Yusuf Zengin`i Rahmetle Anıyoruz

Ekmeğini Taştan Çıkaran İlmi İle Âmil Molla Yusuf Zengin`i Rahmetle Anıyoruz

Halil Akbalık / Mardin
Hak bildiğini canı pahasına söylemekten çekinmeyen Molla Yusuf Zengin, birikimini hayatında tatbik ederek hem ilmiyle amil olan hem de halkın içinde bir işçi olarak çalışmayı seven bir şahsiyetti.

SEYDANIN KISACA BİYOGRAFİSİ
68 yaşında hakkın rahmetine kavuşan Molla Yusuf Zengin, Şırnak`ın İdil ilçesine bağlı Batele (Kurtuluş) köyünde 1944 yılında dünyaya geldi. İlkokul mezunu olan Seyda ilk medrese eğitimine Cizre’nin bir köyünde Şeyh Seyda’nın yanında başladı.
 
Daha sonralarında ise sırasıyla İdilin Kozluca (Xanıké ), Oyalı (Delavé qasré), Kırca (Avdıka), Ulak (Fırfélé) gibi yerlerde dönemin değerli müderrislerinden medrese eğitimi aldı.
 
Ders aldığı köylerde eğitimiyle birlikte kendi çabasıyla öğrendiği peygamber mesleği marangozluk da yapıyordu. Medrese eğitiminin genelde geçim kaynağı olduğu bir dönemde İcazet alma aşamasına kadar gelen Seyda bu birikimini hayatında tatbik ederek hem ilmiyle amil olan hem de halkın içinde bir işçi olarak çalışmayı seçen bir şahsiyet oldu. 1970 yılında Hacı Zeynep ile evlenerek hayatında yeni bir dönem açtı.
 
1971 yılında Mardin`in Nusaybin ilçesine yerleşen Seyda, burada marangozluk mesleğini uzun yıllar sürdürdü. 1980–1983 yılları arasında ağır bir rahatsızlık geçirip yatalak kalan Seyda 1983 yılında maddi imkânsızlıklar sebebiyle yurtdışına işçi olarak çıkmak zorunda kaldı.
 
1991 yılına kadar değişik Arap ülkelerinde işçi olarak kalan Seyda, oğlu Muhammed Ata’nın şehadeti dolayısıyla bir daha yurtdışına gitmeyerek Nusaybin’de kaldı. İlmiyle amel etmeyi kendine şiar edinerek İslami camialara her zaman destek olan Seyda, kalan ömründe her zaman hakkı tebliğ etti. Seyda 1991 yılında şehid olan Muhammed Ata ile beraber 6’sı Erkek, 5’i kız toplam 11 çocuk babasıydı.
 
Seyda, hakkı halka tebliğ yolunda korkusuzca yaptığı çalışmalar sebebiyle 2000`li yıllarda bir süre Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu kalarak hayatında belki tek eksiklik olan Medrese-i Yusufiye eğitimini de almıştı.

SEYDA’NIN AİLE İÇİNDEKİ YAŞANTISI VE AHLAKI
Seyda aile içinde her zaman daha iyisini isteyen, kâmil bir aile yapısı oluşturmaya çalışan bir babaydı. Temizlik, düzenli bir ibadet, mahremiyet, büyüklere saygı ve tevazulu bir hayat vazgeçilmeziydi. Her zaman adil olmaya çalışırdı. Kalbini kırdığı çocuklarını mutlaka ama mutlaka uyumadan çağırır teskin ve teselli ederdi. Yaşlı ve hastalar öncellikli olmak üzere çok kısa süreliğine de olsa mutlaka tanıdıkların ziyaretine gider, gitmeyenleri uyarırdı. Tevazuyu elden bırakmazdı.
 
Zenginliğini ya da fakirliğini belli etmez, belli edenleri de sevmezdi. Hiç kimseye muhtaç olmayı istemezdi. Aile içinde bir iş yapacağı zaman mutlaka aile bireyleriyle istişare ederdi. Konuşurken muhatabını küçük düşürmemeye gayret gösterirdi. Çocukları arasında adaleti gözetirdi.

SEYDA SALDIRIYA UĞRUYOR
Hak bildiğini canı pahasına da olsa söylemekten çekinmeyen Seyda 1993 yılında evinin önünde otururken İslam düşmanlarının saldırısına uğradı. Kalçasına isabet eden mermiler kemiği parçaladı. Kendilerini vuran saldırganların peşine düşen çocuklarına “Geri dönün umarım Allah (cc) mükâfatı bize, cezayı da onlara verecektir” diyerek en kritik anda da fitneye sebep olmamaya çalışmıştı. Bu ağır musibetten sonra ameliyatla kalçasına platin takıldı.
 
