İslam Coğrafyasından: Sudan

İslam Coğrafyasından: Sudan

Bir Doğu Afrika ülkesi olan Sudan kuzeyden Mısır, kuzeydoğudan Kızıldeniz, doğudan Etiyopya, güneyden Kenya, Uganda ve Zaire, batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, kuzeybatıdan da Libya ile çevrilidir.

Bir Doğu Afrika ülkesi olan Sudan kuzeyden Mısır, kuzeydoğudan Kızıldeniz, doğudan Etiyopya, güneyden Kenya, Uganda ve Zaire, batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, kuzeybatıdan da Libya ile çevrilidir. Resmi adı Sudan Cumhuriyeti, başkenti Hartum’dur. Yüzölçümü; 2 505 813 km.2 olan Sudan Cumhuriyeti’nin tahmini nüfusu ise 35 milyondur. Resmi dilleri Arapça’dır. Halkın büyük çoğunluğu Arapça konuşur. Bunun yanı sıra yerel diller de konuşulmaktadır. Resmi din İslam’dır. Halkın %83 ü Müslüman, %10’u yerel dinlerin mensubu, %7’si Hıristiyan’dır. Müslümanların tamamı Sünni ve çoğunluğu Şafii, bir kısmı da Maliki’dir.

Sudandaki en büyük etnik unsur nüfusun yaklaşık %50’sini oluşturan Sudan Araplarıdır. Sudan Arapları Arapça konuşmaktadırlar ve % 99’u müslümandır. İkinci etnik unsur nüfusun %11,5’ini oluşturan Dinkalardır. Genellikle güney bölgelerde yaşayan Dinkaların çoğunluğu yerel dinlere mensup veya Hıristiyan’dır. Onlardan sonra nüfusun %6,5’ini oluşturan ve tamamı Müslüman olan Bejalar gelir. Nüfusun %6’sını Nubalar oluşturur. Nubalar genellikle Kordofan bölgesindeki Nuba dağlarında otururlar. Arap asıllı olmayan Nubaların kendilerine ait özel bir dilleri vardır. Nubaların tamamı müslümandır. Nubalardan sonra gelen etnik unsur nüfusun yaklaşık %5’ini oluşturan Nubiyelerdir. Nubiyeler Sudan’ın yerli zencileridir ve tamamı müslümandır.

Başta şunu belirtelim ki tarihi kaynaklarda Sudan denirken kast edilen alan bugünkü Sudan’ın topraklarından çok geniş bir alandır. Müslümanlar Afrika’ya girdikten sonra zencilerin yaşadığı ve Kızıldeniz kıyılarından başlayarak Batı Afrika’ya kadar uzanan geniş bir alana Biladu’s-Sudan (Siyahlar ülkesi) adını vermişlerdi. Daha sonra ‘Bilad’ kelimesi atılarak bu bölgeye sadece Sudan denmiştir. Bugünkü Sudan ise, Doğu Sudan denirken kast edilen bölgedir. Mısır’ın 639’da Amr b. El-As(ra) tarafından fethedilmesinden sonra bu ülkeye yerleşen Müslümanlar kısa süre sonra ticaret için Sudan pazarlarına gitmeye başladılar. Sudanlılar da İslam’ı ilk olarak bu tüccarlar sayesinde tanıdılar. Sudanlılardan bazıları İslam’ı tanıdıktan sonra kısa süre içinde İslam’a ısındılar ve daha önce Sudan’a girmiş olan Hıristiyanlığın onların arasındaki etkisi zayıflamaya başladı. Mısır’a yerleşen Müslümanlar 7. yüzyılın ortalarından itibaren Sudan’ı ele geçirmek için birtakım askeri hareketler gerçekleştirdiler. Bu fetih hareketleri uzun süre devam etti. 11. yüzyıla gelindiğinde Kuzey ve Batı Sudan’da ki yerel yöneticilerin birçoğu Müslüman olmuştu.

