Konuşmada Ölçü

Konuşmada Ölçü

İnsan bir kapıysa, o kapının anahtarı dildir. Dil ise terbiye edip ölçü öğretilmediği taktirde ne tür kapıları açar, bir muammadır.

Bismillah…

İnsan bir kapıysa, o kapının anahtarı dildir. Dil ise terbiye edip ölçü öğretilmediği taktirde ne tür kapıları açar, bir muammadır. Geçmiş tarihlerden bu yana dil insan için iletişimin kaynağı olmuştur. Günümüz teknolojisinin, insanın zihniyle birlikte dilini de esir alması sonucunda bu, bir miktar revaçtan düşse de hâlâ en yaygın iletişim aracı dil; iletişim kanalıysa konuşmadır.

Elbette konuşma vazgeçilmezimizdir. Zira insanoğlu, yanında kimse olmasa bile kendisiyle, kendi iç sesiyle konuşan bir varlıktır. Günlük işleri hal yoluna koymaktan tutun ibadetlere kadar konuşma, hayatımızın bir parçasıdır. Kapsama alanı bu denli geniş olan bir fiilin, uygulanma şekli de muhakkak belli bir ölçü ile olmalıdır. Buyurunuz bu ölçüleri alt başlıklarda inceleyelim.

Aile İçi Konuşmada Ölçü

Şüphesiz en fazla vakit geçirdiğimiz mekân evimiz, en çok diyalogda olduğumuz kişilerse aile üyelerimizdir. Bu sebeple konuşmada ölçünün en gerekli olduğu yerlerden biri evlerimizdir diyebiliriz.

Genel bir bakışla elde edilen sonuç; aile halkıyla kurulan diyalog, zaman aşımına uğrayarak laçkalaşmaya başlıyor. Gerek karı-koca gerekse ebeveyn-evlat diyaloglarında bu, çok sık rastlanan bir durum. Nedeni ise konuşmadaki ölçüsüzlük…

Bir hanede hanımın sesinin üst perdeden çıkması, zamanla düşüncesini, yüksek ve kızgın bir ses tonuyla bildirmesine yol açıyor. Ya da evin beyinin isteklerini sert bir üslupla dile getirmesi, zamanla onda ahlak halini alıyor ve hane halkı evin beyini artık ‘her şeye kızan’ olarak adlandırıyor. Tüm bunları gözlemleyen -küçük ya da büyük- çocuk ise konuşma şeklinin böyle olması gerektiğini sanıyor ve istediği her şeyi ya ağlayarak ya anne-babasına vurarak ya da evdeki eşyaları dağıtarak istiyor.

İçiniz mi karardı sevgili okurum? Ferahlayabilirsiniz çünkü çözüm yollarını da anlatacağız.

Aile içinde kimsenin mükemmel olmadığı bir hakikattir. Buna rağmen iletişimde saygı ve anlayışın birlikte olması, orta yolun bulunmasını sağlayacaktır. Eşlerin birbirlerine karşı, evlatların ebeveynlerine karşı ve aynı şekilde ebeveynlerin evlatlarına karşı gösterecekleri sabır ve anlayış, sorunların konuşarak ve düşünerek çözülmesine yardımcı olacaktır.

Örneğin ödevlerinde isteksiz ya da başarısız olan bir çocuğa kızmak, onu daha da başarısız yapacağı gibi çocuğu itham etmeden sorunun kaynağını bulup onu ortadan kaldırmaya çalışmak da çocuğun başarısını artıracaktır. Sakince konuşup çözüm arama aşamasında çocuğun başarısında bir yükselme gözlemlenmese bile bu, onun için ciddi bir motivasyon sağlayacaktır. Ailesinin, onun başarısıyla/başarısızlığıyla değil kendisiyle alakadar olduğunu bilmesi, çocuğa yetişkinliğinde bile yetecek kadar önemli bir terapi olacaktır.

