"Hepsi İsrail'in Finosu"

"Hepsi İsrail'in Finosu"

ABD'de 2012 seçimleri yaklaşırken adaylar da kampanyalarını yoğunlaştırdı. Adaylar, seçim kampanyalarının en önemli kısmını İsrail'e sadakat ve İran'a savaş üzerine kuruyor.

ABD'de 2012 seçimleri yaklaşırken adaylar da kampanyalarını yoğunlaştırdı. Adaylar, seçim kampanyalarının en önemli kısmını İsrail'e sadakat ve İran'a savaş üzerine kuruyor.

Cumhuriyetçilerin en önemli adayı  Mitt Romney, ABD başkanı olur olmaz ilk yurtdışı seyahatini İsrail'e yapacağını duyurdu. ABD'de başkanları ilk yurtdışı ziyaretlerini geleneksel olarak ya Meksika'ya ya da Kanada'ya yaparlar.

ABD

ABD'de 2012 seçimleri yaklaşırken adaylar da kampanyalarını yoğunlaştırdı. Adaylar, seçim kampanyalarının en önemli kısmını İsrail'e sadakat ve İran'a savaş üzerine kuruyor. Cumhuriyetçilerin en önemli adayı  Mitt Romney, ABD başkanı olur olmaz ilk yurtdışı seyahatini İsrail'e yapacağını duyurdu. ABD'de başkanları ilk yurtdışı ziyaretlerini geleneksel olarak ya Meksika'ya ya da Kanada'ya yaparlar. Romney, bu geleneği İsrail'i ziyaret ederek bozacağını söyledi. Romney, "İsrail'e onun yanında olduğumuzu daha açık ve kararlı bir şekilde göstermeliyiz. İsrail'in bizim önceliğimiz olduğunu ve onlara her zaman destek vereceğimizi açıkça ifade etmeliyiz. Ben ABD başkanı olur olmaz ilk ziyaretimi İsrail'e gerçekleştireceğim. Böylece İsrail'e ne kadar önem verdiğimiz de göstermiş olacağım" dedi. CNN'de yapılan bir rograma katılan Cumhuriyetçilerin başkan adayları, israil'e destek konusunda adeta birbirleriyle yarıştılar. Her konuda farklı projeleri olan adaylar, İsrail konusunda adeta anlaşmışlarcasına desteğin daha kararlı verilmesi gerektiğini söyledi. Minesotta Senatörü Michele Bachman da Romney'den aşağı kalmadı. Bachman, İsrail'in İran'ın tehditleri altında olduğunu ve ABD'nin bir an önce iran'ı bertaraf etmesi gerektiğini söyledi. Bachman, Barak Obama'yı ise hoşgörülü ve liderlik yeteneklerinden uzak olmakla suçladı. Texas Senatörü Ron Paul ise, ABD'nin liderliğe en çok ihtiyaç duyduğu anda lidersiz kaldığını iddia etti. Paul, "Obama tarihin akışını kötü yönde değiştirdi. Bir lidere en çok ihtiyacımızın olduğu bir zamanda lidersiz kaldık. Ben başkan olduğumda ABD'nin liderlik açığını kapatacağım ve ülkeye liderlik edeceğim" şeklinde konuştu.

Seyfül İslam'ı kendi rehberi ele verdi

Seyfül İslam Kaddafi'nin, kendisini Nijer sınırına bırakması için kiralanan rehberin ihaneti sonucu yakalandığı ortaya çıktı. Rehber, kendisine bir milyon Euro ödeneceğine dair söz verildiğini söyledi. Yusuf Salih El Hotmani adlı rehber, muhaliflerle kontak kurarak Seyfül İslam'ı ele verdiğini ifade etti.  Seyfül İslam'ın kendisine güvenmesi için herşeyi yaptığını ama daha sonra muhaliflere haber verdiğini iddia eden El Hotmani'nin ceza almamak için yalan söylemiş olabileceği de belirtiliyor.