Doğu Sudan eyaletlerinde İslam’ın yayılması ise biraz daha fazla zaman almıştır. 1172’de Selahaddin’i Eyyubi’nin kardeşi Turan Şah, 1260’ta da Baybars bugünkü Sudan topraklarına birer sefer düzenlediler. Bu seferlerden sonra buralarda İslam daha da güçlenmeye başladı. 1517’de Osmanlı devletinin Mısır’ı fethetmesi Sudan’da etkisini gösterdi. Daha önce Müslüman olmuş olan kuzeydeki Nubiyeler kendilerini daha güçlü hissederek hâkimiyet alanlarını genişlettiler. Ancak aynı dönemde Sudan’da varlığını sürdüren Funj İmparatorluğu da güneye doğru kayarak varlığını sürdürdü. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa 1821’de Funj imparatorluğunun üzerine ordu göndererek Sudan topraklarını ele geçirdi. Ancak Mehmet Ali Paşa, Sudan’da halkı hiç memnun etmeyen bir siyaset güttü. Mehmet Ali Paşa, Sudan’ı fetheden İsmail Paşa’yı görevden alarak yerine kendi oğlunu geçirdi. O da birtakım siyasi hesaplarla Fransız ve İngilizlerle işbirliği yaptı ve bazı eyaletlerin valiliklerine onların adamlarını getirdi. Bu durum Sudan’ın Müslüman halkını rahatsız etti. Muhammed Ahmed el Mehdi adlı bir zat bazı kişileri etrafına toplayarak 1881’de bir hareket başlattı. Muhammed Ahmed el-Mehdi, etrafında topladığı kuvvete ‘Ensar’ hareketine de ‘Ensar hareketi’ adını veriyordu. Mehdi’nin hareketi kısa zamanda geniş bir alana yayıldı. Onun hareketini bastırmak için gönderilen ordular yenilgiye uğratıldılar. Ensar hareketi gösterdiği başarılarla hâkimiyetine aldığı topraklar üzerinde ayrı bir yönetim kurdu. Muhammed Ahmed Mehdi, 22 Ocak 1885’te öldü. Onun ölümünden sonra yerine geçen oğlu Abdullah b. Muhammed, Umdurman’da Herbert Kitchner adlı İngiliz generalin komutasındaki Mısır kuvvetlerine yenildi. Daha sonra İngiliz güçleri, Mısır’da ki yönetimin yanlış uygulamalarını düzeltmeyi amaçladıklarını ileri sürerek 1899’da Sudan’a girdiler. İngilizler ilk iş olarak Muhammed Ahmed Mehdi’nin başlattığı hareketi tümüyle dağıttılar. Sudan 1 Ocak 1956’da bağımsızlığını elde edinceye kadar İngiliz işgalinde kalmıştır. Bağımsızlıktan sonra ülkede yönetimi geçici hükümet aldı. 1958’in ocak ayında gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde İslami eğilime sahip ümmet partisi büyük bir çoğunlukla seçimi kazandı ve partinin genel başkanı Abdullah Halil başkan oldu. Ancak kısa bir süre sonra, 17 Kasım 1958’de General İbrahim Abbud askeri bir darbe gerçekleştirerek Abdullah Halil yönetimine son verdi. İbrahim Abbud’a karşı muhalefet, 1964’ün ortalarından itibaren şiddetlenince, Abbud, Sereb Hatemu’l-Halife’yi yönetimde yanına alma gereği duydu. 15 Kasım 1964 tarihinde de yönetimi tamamen ona devrederek kendisi çekildi. 1965 Haziranında yapılan seçimleri Birlikçi Milli Parti kazandı ve seçimlerden sonra, 8 Haziran 1965’te adı geçen partinin genel başkanı İsmail Ezheri Cumhurbaşkanı, Muhammed Ahmed Mahcub da başbakan oldu. 1966 Temmuz’undaki iktidar değişikliğinde Muhammed Ahmed Mahcub’un yerine Ümmet Partisi’nin genel başkanı Sadık el-Mehdi başbakanlığa getirildi. Bu iktidar, Albay Cafer Numeyri tarafından 25 Mayıs 1969’da askeri bir darbeyle devrildi. Numeyri başlangıçta ülkedeki komünistlerle işbirliğine girdi. Bu dönemde komünistlerin yönetimindeki ordusunu İmam Muhammed Mehdi’nin kurmuş olduğu Ensar Hareketinin merkezi olan Aba adasına göndererek başta hareketin o zamanki lideri İmam Hadi Sadık el-Mehdi olmak üzere çok sayıda müslümanı şehid ettirdi. Ümmet Partisinin lideri Sadık el-Mehdi başta olmak üzere çok sayıda insanı da tutuklattı. Ancak Numeyri-Komünist işbirliği uzun sürmedi. Numeyri kısa bir süre sonra tavır değiştirerek komünistleri tasfiye etmeye başladı. Bunun üzerine komünist subaylardan olan Binbaşı Haşim el-Atta 19 Temmuz 1971’de gerçekleştirdiği askeri darbeyle Numeyri yönetimine son verdi. Ancak halkın komünist darbeye tepki göstermesi üzerine Numeyri üç gün içinde toparlanarak yönetimi yeniden ele aldı. Ekim 1971’deki, başkanlık seçimlerinde de oyların % 90’ını, aldı. Numeyri bundan sonra İslami kesimlerle iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. 1983’te bir ara Müslüman Kardeşler cemaatinin içinde yer alan daha sonra İslami Milli Cephe adıyla ayrı bir grup oluşturan Hasan Abdullah et-Turabi’yi de yanına aldı. Numeyri, Turabi’yle işbirliğinden sonra Eylül 1983’te ülkede İslam kanunlarını uygulamaya koyma kararı aldı. Bu karar görünüşte Turabi’yle işbirliği protokolünün gereği gibi aksediyordu; ancak gerçekte Numeyri’nin iktidarda kalma mücadelesinin bir sonucuydu. ABD, Numeyri’nin bu kararını hoş karşılamadı ve derhal yaptığı ekonomik yardımı kesti. ABD başkan yardımcısı George Bush Şubat 1984’te Hartum’u ziyaret etti. Bu ziyaretin arkasından Numeyri İslami kesimi ağır şekilde tenkit eden ve bu kesime yönelik iftiralar içeren konuşmalar yaptı. Mart 1985’te de İslam kanunları uygulamasına son verildi ve Turabi’yle arkadaşları da hapse atıldı. Bunun üzerine Genelkurmay başkanı General Abdurrahman Suvaruzzeheb 6 Nisan 1984’te gerçekleştirdiği askeri darbeyle Numeyri’nin 16 yıllık iktidarına son verdi. Allah’ın izniyle gelecek sayımızda kaldığımız yerden devam ederiz.

İnzar Dergisi

Sudan Haberleri

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.