Uzak Olunca Şahin, Yakın Olunca Suspus…

Abdullah ASLAN
Dünyanın dört bir tarafında zulümler, ölümler, sürgünler devam ediyor. Müslümanların her biri bireysel olduğu kadar, camia olarak da bunlarla hemhal olması gerekir. Bütün Müslümanların, zulüm ve haksızlık kime yapılıyorsa yapılsın karşı durmaları icap ediyor. Moda tabirle zulüm kimden geliyorsa gelsin ve mazlum kim oluyorsa olsun dini, dili, ırkı neyse fark etmeden mazlumun yanında zalimin karşısında olmak imanî bir görevdir.


Hele bu mazlumlar, dünyanın herhangi bir yanındaki Müslümanlar olsa, bu mustaz’aflar Peygamber âşıkları olsa geri durmak, onların duyduğu acıyı hissetmemek mümkün mü?

 Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerimede “…Mü’minlere kol kanat ger.” (Hicr, 88) diye emrederken, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve selem- bir hadîs-i şerîflerinde : “Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen onlardan değildir.” (Taberânî) diye ferman buyuruyor.

Bunun için Müslümanların ve mazlumların dertleriyle dertlenmemiz, onlara yapılanları bize yapılmış gibi telakki etmemiz gerekiyor.

Cüneyd-i Bağdadî’nin hocalarından (şeyhlerinden) Seriyy’us Sakati (KS) bir seferinde başkasına dokunan acıyı kendinde hissetmediğiyle alakalı bir anısını anlatıyor. Sakatî, “Bir gün Bağdat çarşısı yanmıştı. Birisi koşarak bana geldi ve ‘Bütün Bağdat çarşısı yandı, bir tek sizin dükkânınız kurtuldu. Gözünüz aydın!’ dedi. Ben de diğer dükkânı yanan kardeşlerimi düşünmeden kendi nefsim adına ‘Elhamdülillah!’ dedim. Ancak otuz yıldan beri bu gaflet ânım için istiğfar ederim.” (İbn-i Hallikan) diyor.

Yapılan her bir haksızlığı kendimize yapılmış saymalı, giden her bir can bizden gitmiş gibi olmalı, koparılan her bir kol, baş, ayak bizden koparılmış addetmeliyiz. Verilen her bir ceza, bize verilmiş gibi uykumuzu ka-çır-ma-lı-dır.  Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesi; imanı kemiren, yok eden egoist zihniyetin bir tezahürü, bir neticesidir.

Müslüman bencil olamaz, Müslüman hodbin yaşayamaz, Müslüman duyarsız kalamaz.  Yaşanan mezalimin coğrafik olarak yakın ya da uzak olması arasında hiçbir fark gözetilmemeli. Uzak olunca şahin, yakın olunca sus pus koyun gibi davranmamalı. Bugün Türkiye’de son bir-iki hafta içerisinde yok yere 20 Müslüman’a 150 yıla yakın hapis cezası verildi. Ve bu cezalar bana göre Filistin davası için, Kutlu doğum etkinlikleri ve İslami faaliyetler üzerine verildi.

Bir mukayese anlamında söylemiyorum ancak inanıyorum ki bu bizden uzak başka bir diyarda olsaydı şimdi çoktan afişle manşetleri doldurmuştu. Ama yakın olunca sonuçlarını duyacak, hissedecek hatta sonuçlarına katlanmamızı gerektirecek bir mezalimi görünce maalesef üç maymunu oynuyoruz. Bırakın bir yerde tepki vermeyi protesto için yapılan basın açıklamasında, küçük şeyler için bile ikide bir kameralar önüne çıkanlardan hiç kimseyi göremeyişimiz Müslümanlara yapılan zulme ne kadar tepki(siz)li olduğumuzun nişanesiydi. Bu tavır İslami olmadığı gibi insani de değildir. Çünkü hiç suç işlememiş insanlara bu kadar cezayı reva görmek ve buna ses çıkarmamak evrensel insanî değerlerle örtüşmüyor.

Burada bu anlamda Suriye meselesiyle alakalı mustaz’af camiayı suçlayanlar da olabilir ki öyle duyuluyor. Uzaktan ahkâm kesenlerin Suriye meselesinde “fazlasını veren” değil yüreğini ortaya koyan, ekmeğini, evini evet evet evini paylaşan Müslümanlara dil uzatmadan önce kendilerinin ne yaptıklarını bir kere somut olarak ortaya koymaları gerekir. Gerek bireysel, gerek kimi dernekler vasıtasıyla daha ilk günden Mustaz’af Camianın Suriyeli mazlum, mülteci ve muhacirlerle ilgili kendi imkânları çerçevesinde yapıp ettikleri, azımsanmayacak derecede kıymettardır. Onlar mültecilerini haliç köprüleri altında açlığa mahkûm etmedi.

Yarın öbür gün bu yardımlarla alakalı da birileri mahkeme önlerine çıkarılsa ve hapis cezalarına çarptırılsa hiç şaşmayın. Olur ya birileri çıkıp ‘siz bütün bu yardımları örgüt adına yaptınız’ derse ne yaparsınız. Korkarım o zaman da bugün bu yardımları destekleyenler “yanlış yaptınız…” diyecek yine uzak bir diyarın yardımına koşarak burunlarının dibindekileri gördükleriyle baş başa bırakırlar.

Bu hastalıktan kurtulmalıyız artık. Hem “yakın”ı hem “uzak”ı görebilmeliyiz. “Yakın”ı gördüğümüz takdirde “uzak” için hep beraber daha iyi işler yapabileceğimiz kuşku götürmeyecek kadar açıktır.

Selam ve dua ile…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.