HÜDA PAR iç ve dış gündemi değerlendirdi

HÜDA PAR iç ve dış gündemi değerlendirdi

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan gündem değerlendirmesinde, iç ve dış gündeme ilişkin önemli açıklamalar yapıldı.

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan gündem değerlendirmesinde, yargının işleyişi, ABD ile yaşanan vize krizi, Kerkük, İdlib ve artan vergi oranlarıyla ilgili açıklamalarda bulunuldu.

Hemen herkesin yargının işleyiş biçiminden şikâyetçi olduğu bir ülkede hukukun üstünlüğünden bahsedilmeyeceğinin vurgulandığı değerlendirmede, yaşanan hukuksuzlukların "Üstünlerin Hukuku" anlayışının en şiddetli şekilde devam ettiğini gösterdiği belirtildi.

Kerkük'te yaşananlar konusunda uyarıların yapıldığı değerlendirmede; Irak, Yemen ve Suriye'de vuku bulan acı olaylardan ders alınmadığının görüldüğü belirtilerek, yaşanacak sıcak çatışmaların bölge için yeni felaketlerin kapısını aralayacağı ve bundan karlı çıkacakların da ABD ve işgalci Siyonist terör çetesinin başını çektiği emperyalist güçlerin olacağı vurgulandı.

Sorunların silahla değil diyalogla çözülmesi gerektiğinin kaydedildiği değerlendirmede, Türkiye'nin taraflar arasında arabuluculuk yapma şansını heba etmemesi ve tarihi bir rol üstlenerek anlaşmaya ve siyasi bir çözüme katkı sunması gerektiğinin altı çizildi.

ABD ile yaşanan vize krizine ilişkin görüşlerin de paylaşıldığı değerlendirmede, "ABD’nin bu kararı, FETÖ’nün başı olan zata ev sahipliği yapmanın dışında, FETÖ’ye bütünsel olarak hamilik yaptığının bir göstergesidir." denilerek, Türkiye'nin, ABD’nin dost ve müttefik olduğu düşüncesinden kurtulması gerektiği vurgulandı.

Çeşitli kurumların açlık ve yoksulluk sınırı tespit çalışmalarının tamamında açlık sınırının asgari ücretin çok üzerinde olduğunun görüldüğüne dikkat çekilen değerlendirmede, "Bizzat devletin kurumlarınca da teyid edilen, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı hususu şu gerçeği ortaya çıkarmaktadır: Devlet açlardan bile vergi almaktadır." ifadelerine yer verilerek, şunlar kaydedildi:

"Anlayışımıza göre devlet, beslenme, giyinme, barınma, sağlık, eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayan bütün vatandaşlarının zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Çok sefer elverişli olmayan koşullarda ve çok uzun süreler çalışarak aldığı asgari ücreti zorunlu gıda harcamalarına bile yetmeyen, açlık sınırının altında bir gelirle diğer ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışan vatandaşlardan vergi alınmasından vaz geçilmelidir."  

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan gündem değerlendirmesinde, iç ve dış gündeme dair şu önemli açıklamalar yapıldı:

ADAMINA GÖRE İŞLEYEN YARGI VE ÜSTÜNLERİN HUKUKU

"Bir ülkede Cumhurbaşkanından muhalefet liderlerine, bürokratlardan diplomatlara, davacıdan davalıya kadar toplumun her kesiminden, adliyeye yolu düşen hemen herkes yargının işleyiş biçiminden ve haksızlık ürettiğinden şikâyetçi oluyorsa, o ülkede 'Hukukun Üstünlüğü'nden bahsetmek mümkün değildir. Yargı sisteminde yaşanan hukuksuzluklar "Üstünlerin Hukuku" anlayışının en şiddetli şekilde devam ettiğini göstermektedir. Yargının, statüko sahipleri ile vesayetçi güçlerin güdümünde olduğuna dair ortaya konan tezlere haklılık kazandıracak sayısız örneklere rastlamak mümkündür. 'Öteki' vatandaşlar için yıllarca süren dava sürecinin üstünlerin hukukuna tabi kesim için yıldırım hızıyla işlemesi ve son örnekte olduğu gibi mahkûmiyet kararının istinaf mahkemesinde bozulması bunun örneklerinden sadece bir tanesidir."

20-25 yılı aşkın bir süredir zulmen cezaevinde bulunan sade vatandaşların -mahkûmiyet kararlarında imzası bulunan hâkimler ile soruşturmaları yürüten savcı ve memurların birçoğunun FETÖ bağlantısı nedeniyle tutuklanmasına veya görevinden el çektirilmesine rağmen- yaptığı itiraz veya yeniden yargılanma taleplerinin kabul edilmemesi yargının içinde bulunduğu içler acısı durumu özetlemektedir.

Öte yandan Diyarbakır D Tipi Cezaevinde bir yakınını ziyarete giden ve vücudunun yüzde 94’ünü kullanamayan vatandaşa yapılan muamele insana ve insan haklarına değer verilmediğini göstermektedir. Felçli olduğu ve belden aşağısı tutmadığı görülmesine rağmen Orhan Çalak ismindeki vatandaştan arama ve kapılardan tek başına geçmesi istenmiş ve başkasından destek almasına imkân verilmediği için kapıdan geçerken ayağı kapı arasına sıkışarak kırılmıştır. Felçli vatandaşa yapılan bu muamele çok açık bir zulümdür. Bu zulmü yapanları nasıl bir işlem yapılacağının ve buna neden olan mevzuat ile ilgili yapılması gereken değişikliklerin takipçisi olacağız. Bu zulüm dolu uygulamalara bir an önce son verilmeli ve yargının her türlü mağduriyeti gidererek adaleti temin eden bir araca dönüşmesi sağlanmalıdır.