Seyfül islam'ın yakalandığı gece El Hotmani, konvoydaki birinci arabadaydı. "Muhaliflerle Seyfül İslam'ın etrafı çevrili bir yerde yakalanması konsunda anlaştım" diyen Hotmani, "karanlık bastığında knvoya ateş edildi. Seyfül islam'ın yakalanması bir dakikadan uzun sürmedi" şeklinde konuştu. Kasıtlı olarak, konvoydaki araçlar arasında en az üç km olmasını Seyfül  İslamdan istediğini ve Seyfül İslam'ın da bunu kabul ettiğini söyleyen Hotmani, böylece savaşçıların üstnlük sağlamalarını ve konvoydakilerin karşı ateş yapmamalarını sağladığını iddia etti.

Seyfül İslam'ın konvoyun ikinci arabasında olduğunu iafde eden Hotmani, "birinci araba durdurulduktan sonra, ikinci araba da geldi ve arabanın tekerlerine ateş edildi. Böylece arabadakilerin kaçması engellendi. Seyfül İslam'ı yakaladık. Ona savaş esiri muamelesi yaptık" dedi. El Hotmani, muhaliflere bağlı 15 kişilik askeri birlikle nasıl ve hangi koşullarda iletişime geçerek anlaştığına dair ise bilgi vermedi. Hotmani, "Seyfül İslam kendi kimliğini saklıyordu. Adının ise Abdül Selam olduğunu ve deve satıcılığı yaptığını söylüyordu ama ben onun kim olduğunu biliyordum" şeklinde konuştu. Seyfül İslam'ı yakalayan birliğin başındaki Al Cami Ali El Ateri ise, "Yakalandıktan hemen sonra Seyfül İslam kendisini ele veren kişinin Hotmani olup olmadığını sordu" dedi.

Seyfül İslam İngiltere'yi utandıracak

Libya'nın öldürülen lideri Muammer Kaddafi'nin en büyük oğlu Seyfül İslam'ın mahkemeye çıkarılması durumunda özellikle İngiltere ile ilgili çarpıcı bilgiler vermesi beklenirken, İngiliz makamları mahkemenin bazı bölümlerinin kapalı gerçekleşmesini talep etti.  Dünyanın en ünlü ekonomi okulu olan London School of Economics'ten doktora alan Seyfül İslam'ın İngiletere'nin eski Başbakanı Tony Blair başta olmak üzere  İngiliz siyasetçilerle ilişkileri, babası Muammer Kaddafi'nin İngiltere ile olan gizli görüşmeleri ve okuduğu okula yaptığı büyük bağışları da deşifre edeceği konuşuluyor.

LİBYA

39 yaşındaki Seyfül İslam, Batıda aldığı eğitim ve akıcı İngilizcesi ile Batılı devletlerin gözdesiydi. Libya rejiminin Batı'daki temsilcisi olan Seyfül İslam'ın başta ingiletere'nin eski başbakanı Tony Blair olmak üzere birçok ingiliz siyasetçi ile ilişkileri olduğu ve Libya ile ingiltere arasındaki gizli görüşmeleri babası adına yürttüğü biliniyor. Seyfül İslam'ın mahkemede Libya-İngiletere ilişkilerini deşifre edeceği ve ingiltere'nin bu ifşalar dolayısıyla zor durumda kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. İngiliz strateji uzmanları şimdiden Seyfül İslam'ın mahkemesinin bazı bölümlerinin kapalı yapılması için ingiltere'nin libya'ya baskı yapması gerektiğini söylemeye başladılar.

London School of Economics'in sadece  araştırma enstütüsüne 2,5 milyon dolar bağışlayan Seyfül İslam, 2008 yılında bu okuldan doktorasını almış ve ingiliz entelektüellerin, siyasetçilerin ve iş çevrelerinin gözdesi olmuştu. Seyfül İslam'ın batı ile olan ilişkileri, Wiki leaks belgelerinde de sızmış, belgelerde amerikalı diplomatların merkez ile olan yazışmalarında Seyfül İslam için "Batılıların gözbebeği. Libya rejiminin batı ile bütün ilişkileirni o yönlendiriyor. Ancak Libyalılar onun kibirli ve yabancılara yaranmak için Libya'nın çıkarlarını gözetmeyen biri olduğunu düşünüyor"  denilmişti.

