HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu El Cezire'ye konuştu: İttihad-ı İslam olması gerekendir

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu El Cezire'ye konuştu: İttihad-ı İslam olması gerekendir

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, El Cezire televizyonuna verdiği özel röportajda, Müslümanların Avrupa Birliği benzeri bir birlik kurması gerektiğini belirterek “İttihad-ı İslam olması gerekendir” dedi.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Katar merkezli El Cezire televizyonuna verdiği özel mülakatta; partisinin siyasi vizyonu, İslam ümmetinin vahdeti, Kürt meselesinin çözüm kodları ve siyonist işgal rejiminin Gazze'deki soykırımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

“İdeolojimiz adalettir, hedefimiz hürriyeti gerçekleştirmektir”

HÜDA PAR olarak hayata İslami bir pencereden baktıklarını ve bu çerçevenin meşru daireleri içinde siyaset yaptıklarını belirten Yapıcıoğlu, “İdeolojimiz adalettir. Hedefimiz adaleti ve tam hürriyeti gerçekleştirmek. Bize göre İslam, sadece Allah ile kul arasındaki ilişki değil, İslam tamamen bir hayat nizamıdır. Yani hem insanın Allah ile olan ilişkilerini hem insanların birbirleriyle olan ilişkilerini hem ferdin toplumla ilişkilerini hem insanın eşya ile ilişkilerini, insanın kâinatla ilişkilerini, mala bakışını, dolayısıyla insana dair ne varsa İslam penceresinden, İslami bir perspektiften bakar ve ona göre değerlendiririz. Elbette bizim siyasetimiz de bu İslam'ın bizim için çizmiş olduğu çerçevenin yani meşru dairenin içerisinde olmak zorundadır. Kendimizi bununla kayıtlı görüyoruz.” dedi.

“Hürriyet, yalnızca Allah'a kul olmaktır”

Batı'nın "İnsan insanın kurdudur" anlayışını reddettiklerini vurgulayan Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bize göre insan, insanın kardeşidir. Bütün insanlar Hz. Âdem ve Hz. Havva'nın evlatlarıdır. İnsanları ya dinde kardeşimiz ya da yaratılışta eşimiz olarak kabul ederiz. Mülkün yegâne sahibi Allah'tır, insan ise emanetçidir. Hürriyet, nefse veya sahte ilahlara köle olmak değil; alabildiğince bağımlılıklardan kurtulup yalnızca Allah'a kul olmaktır."

“Devletin kuruluşunun amacı; din, can, mal, akıl ve nesil emniyetini muhafaza etmektir”

Devletin gerekliliğine de değinen Yapıcıoğlu, kaos ve devletsiz bir toplumu reddettiklerini belirterek, “Devletin kuruluşunun bir amacı vardır; bir düzen, bir nizam sağlamak içindir ve asıl gaye aslında adaleti tam anlamıyla tesis edebilmektir ve insanların din, can, mal, akıl ve nesil emniyetini muhafaza etmektir. Devlet bunun için vardır ve olmalıdır. Devlet gibi bir düzen, bir nizam olmalıdır fakat bu nizam da yine insan içindir, yine insanın kerametini, insanın hürriyetini sağlamak, adaleti tesis edebilmek, onu muhafaza edebilmek lazım.” şeklinde konuştu.

"Cumhur İttifakı'nın bileşenlerinden birisiyiz"

19 Aralık 2012'de kurulan HÜDA PAR'ın bugün parlamentoda 4 milletvekili ve yerel yönetimlerdeki temsilcileriyle halka hizmet ettiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, “Cumhur İttifakı'yla birlikte hareket ettiğimiz seçimlerin seçim dönemlerinde takip ettiğimiz bir çizgi vardı. Çizgimiz şu idi: Biz hükümetin doğrularını teyit ettik, destekledik ama yanlışlarını tenkit ettik. Şu anda da aynı pozisyondayız. Evet, halen Cumhur İttifakı'nın bileşenlerinden birisiyiz ama bu ittifakın içerisinde yer almak yanlışları da desteklemek, desteklemek manasına gelmedi, bundan sonra da inşallah gelmeyecek.” değerlendirmesinde bulundu.

"Kürtler, cumhuriyetin asli kurucu unsurudur"

Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana uygulanan Kürt politikalarını eleştiren Yapıcıoğlu, inkâr ve asimilasyon politikalarının hiçbir olumlu sonuç vermediğini hatırlattı. Yapıcıoğlu, şiddet politikalarıyla bir yere varılamayacağının artık görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

“Cumhuriyet'i sadece Türkler değil; Türkler, Kürtler ve bu topraklarda yaşayan tüm unsurlar dedelerimizle birlikte kurmuştur. Hiç kimse bu topraklarda misafir veya mülteci değildir; herkes bu ülkenin sahibidir. Bu hakikat kavgayla, silahla veya şiddetle değil; siyasetle, sükûnet ve suhuletle dile getirilmelidir.”

“Ne zaman ki Türk ve Kürtler, Araplarla birlikte bir olmuşlarsa birlikte yükselmişlerdir”

Tarihsel örneklere atıfta bulunan Yapıcıoğlu, “Ne zaman ki Türk ve Kürtler, Araplarla birlikte bir olmuşlarsa tarihin kırılma dönemlerinde birlikte yükselmişlerdir. Ne zaman birbirleriyle çekişmişlerse, ne zaman birbirleriyle çatışmışlarsa hep birlikte zarar etmişlerdir. Kürt de zarar etmiştir, Türk de zarar etmiştir, Arap da zarar etmiştir. Ne zaman güç birliği olmuşsa, ne zaman birlikte hareket etmişlerse tarih sahnesinde hem kendileri daha şerefli bir yere gelmişlerdir hem de belki mazlum milletlerin de kurtuluş ümidi haline gelmişlerdir.” dedi.