Aynı şekilde eşler arası konuşma da böyledir. Kimi zaman anlayış ve saygı çerçevesinde yapılacak kısa bir konuşmayla çözülecek meseleler, ölçüsüz üslup nedeniyle kalplerde soğukluğa neden olabiliyor. Zamanla bu, köklü bir soğukluk meydana getirir ki; artık eşler birbirlerine sevgi duymadıklarını, hâsılı ayrılmayı düşünmeye başlarlar.

Hususen aile içinde laubaliliğe neden olmayacak ve fazla ilgisiz olmayacak şekilde bir konuşma ölçüsü çizilmelidir. Örneğin anne-babalar evlatlarına seslenirken ismiyle değil de “yavrucuğum, evladım, kızım, oğlum…” şeklinde hitap etmelidir. Yine eşler de kendi haneleri içerisinde birbirlerine özel hitaplar kullanmalıdırlar. Küçük ve basit birkaç kelime gibi görünse de aslında bu kelimeler dilden gönle uzanan köprülerdir.

Hane içinde elbette evlatlar da konuşma ölçüsüne riayet etmek durumundadır. Çünkü anne-babaya hürmet öncelikle Allah’ın emridir. (İsra, 23-24) Akabinde aklıselim bir düşünceyle bakıldığında; üzerimizde en fazla hakkı olan insanlar anne-babalarımızdır. Hiç olmazsa buna hürmeten anlayış ve saygı çerçevesinde bir üslup duymak haklarıdır, diyebiliriz.

Davetçinin Konuşmasında Ölçü

Sevgili davetçi kardeşim! Konuşmada ölçü konusunda belki de en kapsamlı alan seninkidir. Zira davet sahası aileyi de içine alan geniş bir alandır. İşte tam da bu yüzden en az aile fertleri kadar davetçinin de konuşmasındaki ölçüye dikkat etmesi gerek. Davetçi, toplumda kendini değil davasını temsil eder. Bu yüzden ağzından çıkacak her söz, şahsın değil davet ettiği davasının hanesine yazılır.

İyi bir hatip isterse batıla davet etsin, toplumda kabul görme olasılığı yüksektir.

Durum böyle ehemmiyetli olunca konuyu maddeleştirmek, daha anlaşılır olmasını sağlayacaktır.

*Davetçi öncelikle söz ve amel birliğini sağlamalıdır. Zira sözün muhataba etkisi amele yansımasıyla orantılıdır.
*Hitabet eğitimi almalı, konuşma dilini (Türkçe, Kürtçe, Arapça…) geliştirmelidir.
*İmkânlar dâhilinde diksiyon dersi almalıdır. -İnternet çağında yaşadığımız düşünülürse bu çok da zor olmayacaktır.-
*Davetçinin konuşma kurallarında bilmesi gereken mühim bir husus: Dinlemeyi bilmektir. Konuşmadan önce muhatabını dinlemek, ruh haline vakıf olmak elzemdir.
*Tüm bunlardan sonra konuşmaya başlayan davetçi, ne şahsında davasını küçültecek kadar kendini hakir göstermeli ne de kibriyle muhatabının nazarında iğreti bir tablo çizmelidir. Mütevazı olmak bu durumda yeterli olacaktır…
*Muhatabı itham eden sözler sarf etmek de konuşmadaki ölçünün kaçması demektir.
*Sözü uzatarak muhatabına eziyet etmemeli, davasından kaçırmamalıdır. Bilakis kısa ve öz cümlelerle mesajını ulaştırabilmelidir.

Davetçi kardeşim!  Konuşmada ölçüyü yakalayabilmek için bolca okumalı, yazmalı ve dinlemelisin.

Esasen bunca kelimeyi ardı ardına sıralamak yerine bir ayet kâfi gelirdi: “Sen onlara sırf Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.” (Al-i İmran, 159)

Aynı dili konuşan fakat anlaşamayan insanların yaşadığı bu zamanda “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.” Duasına fazlasıyla ihtiyaç olabiliyor. Dilinizde ölçü, sözünüzü anlayanlarınız bol olsun. Selam ve dua ile…

Mine Turhan | Nisanur Dergisi | Mart 2021 | 112. Sayı

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler