İslam düşmanlığına karşı Müslümanların din ve ibadet hürriyeti garanti altına alınmalı

İslam düşmanlığına karşı Müslümanların din ve ibadet hürriyeti garanti altına alınmalı

Avusturya’da artan İslam düşmanlığına dikkat çeken HÜDA PAR Genel Başkanı İshak Sağlam, “İslam düşmanlığına karşı Müslümanların din ve ibadet hürriyeti garanti altına alınmalıdır” dedi.

HÜDA PAR Genel Başkanı İshak Sağlam, dış gündemi değerlendirdi. Değerlendirmede, Avusturya’daki İslam düşmanlığı, Avustralya askerlerinin Afganistan’da işlediği savaş suçları ve adım adım uygulanan ihanet anlaşmasına dikkatleri çekti.

Avusturya’da İslam düşmanlığı

Avusturya’da İslam düşmanlığına dikkat çeken Sağlam, “İslam düşmanlığının Avrupa’daki merkezlerinden biri haline gelen Avusturya’da terörle mücadele bahanesiyle 60 eve baskın düzenlendi. Çocuklara dahi acımasızca müdahale eden güvenlik güçleri gözaltına aldıkları Müslümanlara başörtüsü ve namaz ile ilgili tahrik edici sorular sormuş, Müslüman kişi ve kuruluşları ‘radikal’ yaftasıyla fişlemiştir. İslam düşmanlığını devlet politikası haline getiren Avusturya’da Müslümanların yaşamı her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.” dedi.

“İslam düşmanlığına karşı Müslümanların din ve ibadet hürriyeti garanti altına alınmalıdır”

Faşist yönetimlere karşı caydırıcı adımların atılması çağrısında bulunan Sağlam, “Avusturya yönetiminin Müslümanlara yönelik muamelesi temel insan haklarını teminat altına alan uluslararası sözleşmelere de açıkça aykırıdır Avrupa’da devlet politikası haline getirilen İslam düşmanlığına karşı Müslümanların Din ve İbadet Hürriyeti garanti altına alınmalıdır. Aynı zamanda Müslüman kamuoyunca başlatılan ekonomik boykot kampanyalarının kapsamı genişletilerek faşist yönetimlere karşı caydırıcı diplomatik adımlar da atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Avustralya askerlerinin Afganistan’da işlediği savaş suçları

Avustralya askerlerinin Afganistan’da işlediği savaş suçlarına dikkatleri çeken Sağlam, şöyle devam etti:

“Avustralya ordusundan, özel kuvvetlere mensup askerlerin Afganistan’da aralarında çiftçilerin de bulunduğu 39 sivili önce esir aldığı daha sonra katlettiği ortaya çıktı. Bu insanlık dışı cinayetlerin işlendiğine dair belgelerin basına sızmasından sonra, vahşeti daha fazla gizleyemeyeceğini anlayan Avustralya hükümeti ceza soruşturması başlatacağını açıklamak ve özür dilemek zorunda kaldı. Daha önce UCM savcıları, Afganistan’da savaş suçu işlendiği iddiasıyla soruşturma açılması talebinde bulunmuş ancak mahkeme tarafından reddedilmişti. Avustralya’nın Afganistan’da işlediği savaş suçları uzun bir zincirin sadece bir halkasıdır. Bugüne kadar ülkede on binlerce sivil, NATO güçleri tarafından katledilmesine rağmen bir yaptırım uygulanmamış, savaş suçu adeta meşrulaştırılmıştır. Ülkede işlenen tüm hak ihlallerinin tarafsız bir şekilde soruşturulması ve suçluların hak ettikleri cezalarla cezalandırılması gerekir. Müslümanlara karşı işlenen ağır hak ihlalleri ve katliamlar görmezden gelinmemelidir. Her türlü cinayeti işleyebilen işgalcilere karşı direniş yükseltilmeli, bu güçlerin İslam topraklarındaki varlığı derhal tasfiye edilmelidir.”

"İhanet anlaşması adım adım uygulanıyor"

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, giderayak siyonist işgal rejiminin işgal ve zulümlerini meşrulaştırmaya çalıştığına dikkat çeken Sağlam, “Geçen hafta işgal altındaki Filistin topraklarına giden Pompeo, bütün diplomatik teamülleri ve BM kararlarını ayaklar altına alarak Batı Şeria’da Siyonist yerleşim yerlerini ziyaret etti. Bununla yetinmeyen Pompeo, 1967’den beri siyonistlerin işgalinde olan Suriye’ye ait Golan Tepelerine de gitti. Böylece Golan Tepelerini ziyaret eden ilk ABD Dışişleri Bakanı oldu.” dedi.

“Kudüs’ün işgalcisini tanımak, işgalini de tanımak; Filistin halkını arkadan hançerlemektir”

Sağlam son olarak, “Siyonist rejime verilen bu destek, Filisin ve Kudüs davasına olan ihanetin adım adım yürürlüğe konmasıdır. Golan Tepeleri, Kudüs ve Filistin İslam topraklarıdır. Siyonist rejim burada işgalcidir, eninde sonunda buralardan çıkmak zorunda kalacaktır. Siyonist rejimle ilişkilerin normalleşmesi işgalin tanınmasıdır, ihanettir. Bunu en iyi bilen FKÖ olmasına rağmen ve bunca tecrübeden sonra siyonist rejimle tekrar ilişkiye geçmesi geçmişten ders alınmadığını göstermektedir. Bahreyn’in siyonist rejimde büyükelçilik açmak için başvurması bir zillettir. Kudüs’ün işgalcisini tanımak, işgalini de tanımak; Filistin halkını arkadan hançerlemektir.” şeklinde konuştu.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler