Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Ramazan Tekdemir: İsrail uluslararası sularda korsanlık yapıyor

Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Ramazan Tekdemir: İsrail uluslararası sularda korsanlık yapıyor

Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı ve Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Ramazan Tekdemir, Gazze’ye yönelik ablukayı kırma hedefiyle çıktıkları yolculuğun siyonist rejimin müdahalesiyle yarım kaldığını söyledi.

Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı ve Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Ramazan Tekdemir, Ankara’da düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla çıktıkları yolculuğun siyonist rejimin müdahalesiyle engellendiğini ifade etti.

Tekdemir, "Öncelikle yeniden ülkemizde olmaktan dolayı mutluyuz. Bize ülkemizin büyüklüğünü cesametini ve ulvi yönlerini gösteren Allah’a hamdolsun. İçimiz buruk; seferimizin yarım kaldığını düşünüyoruz. Çünkü amacımız Gazze’ye varmaktı, Gazze’de kardeşlerimizle buluşmaktı. Ablukayı ve ağır kuşatmayı kırmaktı. Oraya beraberimizde insanlığın yükünü taşıyorduk. Okul çantalarını, kırtasiye malzemelerini, bebek mamalarını ve çocuklara özgü oyuncakları taşımanın bir heyecanı, bir arzusu vardı. Bunu gerçekleştiremedik." dedi.

"Onların davasını sürdürmeye elbette devam edeceğiz"

"Tiago ve Seyf adında iki kardeşimizi orada bırakmanın üzüntüsünü yaşıyoruz." diyen Tekdemir, "2007’den bu yana ömrünü bu sivil girişime adamış, ablukaları kırmaya çalışan; insanlığın ve siyasetin tıkandığı yerde sivil girişimle bu tıkanıklıkları aşmaya çalışan, insanlığa bir muştu, bir nefes olmaya çalışan Brezilyalı Tiago gibi hakikaten 'insan gibi insan' bir kardeşimizi geride bıraktık. Aynı şekilde, Seyf adında Filistinli Gazzeli 'Hamas üyesi olmakla' tehdit olarak konumlandırılan görülen bir kardeşimizi orada bırakmanın hüznü var içimizde. Ancak onların davasını sürdürmeye elbette devam edeceğiz. İyilerin davasını sürdürmeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.

"Bireysel ve grupsal aidiyetleri geride bırakan insanların oluşturduğu bir dayanışmanın parçası olarak katıldık"

Herkesin aidiyetlerini geride bırakarak yola çıktığını ifade eden Tekdemir, "Bu vesileyle bizler, küresel Sumud Filosu’na; kimlikleri, meslekleri aşan, bireysel ve grupsal aidiyetleri geride bırakan insanların oluşturduğu küresel bir dayanışmanın parçası olarak katıldık. Ben de özelde hacımı erteleyerek gitme ihtiyacı hissettim. Belki bu benim için bir yanılgıydı, belki bir riskti; ama oraya gitmeyi hacca tercih ettiğim bir duygu oluştu içimde. Çünkü hepimiz çok güzel işler yapıyoruz. ANFİDAP da çok güzel işler yapıyor. STK’lar, Memur-Sen, Filistin’e destek platformları önemli çalışmalar yürütüyor. Ancak bunun yeterli gelmediğini, yeterince etkili olmadığımızı hissettiren bazı tıkanıklıklar yaşıyoruz. Bu tıkanıklıkları açmanın bir yolu olarak bu seferi değerlendirdim ve bu şekilde yola çıktık." şeklinde belirtti.

"israil, Gazze’de siyonist bir anlayıştan beslenen bir katliam siyaseti yürütüyor"

Tekdemir, "Gazze’ye yaklaştıkça heyecanımızın büyüdüğünü, cesaretimizin arttığını ve büyük bir karşılaşmaya kendimizi adadığımızı hissettik. Çünkü israil, Gazze’de siyonist bir anlayıştan beslenen bir katliam siyaseti yürütüyor. Orada yüz bine yakın kardeşimizi katletti. Şu an on binlerce insan tıbbi bakıma erişemiyor. Yüz binlerce çocuk, sistematik olarak kısıtlanan yardımlar nedeniyle açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadele ediyor. Karşımızda, insanlığın onlarca yıldır inşa ettiği tüm evrensel değerleri çiğneyen, yok sayan bir terör rejimi var. Bu bir devlet olamaz, asla olmayacak." dedi.

"Aslında 'dünya israilden büyüktür' dememiz lazım"

Konuşmasının devamında Tekdemir, "Dolayısıyla böyle bir yapıya karşı yeterli bir tanımlamamızın olmadığını görüyoruz. Allah rahmet eylesin, merhum Erbakan Hoca bunları yıllarca anlattı. Ancak çoğu insan bunu abartı olarak gördü, hatta alayla karşıladı. Bugün ise neredeyse az bile söylediği noktaya gelinmiş durumda. Bu da gösteriyor ki biz karşımızdaki yapıyı yeterince tanımıyoruz. 'Dünya beşten büyüktür' diyoruz; evet, değiştirmemiz veya genişletmemiz gerekiyor. Aslında 'Dünya israilden büyüktür' dememiz lazım. Çünkü dünya siyasetini ipotek altına alan, rehin tutan bir yapı var. Bir şantaj düzeni var ve bu yapı bu düzenle ayakta duruyor." diye konuştu.