İngiltere utanacak

Londra'daki eğitimi boyunca ünlü Hampstead semtinde lüks bir hayat süren Seyfül İslam, İngiltere'nin gözbebeği iken, Libya'da ayaklanmanın başlaması ile beraber kötü adam ilan edildi. Mahkemeye çıkacak lolan Seyfül İslam'ın Londra-Trablus hattı ile ilgili bilinmeyen birçok ilişkiyi de deşifre etmesi bekleniyor. Seyfül islam, ingiltere'deki son seçimlerde işçi partisi'ne yüklü bir bağışta bulunmuştu. Seyfül islam'ın ingiltere'nin eski başbakanı Tony Blair ile de yakın ilişkileri bulunduğu biliniyuor. Londra şehir üniversitesi öğretim üyesi ve ortadoğu uzmanı profesor Rosemary Hollis ise, "mahkemeye çıkması durumunda seyfül islam'ın neleri konuşacağı pek tahmin edilemezse de, konuşacaklarının ingiltere'yi hayli utandıracağı kesin ve söyleyeceği şeyler dünyayı oldukça şaşırtacak utanç verici ayrıntılarla dolu olacaktır" dedi.

Mal varlıklarını dondurmak hırsızlıktır

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat, Batılı devletlerin yaptırım kararlarının İran'ın zenginliğini çalmak için alındığını söyledi.  Avrupalı devletlerin ABD'nin ve İsrail'in sadık kuklaları olarak hareket ettiğini kaydeden Ahmedinejat, "Bizden nükleer silah üretmediğimizi kanıtlamamızı istiyorlar. Bu, sağlıklı bir insandan sağlıklı olduğunu ispatlamasını istemek gibidir. Ekonomik krizdeki Batılı devletler mal varlıklarımızı dondurarak krizden çıkmak istiyorlar. Bu açık bir hırsızlıktır" dedi.

Uluslararası Atom enerjisi Kurumu (UAEK)'in iran ile ilgil yayınladığı son raporundan sonra ABD ve Kanada'nın öncülüğünde başlatılan yeni yaptırımlar kampanyasına ingiltere ve Hollanda da katıldı. Avrupalı devletlerin İran Merkez Bankası'na ait malvarlıklarını donduracaklarını açıklamasından sonra Ahmedinejat, bunun ekonomik krizdeki avrupalı devletlerin hırsızlık yaparak krizden çıkmaya çalışması olarak yorumladı. Ahmedinejat, "32 yıldır ABD ile ilişkimiz yok. Dün ilişkimiz yoktu, bugün yok yarın da olmayacak" şeklinde konuştu.  Ahmedinejat, Avrupalı devletlerin ABD'ye karşı sadık köleler gibi davrandığını belirterek, "İran'a karşı en küçük bir hamlenin bile bedeli çok büyük olacaktır. İranlıların mal varlığını donduranlar ise ancak hırsızlardır. İran devletinin dünyadaki para transferini durduracaklarını ilan ediyorlar. Ancak bizim onlar aracılığıyla para transfweri yapmaya hiç ihtiyacımız yok" ifadelerini kullandı.

Mısır'da özel gazete baharı

Hüsnü Mübarek'in 32 yıllık iktidarı boyunca ya devletin resmi gazeteleri veya Mübarek yanlısı iş adamlarının sahibi oldukları gazetleri okumak zorunda kalan Mısırlılar, şimdilerde her gün yeni bir gazetenin çıktığına tanıklık ediyorlar. Mısır'da devrim sonrasında özel gazete sayısında bir patlama yaşanıyor. Son olarak kurulan Al Rahma gazetesi, hiçbir politik ya da finansal çevreyle ilişkisinin olmadığını duyurarak okuruyla buluştu.

