdi; düzenlerinin yaşama şansı kalmazdı ama ne çare!

Anlaşamadıkları tek nokta; mahrumların talan edilecek münbit mülkleri. Bu da Rahman'ın bir ayetidir.

 “İnsanların bir kısmı ile diğerlerini savmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah bütün âlemler üzerine lütuf ve kerem sahibidir.” (Bakara-251) 

Rabbimiz, geçmişte, bu filleri, dinozorları nice defalar birbirine teptirdi, teptirecektir ancak olan -haşa- bizim eşeğe oluyor.

Başa dönerek, dünün tarihini okuyarak, günümüzün tarihini okuyalım ve yarınlarımızın tarihini de böylece anlamaya çalışalım.

Bugün bölgemizdeki hesaplaşmalarda; Müslümanların geleceği olan gözü kara, mahir bir nesil; bin yılların emeği şehir ve medeniyetler yok oluyor. Müslümanların zenginliklerini talan ederlerken; diriliş ve direnişimizin kaynağı bir maziden beslenen o muazzam medeniyetlerimizi yok ediyorlar.

Bu savaş ortamında, serseme dönmüş Müslüman halklar ve itibarsız olmuş devlet yönetimleri etkin olamıyor.

İran'da, ekseni kaydırılmakta olan İslam ile Türkiye'nin seküler kemalizmi; ezilmiş, rencide olmuş İslami gururlara derman olmaya çalışıyor ama ikisinde de sorun var. İkisi de Kitabın Kavli'ne, öze karşı direniyor veya zorlanıyor. 1'den 49'a kadar saydıktan sonra 50 diyeceğine, 30 deyiveriyor.

Her emperyalist küresel istihbaratın kullandığı “Kürt ve Kürdistan” muammaya çevrilmiş; çözüme ramak kala -atalar dininin hatırına, ürküttüğümüz fincancı katırına- teptirip her defasında rafa kaldırıyoruz. Rüyalarından dahi korkuyoruz.

  Bu kardeş ve fedakâr halkın; “DÂD” ile uzanacak ellerin yalancı aşkının dahi esiri olacağını anlayamadık gitti. “Mülkün temeli böylece abad olmaz ki!

“İster isen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim/Pâdşâhlar dâd(adalet/ihsan) ile mülküni âbâd(mamur) eyledi.(Dehhani). 

İslam'ın bu iki kalesinde, İran'da, özellikle de Türkiye'deki kazanımlarda,  ümmetin hatta insanlığın hakkı ve payı vardır; kendileri de itiraf ediyor ama icrada sorun var.

Aslında ikisinin de birer dünya devleti ve küresel güç olmaları zor değil ama “bu akl u fikr ile..” zor.

Suud ve Mısır yönetimleri; saltanatlarının bağışlanmaları karşılığında, Müslüman avlıyor.

Haçlı; bunlardan daha merhametli. “Vurun-kırın ama aşırıya kaçmayın...” diyorlar. Hamileri dizginlerini çekmese, eminim bu kuduzlar, daha fazla can yakar.

Umudumuz, Türkiye ve İran'ın, Hakkın Lokomotifi'ne vagon olmaları; ya da aynı yöne giden iki lokomotif olmalarında.

Hakk'ın; bir gün mağrur gafili, vagondan bile atabileceğinin şahidi ise tarihtir. Mustaz'aflar, Nisa-75. ayetiyle çağırıyor:

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu şehirden kurtar; rahmetinle bize sahip çıkacak bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder' diyen güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?”

Savaş maddi ve manevi cephelerde! 

Cafer-i Tayyar da düştü ama Mute'de; Hakk'ın Sancağı yerde; cennet, az ilerde!

“And olsun! Soluk soluğa koşanlara! Kıvılcımlar saçarak şafakta baskın yapanlara! ..insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür...!” (Adiyat-1-5).

Haydi! İman ve insanlığın seçilmişi olmaya vesselam.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.