Xweda Hafiz

Fikret GÜLTEKİN

Uluslararası 30.Fecr Film Festivaline katılmak üzere İran’a davet edildik. Festival çeşitli etkinliklerden oluşmaktaydı. Afrika’dan, Asya’dan, Avrupa’dan ve hatta Amerika’dan onlarca yapımcı, yönetmen, oyuncu ve yazar’ın katıldığı festival oldukça verimli geçti. Gezmenin okumaya neden kıyas edilerek üstün tutulduğunu bir kez daha anladık.

Kaldığımız otel, davette gösterilen nezaket, programlardaki akışın düzenliliği İran’ın bu tip etkinliklerde bayağı tecrübeli olduğunu ortaya koymaktaydı.

Yıllardan beridir İran’a uygulanan ambargoların verdiği yalnızlık hissinden kurtulmanın doğal sonucu kendini diğer ülkelere tanıtma ihtiyacı mı desek, İslam’ın misafirperverliğe verdiği önemi özümsemiş olmasından mı desek, neticede iyi bir karşılama vardı diyebiliriz.

Verilen konferansların konusunda, davetçilerle yapılan birebir sohbetlerde temel argüman insan, sinema ve uyanış idi. Yani festival salt bir eğlence, magazin olmaktan uzak tutuldu. Her fırsatta ana mesaj verilmeye çalışıldı.

Bu anlayış, aslında bir mü’minin hayatını kuşatan tüm etkinliklerinde dikkat etmesi gereken bir güzelliktir. Yani siz bir film mi çekiyorsunuz, bunu davama nasıl mal edebilirim? Bunun üzerinden insanlara İslam’a dair ne mesaj verebilirim, bu yaptığım ile topluma ne faydam var mantığını her zaman diri tutuyorsunuz.

Bu anlayış ile, bir dizi mi yapıyorsunuz, bu dizi ile toplumun ahlaki yapısını iyileştirmeye yönelik ne mesajlar veriyorumun hesabını yapmak zorunda kalıyorsunuz. Laf olsun torba dolsun, dostlar alışverişte görsün, saat dolduralım diye ne film yapılır, ne dizi çekilir ne sohbet proğramı yapılır.

İran’ın dikkatimi çeken en önemli güzelliklerinden biri şüphesiz ki, kalbi, aklı, vicdanı rahat bir şekilde, emin bir vaziyette sokakta dolaşıyor olmamdı. Kimilerinin giyim tarzı tam olarak İslama uygun değilse de genel anlamda insanı rahatsız edecek bir vakıayla da karşılaşmadık.

Bir diğer dikkatimi çeken husus ise, 1979 yılından beri her türlü ambargoyla karşı karşıya kalmasına rağmen İran’ın, kültür-sanat alanına verdiği büyük önem idi. Yani siz bir yandan Avrupa’nın ve onun dostlarının, Amerika’nın ve onun yolunda gidenlerin ambargoları altında ayakta durmaya, halkınızın refah seviyesini yükseltmeye çalışacaksınız, sık sık başınıza düşürülecek bombaların korkusu ile sabahlayacaksınız.

Öte yandan da tüm bu sıkıntılara aldırmadan yılda bir milyon araç üreteceksiniz, cep telefonları vs teknolojik cihazların piyasaya arzında dehşet boyutlarda bir pay kapacaksınız. Tüm bunların yanında da kültür sanat, sinema alanında da dünya çapında ödüller alacaksınız. Bu başarılar İran’ın kültür-sinema alanına verdiği önemi net olarak ortaya koyuyor.

Kültür sanattan sorumlu bir devlet yetkilisi ile yaptığımız görüşmede bize, toplumları ayakta tutan esas şeyin o toplumun kültürü-sanatı, manevi yapısı olduğu, bunun için de kültürel çalışmalara mutlaka yoğunluk verilmesi gerektiğini tavsiye etmesi de onların esasta kültür-sanata ne kadar önem verdiğini de ortaya koyuyordu.

Bir ülke ne zamanki kendi kültüründen, manevi değerlerinden, sanatından uzak kalırsa, bir ihtiyaç olan bu değerler başka batıl görsellik ve fikirlerle mutlaka doldurulacaktır. Siz kendi kültürünüzü, sanatınızı toplumunuza vermezseniz, sizin halkınız mutlaka başkasının kültürünü kapacak ve siz gittikçe kendiniz olmaktan uzaklaşacaksınız. İşte biz de tam bu noktada toplumun, ahlaki, kültürel, manevi alt yapısını kuvvetlendirmek, bozulan yapıyı düzeltmek adına İran halkından nasıl istifade edebiliriz diye oralara kadar gittik.

22 Behmen (13 Şubat)’de  ise İran İslam Cumhuriyetinin kuruluşunun 33. Yıldönümü kutlama törenleri vardı. Daha önce de o törenlere davet edilmiş ve o coşkuyu görmüştük. Coşkunun aynı hızla devam ettiğini kameramızı doğrulttuğumuz halktan rahatlıkta öğrendik.

Son olarak bu gezimizle her yazarın, gazetecinin bulduğu ilk fırsatta yurt dışına çıkıp halkları tanıması, onların değer yargılarını öğrenmesi ve böylece dünya ufkunu açması gerektiğini bir kez daha anlamış olduk.

Bizi davet ederek, kolaylık sağlayan Festival Ağırlama Komitesine buradan teşekkürlerimizi iletmeyi borç bilerek diyoruz ki Xweda hafız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.