“Siyonist rejimi devlet olarak tanımaktan vazgeçin”

İşgal rejiminin siyaset bilimi açısından bir "devlet" olma vasıflarını taşımadığını belirten Yapıcıoğlu, şu çağrıda bulundu: “Sınırları nerede başlayıp bittiği belli olmayan, dünyanın dört bir yanından gelip toprak gasp eden, hiçbir hukuki kurala ve uluslararası kaideye uymayan; soykırımcı, ayrımcı bir apartheid rejimi ve toprak çalan hırsızlar topluluğudur. Siyonist rejimi devlet olarak tanımaktan vazgeçin. Pasaportlarını tanımayın; hava sahalarınızı, deniz sahalarınızı ve limanlarınızı kapatın. Tüm ticari, siyasi ve diplomatik ilişkilerinizi kesin. Eğer devlet olarak tanımaktan vazgeçemiyorsanız, en azından Gazze'deki saldırılar durana kadar ilişkilerinizi askıya alarak dik bir duruş sergileyin.”

“Siyonist terör rejimi asla doymayacak ve asla yetinmeyecek”

HÜDA PAR olarak iktidara gelmeleri halinde yapacakları ilk işin israil ile tüm ilişkileri kesmek ve siyonist rejimi bir "terör örgütü" olarak ilan etmek olacağını da sözlerine ekledi.

“Siyonizm insanlığın başına beladır”

Siyonistlerin hedefinde sadece Filistin'in olmadığını belirten Yapıcıoğlu, “Suriye topraklarının bir kısmını işgal ettiler. Lübnan topraklarının bir kısmını işgal ettiler, İran'a saldırıyorlar. Yarın zamanının geldiğine inandıklarında Ürdün, Mısır, Irak ve diğer ülkelerde hatta Kuveyt, Suudi Arabistan’ı da işgal etmek isteyeceklerdir. Bunlardan sonra belki de sıra Türkiye'ye gelecek. Yani siyonist terör rejimi asla doymayacak ve asla yetinmeyecek. Güç ve imkân ele geçirdiğini düşündüğü dönemde yayılmasını, diğer ülkeleri işgal etmesini sürdürecek.” uyarısında bulundu.

Siyonizmin sadece Müslümanlara değil, doktorlara, gazetecilere, kiliselere ve BM çalışanlarına da saldırdığını hatırlatarak, "Siyonizm insanlığın başına beladır ve dünya barışına yönelmiş en büyük tehdittir." dedi.

"Sorunlarımızı asla emperyalistlere havale etmemeliyiz"

İslam dünyasında yaşanan sorunların silah ve şiddetle değil, siyaset ve diyalog zemininde çözülmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"İslam dünyasına sürekli şu çağrılarda bulunduk: Elbette bizim sorunlarımız olabilir ama yaşadığımız sorunlarda asla silaha ve şiddete başvurmadan mutlaka kendi aramızda diyalogla, siyaset masasında konuşulmalıdır. Kendi içimizde biz bunlara çözüm bulmak zorundayız. Hiçbir sorunumuzu asla emperyalistlere havale etmemeliyiz. Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. İlişkilerimiz karşılıklı saygı temelinde olmalı ve birbirimizi anlamaya yönelik olmalıdır."

Avrupa Birliği benzeri 'İttihad-ı İslam' vurgusu

Müslümanların mutlak surette güç birliği yapması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, "İttihad-ı İslam olması gerekendir. Dedik ki ileride inşallah bu Avrupa Birliği benzeri bir birlik de olabilir. Herkes kendi bağımsızlığını, kendi varlığını korur ama sınırlarının belki silikleştiği, anlamsızlaştığı; komşu halkların, birbirine akraba olan toplulukların birbiriyle rahat ilişki kurduğu bir yapı... Her türlü kültürel, ticari ve siyasi ilişkinin rahat bir şekilde kurulabildiği; sorunların kendi içinde, adalet temelinde, Allah-u Teâlâ’nın razı olacağı bir şekilde çözüldüğü ve birbirleriyle iyilik ve takva üzerinde yardımlaşan bir topluluk haline gelinmesini hep salık verdik." dedi.

"Müslümanların vahdeti tüm dünyadaki mazlumlara umut olacaktır"

İslam dünyasının birleşmesinin küresel etkilerine değinerek tamamlayan HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, "Bize göre bütün Müslümanların en yukarıdaki gündem maddelerinden birisi Müslümanların ittihadı, Müslümanların vahdeti olmalı. Ben inanıyorum ki eğer Müslümanlar kendi aralarında sorunlarını çözüp Allah'ın razı olacağı çözümleri geliştirip o yolda kardeş olabilirlerse, sadece kendileri kurtulmakla kalmazlar. Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı inançlara mensup insanlar da o zaman o Müslüman topluluğa bakacaklar ve 'İşte kurtuluş oradadır, inşallah onlar bizim de elimizden tutup bizi de bu maruz kaldığımız zulümlerden kurtaracaklar' diye gözlerini bize çevirecekler. O günleri dünya gözüyle görebilmeyi ben temenni ediyorum. İnşallah çok uzak değildir." şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.