Uzun süren bir tedavi süreci geçirdi. Ancak çok hafif olsa da kemiklere monte edilen platinler yürürken aksamasına, incinmesine sebep oluyordu. Buna rağmen kendisine düşen her işi yapmaya çalışırdı. Kendisine platinlerini aldıralım dediğimizde: “Bunlar benim Rabbime dünyadan beraberimde götüreceğim sermayem ve şahitlerimdir. Cennet hayatına göre kısacık bu hayatta eza verse de umarım Rabbimin huzurunda bana şahitlik ederler” diyerek vefatına kadar aldırılmalarına izin vermedi.

SEYDA ÇEVRESİNDE NASIL BİLİNİRDİ?
Bir insanı en iyi çevresi tarif eder. Seyda herkesle iyi geçinmeye çalışan bir insandı ancak hiçbir zaman İslam’dan uzak kesimlerle dostluk kurmadı. Her zaman İslami grupların birliği için çabalamakla beraber var olan kusurları, vahdet için görmemeyi tercih ederdi. Çevre tarafından her zaman emin olmasıyla tanınırdı. Verdiği sözü mutlaka yerine getirirdi. Borcu varsa zamanında ödemek için elinden geleni yapardı. Daha çok fakir fukarayla dostluk kurmayı hasta ziyaretlerine önem verirdi.
 
Çocukla çocuk gibi olmayı bilir, âlimle âlimce konuşur, bulunduğu ortamlarda neyi ne zaman konuşması gerektiğini iyi hesaplardı. Az sözle tüm düşüncesini aktarabilecek kadar edebi bilgiye sahipti. Ama detay isteyene de en ince detayı anlatmaktan yorulmazdı. Her zaman şüpheli konulardan kaçınırdı. Mümkün olduğu kadar hayırlı ve güçlü delillerle desteklenmiş fetvalarla yani ruhsatla değil azimetle amel etmeyi tercih ederdi.

TANIYANLARIN DİLİNDEN MOLLA YUSUF
Hasé aşireti büyüklerinden Hacı Nuri Genç’in Dilinden Molla Yusuf Zengin:
Seyda âlim bir insandı ancak her hangi bir camide imamlık yapmamıştı. Seyda, fıkıh, tefsir ve hadis ilimlerinde âlim bir insandı. Hiç bir zaman haktan taviz vermezdi. Şartlar ne olursa olsun hakka aykırı bir şey söylendiğinde hangi ortamda olursa olsun müdahale ederdi ve hak olanı söylerdi.
 
Bunun dışında insanlarla ilişkisinde muhatabı kim olursa olsun ister Hıristiyan ister Müslüman ya da dinsiz olsun bütün insanlara kendini sevdirmeyi başarmıştı ve hiç kimseyi yanından kovmaz geri çevirmezdi. Ahlakıyla kendini insanlara sevdirmişti. Kendi torunu yaşında bir çocuğun rahata kavuşması için o çocuğun hizmetkârıymış gibi davranacak kadar mütevazi bir insandı.

SEYDA ABİD BİR İNSANDI
Seyda medreselerden icazet almamıştı ancak Arapça kitaplarını okur anlar ve derslerini verirdi. İbadetlerinden hiç taviz vermeyen abid bir insandı. Bazen bize misafirliğe gelir aylarca kalırdı. Bu süre zarfında mümkün mertebe namazlarını cemaatle kılardı. Camiye gitme imkânı olmadığı zamanlarda bulunduğu yerde tek bir kişi bulsa hemen cemaatle namaz kılardı. Ayrıyeten gece namazlarını da mümkün mertebe kaçırmazdı.

Her hangi bir taziye olduğunda sırf Allah rızası için o taziyeye gider merhumun ailesini teselli ederdi. Bir hasta olduğunda yine imkânı oldukça kendilerini ziyarete gider sabır tavsiye ederdi. Ayrıca Seyda İslam âlimlerini, cemaatlerini ve İslam toplumlarını çok severdi. Her hangi bir insan İslam’a hizmet etmek istiyorum dediğinde Seyda o insana hizmet etmek isterdi.
 
Seyda’nın çok güzel bir ahlakı vardı, arkasından konuşulduğunda bile anlayışla karşılardı lakin gerçekler saptırıldığında Seyda çok kızar ve celallenirdi. Seyda bu tür insanlara bile ahlakıyla, sevgisiyle kendisini sevdirmişti. Allah bizlere de onun vefat ettiği şekilde vefat etmeyi kısmet eylesin ve bizleri Seyda’nın şefaatine nail eylesin inşaallah.