KERKÜK’TEKİ HAREKETLİLİK

25 Eylül’de Irak Kürdistanı’nda gerçekleşen referandum sonrası bölgede yeni gelişmeler yaşanıyor. Özellikle statüsü tartışmalı yerlerin başında gelen Kerkük etrafında yaşanan hareketlilik; Irak, Yemen ve Suriye’yi yıkım, kan, gözyaşı ve sefalete sürükleyen iç savaşlardan ders alınmamış olduğunu gösteriyor.

Her ne sebeple olursa olsun Kerkük’te yaşanacak bir sıcak çatışma, bölge için yeni felaketlerin kapısını aralayacak ve bölge halklarının arasına düşmanlık tohumlarını ekecektir. Bundan karlı çıkacak olan yine ABD ve işgalci Siyonist terör çetesinin başını çektiği emperyalist güçler ve silah tüccarları olacaktır.

Uzun süredir savaş ve iç çatışmalarla perişan olmuş, viraneye dönmüş coğrafyamızda silahın bir seçenek olarak dile getirilmesinden hatta düşünülmesinden bile vazgeçilmesi gerekir. Ümmetin unsurları arasında mevcut bütün anlaşmazlıkların diyalog ve siyasi müzakerelerle çözülmesi, bütün tarafların ve bölgenin hayrına olacaktır. Türkiye taraflar arasında arabuluculuk yapma şansını heba etmemeli, tarihi bir rol üstlenerek anlaşmaya ve siyasi bir çözüme katkı sunmalıdır.

İDLİB’TE YAŞANAN GELİŞMELER

Astana’da Türkiye, İran ve Rusya’nın vardığı anlaşma sonrası Rusya ve Suriye rejiminin İdlib’e yönelik hava saldırıları ciddi sivil can kayıplarına sebebiyet vermişti. HÜDA PAR olarak Suriye gerçeğini göz önünde bulundurarak, İdlib’in ikinci bir Halep olmaması için, İdlib’teki silahlı unsurlar ile Astana bileşenleri ülkeler arasında siyasi bir çözüm bulunması gereğini sürekli olarak dile getirdik. Türkiye’nin bu doğrultuda üstlendiği rolü ve İdlib’te çatışmasızlık alanları sağlama yönünde atılan adımlarını değerli buluyoruz. Taraflar arasında sağduyunun ve yapıcı yaklaşımın devam etmesini ümit ediyoruz. Savaşın başından beri ilk defa yaşanan bu uzlaşmaya dayalı çözümün bütün Suriye için bir örneklik teşkil etmesini ve Suriye’deki savaşın bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz.

ABD İLE YAŞANAN VİZE KRİZİ

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde çalışan bir T.C. vatandaşının FETÖ’den dolayı tutuklanmasını gerekçe gösteren ABD, vize işlemlerini askıya aldığını açıkladı. ABD’nin bu kararı, FETÖ’nün başı olan zata ev sahipliği yapmanın dışında, FETÖ’ye bütünsel olarak hamilik yaptığının bir göstergesidir. Ayrıca Türkiye’nin son dönemlerde geliştirdiği dış ilişkilerin, ABD’nin bu kararı almasında etkili olduğu da bir gerçektir. ABD, Türkiye’ye geçmişte yaptığı müstemleke muamelesine devam etmek istiyor. Hükümetin, ABD’nin bu kararına ve tavrına misli ile cevap vermesi atılması gereken bir adımdı. ABD hiçbir zaman Türkiye dâhil hiçbir İslam ülkesine dost olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Bu nedenle ABD’nin dostluğunu kaybetme gibi bir korkuya da gerek yoktur. Böyle yersiz bir korkuyla atılması gereken adımların zamanında atılmaması hiçbir fayda vermeyeceği gibi zarara neden olması da mümkündür. Türkiye, ABD’nin dost ve müttefik olduğu düşüncesinden kurtulmalıdır.

AÇLIK SINIRI VE AÇLARDAN VERGİ ALMAK

Çeşitli kurumların açlık ve yoksulluk sınırı tesbit çalışmaları yayınlanmaktadır. Bu çalışmaların tamamında açlık sınırının asgari ücretin çok üzerinde olduğu görülmektedir. Bizzat devletin kurumlarınca da teyid edilen, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı hususu şu gerçeği ortaya çıkarmaktadır: Devlet açlardan bile vergi almaktadır.

Anlayışımıza göre devlet, beslenme, giyinme, barınma, sağlık, eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayan bütün vatandaşlarının zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Çok sefer elverişli olmayan koşullarda ve çok uzun süreler çalışarak aldığı asgari ücreti zorunlu gıda harcamalarına bile yetmeyen, açlık sınırının altında bir gelirle diğer ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışan vatandaşlardan vergi alınmasından vaz geçilmelidir.

Şu anda mecliste grubu bulunan dört partiye ve özellikle hükümete 2012 yılında anayasa uzlaşma komisyonunda asgari ücretlinin vergiden muaf olması hususunda anlaştıklarını hatırlatıyoruz. Beş yıl önce attıkları imzalar vatandaşa verdikleri bir sözdür. Bu sözlerini yerine getirmeleri kendilerine bir borçtur. Milletimiz adına bu alacağı talep ediyoruz ve bu borç ödeninceye kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. (İLKHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.