Pazartesi günü ise, al-Mesryoon adlı gazete yayınlanmaya başladı. Gazete'nin sahipliğini ise Gazeteci Cemal ve Mahmut Sultan kardeşler yapıyor. Gazetenin daha önceleri internet sitesi vardı ancak Pazartesi itibariyle basılı olarak da çıkmaya başladı. Gazetenin ilk baskısında haber çeşitliliği hemen göze çarptı. Politika, ekonomi ve spor haberlerinin yanı sıra, geniş bir özel haber yelpazesi de sundu. Gazete yöneticileri, ilk hedeflerinin kendi kendine ekonomik olarak yeten bir gazete çıkarak olduğunu çünkü bir iş adamına bağlı olmanın veya devletten destek almanın gazetenin tarafsızlık ilkesini gözetmesini zorlaştırdığını söylediler.

Al-Rahma gazetesi ise, ilk sayısında mısır'daki selefi akımının sözcüsü olacağını gösterdi. Gazete'nin sahibi mahmut hasan'ın selefilerin ünlü vaizi Muhammed hasan ile kardeş olmaları bu kanıyı güçlendiriyor. Gazete'nin ilk saysında şeyh Mohamed hasan'ın din ile ilgili tartışmalı bir makalesi yer aldı. Gazetenin genel yayın yönetmeni Molhem al-Eissavi ise, al-Rahma'nın herhangi bir poltik ya da dini grubun sözcüsü olmadığıı iddia etti. Eissavi, "Yeni bir tür müslüman gazetecilik örneğini göstermek istiyoruz. Haberlerimiz toplumu uyuştrumak yerine onları aydınlatmayı ve bilgi vermeyi amaçlıyor" dedi.

İsrail, ayaklanmanın bastırılmasını istiyor

Mısır'da İhvanı Müslimin tarafından başlatılan ve askeri vesayetin bir an önce sona ermesini isteyen ikinci dalga ayaklanma, İsrail'de paniğe neden oldu. Askeri Konseyle, Mübarek dönemindeki tüm ilişkilerini devam ettiren İsrail, Askeri Konsey'in gitmesi durumunda yapılan tüm enerji ve güvenlik antlaşmalarının iptal edilmesinden korkuyor.

İSRAİL

İsrail Sivil Savunma Bakanı Matan Vilnai, Askeri Konsey'in başkanı Hüseyin Tantavi ile yaptığı görüşmede ayaklanmanın bir an önce bastırılmasını istedi. Vilnai, "Askeri konsey ayaklanmayı bastırmak için elinden geleni yapıyor. Umarım başarılı olurlar. Aksi halde genel bir kaos ortamı olacak" dedi. Vilnai, ayrıca israilli yetkililerin Askeri konsey üyeleri ile sürekli iletişimde olduklarını da sözlerine ekledi. İsrail medyası da açık bir biçimde Müslüman kardeşler'in iktidarı ele geçirmesi durumunda bunun israil için bir felaket olacağını yazıyor.

Mossad üyesi Danny Yatom ise, "Mısır israil ile bağlarını kesemez. Çünkü Askeri konsey bütün cihazlarını ve mali desteğini Amerika'dan alıyor. Şayet ilişkileri kesmeye çalkışırsa Amerika da teknoloji ve para akışını durdurur" dedi. Haaretz gazetesi de israil güvenlik kabinesinin toplanıp gizli servise görev paylaşımında bulunduğunu yazdı. Gazete, Mısır İstihbarat birimi şefi Murad Muvaf'ın İsrail'e güvence verme konusunda çok gayeretli olduğunu ve İsrail ile bağlarının devam edeceğine dair garanti verdiğini de belirtti. Uzmanlar, Mısır'ın israil ile ilişkilerini kesmesi durumunda, İsrail'in Fislitin üzerindeki baskılarına devam edemeyeceği, ortadoğu'da tamamen yalnızlaşacağını ifade ediyorlar.

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.