Van halkının kara sevdası

Sait ŞAHİN

Kutlu doğum etkinliklerinin yapıldığı her yerde büyük bir rağbet, katılım ve coşku var. Elhamdülillah yaşanan coşku ve heyecan itibariyle kutlu doğum etkinlikleri yavaş yavaş bir bayram havasına da bürünüyor. Bu etkinliklere katılan halk, tarifi imkansız duygular yaşıyor. Bu duygu atmosferini bir defa yaşayan kimse, gelecek seneki etkinliğin yolunu gözlüyor.

Gittiğimiz her kutlu doğum etkinliğinde, halkın Resulullah’a (sav) olan sevgisini, sevdasını müşahede ediyoruz. Hatta Allah’ın Resulü’ne (sav) karşı beslenen sevgi ve sevdanın, bazı yerlerde kara sevdaya dönüştüğünü de görüyoruz.

8 Nisan Pazar günü Sıhke Caddesi dört yol üzerinde yapılan etkinliğe katılan Van halkı, Resul’e (sav) kara sevdalı olduğunu gösterdi. Bu sevdaya insanlarla birlikte melekler, caddeler, yağan yağmur şahitlik etti.

Öğle namazından daha bir saat önce, insanların etkinlik alanına akın ettiğini söylemişlerdi. Ancak bu haberden sonra yağmur şiddetini artırmaya başlamıştı. İtiraf etmeliyim ki, etkinliğin yapılacağı meydana gitmeden önce, herkes gibi ben de içimde acabalar yaşadım. Etkinlik alanına yakın bir yerde öğle namazını kıldık ve alana gitmek için cami dışında bir müddet araba bekledik. Gerçi alan yakındı, fakat yağmur devam ediyor ve yağmurun bir türlü durduğu da yoktu.

Etkinlik alanına vardığımızda, gördüğümüz manzara herkes gibi bizleri de hayretler içinde bıraktı. Toplanan on binlerce insan, yağan yağmurun altında etkinliğin başlamasını bekliyordu. Çok az bir kısım insan şemsiyeleri ile gelmişlerdi. Bu şartlar altında zamanında başlaması gereken program, yarım saat öne alındı, insanlar fazla sıkıntı çekmesinler diye. Program başladıktan sonra bir ara yağmur durdu, hafif bir güneş de açtı. Programın ortalarından itibaren tekrar bu defa bardaktan boşalırcasına çok şiddetli bir yağmur yağmaya başladı. Halkın dağılması bekleniyordu. Fakat kimse yerinden ayrılmadı.. Öyle ki bu manzarayı gören basın mensupları hayretten ağızları açık bir şekilde seyretmeye başladılar. Sadece onlar değil hayret eden, alanda görevli polisler de hayretlerini açıkça dile getirdiler: “Şayet bu halkı başka bir amaç toplamış olsaydı, yağan bu yağmur ile insanlar çoktan çil yavrusu gibi dağılıp gitmişlerdi. Ama kimse yerinden ayrılmıyor.”

Evet, bu halkı baskıcı bir rejim asker ve polis zoruyla toplamadı bu meydana. Bu halk kendilerine dağıtılacak ikramiye, hediye vaatleri ile de toplanmadı. Saatlerce ayakta kalıp, yağmur ve soğuğun çilesini yaşayan halk, tüm bunlara Resulullah’a (sav) duydukları sevgi için katlanmıştı.

Gerçekten hayret ve hayranlık uyandıran bir manzara… Şiddetle yağan yağmur ve Van’ın soğuğu… Öyle ki, kendisini unutan halka biz acımaya başladık ve daha fazla perişan olmamaları için konuşmaları kısa tuttuk ve programdan kısmak zorunda kaldık. Neticede iki saatten fazla süren program bitti. Araç beklemek üzere boş bir dükkana girdik ve dağılan halkı gözlemlemeye başladık. Program bitmiş, kayıttan parçalar veriliyor ve bir kısım insanlar yağan yağmura rağmen alanı terk etmeden parçalara eşlik edip, tevhit bayraklarını sallamaya devam ediyorlardı.

Ayrılan insanlara bakıyorum, tepeden tırnağa sırılsıklam olmuşlar. Kimi kadınlar kucaklarında taşıdıkları çocukları ile beraber ıslanmış. Yolları sel almış, karşıya geçmek zorlaşmış. Peygamber sevdalısı bir genç koşuyor, kocaman briketler bulup getiriyor. Ayakkabıları ile sulara giriyor ve briketleri diziyor insanların geçmesi için.

Soğuk, ıslaklık, çamur, perişanlık… Kızgınlık ve şikayete sebep o kadar şeye rağmen, insanlar hallerinden memnun bir şekilde ve manevi bir lezzet içinde ayrılıyorlar.

Van’da yaşananlardan bir övünç payı çıkarmaya çalışmıyorum, bilakis sözü bir yere getirmek istiyorum: Allah Teala bu halkın Allah’a, Peygamberine ve İslam’a olan sevgisini herkese gösterdi. Ve halk yağmura, soğuğa, zorluğa, sıkıntılara rağmen “biz varız” dedi. Peygambere olan sevgilerini ortaya koyup; “biz buradayız, biz hazırız, alıcıyız dediler. Tevhit mücadelesi adı altında bizleri dışlayıp, bizimle gereksiz kavgalar yapacağınıza, bize gelin ve sevgimizin içini doldurun. Bize anlatın…” diye hal diliyle alimlere ve İslam davetçilerine seslendiler.

Halkın bir mesajı da onları idare edenlere ve idare etmeye talip olanlara idi: “Biz müslümanız ve o kutlu Resulün getirdiği rahmeti, adaleti, saadeti, ahlakı, eğitimi istiyoruz. Yani İslam’ı istiyoruz.”

Resulullah’a (sav) sevdalı ve tabi olmak duası ile….

Doğruhaber Gazetesi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.