KENDİ İŞİNİ KENDİ GÖRÜRDÜ
Âlimliğinin yanı sıra diğer birçok işte de ustalığı vardı Seyda’nın. Marangozluk, terzilik ve inşaat sıvacılığında ustaydı. Bunun dışında Seyda onurlu bir insandı her ne kadar ihtiyacı olsa da hiç kimseden bir şey istemez kendi alın teri ile kazanmaya çalışırdı. Seyda 1983 yılında Suudi Arabistan’a gitti.
 
Oraya çalışmak için gitmesine rağmen medrese eğitiminden edindiği İslami ilimleri unutmama çabasına girmiş ve ilmi çalışmalarına devam etmiştir. Suudi Arabistan’da 7-8 sene kaldıktan sonra evine döndü. Ancak henüz döndüğü günün akşamında oğlu Muhammed Ata Şehid edildi ve İslam davası hizmetkârları arasında yer aldı.

Seyda’nın kayını olan Mele Hüseyin dilinden:
SEYDA HER İŞİNİ USTALIKLA YAPARDI
Seyda medrese eğitimi ve sonrasında normal hayatta geçimini sağlamak için çeşitli mesleklerle de uğraşırdı. Seydayla beraber Konya’nın Seydişehir ilçesine çalışmaya gittik. Seyda gerçekten çok akıllı ve zeki bir insandı. Bütün işleri ustalıkla yapardı. Hangi işe girse hemen usta olurdu. Öğrendiği bir işi kesinlikle unutmazdı. Bununla beraber Arapça kitaplarını da okuyor ve tekrarlıyordu.

Menaf Bilgiç’in dilinden:
HALKLA İÇ İÇE VE MÜTEVAZİ BİR ŞAHSİYETTİ

Seyda gerçekten iyi bir şahsiyet ve bir âlimdi. Kendisi sürekli halkla iç içeydi. Seyda tanıdık veya tanımadık herkesin taziyesine giderdi. Bir köye gittiği zaman herkesin halini durumunu sorardı.
 
Seyda’nın evine gittiğimizde ev halkı olmadığı zamanlarda Seyda kalkıp bizzat çay demler ve meyve sebze yıkayıp misafirlere ikram ederdi. Kendisine “Seydam siz oturun biz bu işi yapalım” dediğimiz zaman kendisi “Hayır! Siz misafirsiniz ben size hizmet ederim” derdi. Yani kendisi alçak gönüllü ve çok mütevazi bir insandı.

HANIMININ DİLİNDEN SEYDA’NIN VEFAT ANI:
Seyda vefat ettiği gün öğle namazı için abdest aldıktan sonra aniden fenalaşıp beni çağırdı. Vefat edeceğini hissedercesine “Hanım beraber bir ömür geçirdik.
 
Varsa bir hakkım sana ve ümmet-i Muhammed’e helal ediyorum. Sen de hakkını helal et” dedi. “Ben de helal ediyorum” deyip yardım etmek istediğimde ısrarla “Allah Peygamber senden razı olsun abdestimi bozma abdestli bir şekilde rabbime kavuşmak istiyorum” dedi. Ardından şehadet parmağını kaldırıp defalarca Kelime-i Şehadet getirerek seccadesinin üzerinde abdestli bir şekilde şuurunu kaybetti.
 
Olaydan haberdar olan sevenleri gelerek Seyda’yı ambulans ile önce Nusaybin Devlet Hastanesi götürdüler, durumunun ağır olduğu anlaşılınca doktorlar tarafından Diyarbakır Tıp Fakültesine sevk edildi. Seyda, burada yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen hakkın rahmetine kavuştu. Allah-u Teâlâ Seyda`mıza gani gani rahmet eylesin. Allah’ın rahmeti üzerine olsun inşaallah.
 
Allah bizi onun şefaatine nail eylesin, bizim ondan razı olduğumuz gibi Allah da ondan razı olsun. Bütün ahlaklarında her zaman iyi ve güzeldi bu iyilik ve güzellikle de rabbine kavuştu.
Seyda kendisini adadığı davanın erlerinden layıkıyla ilgi ve alaka gördü.
 

Cenaze, defin ve taziye sürecinde her kesimden özellikle cemiyet çevresinin gösterdiği ilgi ve alaka bizi fazlasıyla duygulandırdı. Taziyeye gösterilen yoğun ilgi Seyda’ya hayatta iken verilen değerin bir ispatı gibiydi. Taziyeye iştirak eden herkese ve her kesime minnettarız. Seyda’nın talebi doğrultusunda herkesin hakkını Seyda’ya helal etmesini istirham ediyoruz”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İlim Tarih Haberleri

28 Şubat postmodern darbesi ve 27 Nisan e-muhtırası
Zilan Katliamı
Zilan Katliamı
Karaismailoğlu: Halkımızın yüzde 70'ini 2023 yılında hızlı tren konforuyla buluşturacağız
Fırat Kalkanı bölgesine saldırı hazırlığındaki PKK'li öldürüldü