Yılbaşına karşı tavrımız net! Peki, sorumluluğumuz bitti mi?

Enver KILIÇARSLAN

Türkiye'de yaşayan müslümanlar olarak yılın belirli günlerinde ağır imtihanlar veriyoruz. Öyle ki bazı gün ve gecelerde kendimizi, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede değil de yabancı olduğumuz küfür diyarlarından birinde hissediyoruz. Söz konusu bu günlerin en dikkat çekeni yılbaşına denk gelen gecedir. Özel eğlenceler, TV programları, alışveriş kampanyaları, farklı giyim kuşamlar ve yiyecekler derken bir gün bir geceyle dahi olsa yaşadığımız memleket bizlere, bizler de yaşadığımız memlekete yabancılaşıyoruz.

Maalesef yılbaşıyla ve TV'lerdeki ahlaksızlıklarla ilgili Ak Parti öncesinde olduğu gibi sonrasında da bu ülkede olumlu manada bir gelişme görmedik, göremedik. Doğrudur; mevcut hükümetle birlikte birçok alanda olumlu gelişmeler oldu. Ama her geçen gün gençlerimizi ahlaksızlaştıran, aile düzenlerini bozan ve islamdan uzak bir neslin yetişmesine vesile olan kültür emperyalizmine karşı herhangi bir gelişme olmadı. Allah'a hamdolsun derdi ve sıkıntısı islam olan müslümanlar olarak bu manevi işgale karşı tavrımız nettir. Fakat bu ahlaki yozlaşmanın, var olandan daha az bir seviyeye ulaşması için muhakkak yapmamız gereken bazı çalışmalar, tedbirler ve tepkiler olmalıdır.

Müslümanlar hiçbir zaman sadece kendilerini haramdan uzak tutarak ya da Allah'ın dinini sadece kendi kendilerine yaşayarak sorumluluklarını yerine getirmiş olmazlar. Bununla ilgili ölçü Kuran'ı Kerim ve hadislerde, geçmiş ümmetlerden örnekler getirilerek detaylıca açıklanmıştır. Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker bu ümmetin şiarlarındandır. Farz- i Kifayedir. Tümüyle terkedildiğinde müslümanların tamamı günahkâr olur. Dolayısıyla ne İslamla ne de diğer semavi dinlerle hiçbir alakası olmayan kapitalist düzenlerin icat ettiği ve hedefi ahlaki yozlaşmayı istenilen boyutlara ulaştırarak gençleri sarhoş edip kendi kapital çarklarının dönmesine katkı sağlayan bu vb. özel gün ve gecelere karşı başta akraba, iş ila ev komşusu ve arkadaş çevresi olmak üzere bütün tanıdıklarımıza karşı şer'î sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz.

En Sinsi Kumar; Milli Piyango

Geçenlerde bir haber gördüm; Milli Piyango İdaresi yılbaşı özel çekilişi için bastırdığı biletlerin yüzde 80'ini tükettiklerini haber veriyordu. Tamamen resmi yollarla yani devlet tarafından idare edilen hatta teşvik edilen bu sinsi aldatmacaya karşı sorumluluğumuz büyüktür. Zira söz konusu bileti satın alanlar ya bunun haram olduğundan habersizdir ya da haram olduğunu bildiği halde aşırı teşvik edildiğinden veya meşrulaştırıldığından dolayı bu haramı işliyordur. İslam âlimleri asri kumar çeşitlerini de içerisine alan “verilen her bir karşılık ki elde edilmesi kesin değil de sadece ihtimale dayanan her türlü muamele kumardır” kaidesiyle açık bir şekilde yılbaşı çekilişlerinin de haram olduğunu bildirmektedir. Milyonlarca insan bilet alıp belki bu parayı kazanırım diye düşünüyor, ama bunun sonunda milyonlar değil sadece bir veya birkaç kişi kazanıyor. Kumar sadece para karşılığında masa başında grup halinde oynanan oyunlar değildir. Bilakis ihtimal ve şanslara dayanarak menfaat taşıyan her türlü oyun, eğlence ve çekiliş kumardır.

Tamamen kültürümüzün dışında olan, inancımıza ters düşen, örf ve adetlerimize aykırı olan bu illetlerden uzak durulmalıdır.  Müslüman halkımızın bu konularda çok dikkatli olması gerekiyor. Hükümet toplumu felakete götüren kumarla ilgili gerekli tedbirleri artık almalı, halkını manevi yozlaşmadan korumalıdır. Bu ve buna benzer kumar oyunlarından halk zarar görüyor. Burada hem bireyler kendini haram ve zararlı şeylerden korumalı, hem de devlet bu haksızlığı ortadan kaldırmalıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.