"Yarın taşların dahi dile gelip bu mücadeleye katılacağı büyük bir karşılaşmaya yeterince hazır olmadığımızı görüyoruz"

Tekdemir, "Dolayısıyla Kur’an’ın haber verdiği, yarın taşların dahi dile gelip bu mücadeleye katılacağı büyük bir karşılaşmaya yeterince hazır olmadığımızı görüyoruz. Ne zihinsel ne de fiili anlamda yeterli bir hazırlığımız yok. israilin barbarlığından bahsediyoruz; peki buna karşı nasıl bir mücadele yöntemimiz, nasıl bir eğitimimiz, nasıl bir yetiştirme modelimiz var? Bu konularda ciddi eksiklerimiz bulunuyor ve bunları değiştirmemiz gerekiyor. Bir zihniyet dönüşümüne yönelmemiz şart." dedi.

"Sumud’un genel ölçülerine uyum sağlama adına kendimizi frenledik"

Konuşmasının devamında Tekdemir, şunları aktardı: "Allah razı olsun; ben şahsım adına bu ülkenin bir vatandaşı olmaktan, sizlerle kardeş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Ancak aynı zamanda büyük bir eksikliği de hissediyorum. Biz bu davanın sahibiyiz; fakat bu sahipliği gereği gibi yerine getiriyor muyuz? Bu konuda ciddi bir sorgulama yapmamız gerekiyor. Bugün israil, uluslararası sularda korsanlık yaparak, adeta bir hırsız ve haydut gibi gelip bizi alabiliyor. Eğer bizler, Sumud’un ortaya koyduğu ilkelere uygun, içimizden geldiği gibi daha güçlü bir duruş sergileyebilseydik, bugün çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Bugün dünya başka şeyler konuşacaktı. Ortam o kadar müsaitti ki; o kadar korkak, barbar olduğu kadar da acımasız ve pısırık bir yapı var ki… Buna rağmen çok kolay alt edebileceğimiz imkânlar vardı. Ancak biz maslahat gereği kendimizi tuttuk, baskıladık ve bu konuda ciddi şekilde kendimizi sınırlandırdık. İçimizden çok ezildik. Maslahatı düşünerek oraya istediğimiz gibi Türkiye’deki halkımızın, STK’larımızın, tabanıyla bu meseleye gönül vermiş partilerimizin ortalamasının da altında bir tepki gösterdik. Çünkü Sumud’un genel ölçülerine uyum sağlama adına kendimizi frenledik. Ancak karşımızda barbar bir yapı var. İnsanlık dışı koşullarda bizi tutular, esir aldılar. Arkadaşlarımıza yapılanların görünen kısmı bile bize Gazze’ye bir pencere açıyor; oradaki kardeşlerimizin yaşadığı acılara bir pencere açıyor. Kadrajlara girmeyen acılara, çocuklara yapılan işkencelere ve insanı her şeyden mahrum bırakan o zulüm düzenine bir ışık tutuldu. Bunu daha yakından görme imkânı bulduk ve bu noktada kendimizi bir yüzleşmeye, bir muhasebeye davet ettik."

"Dünyada bir kayıtsızlık ve sessizlik var"

Tekdemir, "israile karşı çok daha büyük bir mücadelenin parçası olmak zorundayız ve büyük bir karşılaşmaya da kendimizi hazırlamalıyız. O gün gelecek. Ancak o günü getiren israil olmamalı; o günü getiren biz olmalıyız. Bu mücadele bu açıdan ele alınmalıdır. Dünyada bir kayıtsızlık ve sessizlik var. Bu sessizlik ve kayıtsızlık arttıkça Gazze’de kardeşlerimizin yaşadığı acı da büyüyor, felaket derinleşiyor ve kriz daha da ağırlaşıyor. Buna karşılık sivil girişimlerin önemine inanıyoruz. Bu tür girişimler siyasetin tıkandığı noktada, devletlerin denge politikalarının öne çıktığı alanlarda önemli bir rol oynuyor. Bu girişimlere katıldığımızda yardımların ulaştığını, dayanışmanın arttığını ve oradaki kardeşlerimizin daha fazla sahiplenildiğini görüyoruz. Bunu artırmamız ve bu tür sivil girişimlerden asla vazgeçmememiz gerekiyor." ifadelerine yer verdi.

"7’den 70’e halkımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, derneklerimizin ve partilerimizin sahiplenmesi de çok değerli"

Son olarak Tekdemir, "Türkiye’ye döndükten sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza, Dışişleri Bakanlığımıza ve büyükelçimize teşekkür ediyoruz. Sabah saatlerinden itibaren tüm ülke vatandaşlarıyla tek tek ilgilenen, oraya uçak tahsis eden ve süreci iyi yöneten bir devletle karşılaştık. Bu noktada devletimizin duruşu ve tutumu kıymetlidir. 7’den 70’e halkımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, derneklerimizin ve partilerimizin sahiplenmesi de çok değerliydi. Ancak biz kendimizi sadece bir ayna olarak görüyoruz. Yaşayan biz değiliz; yaşayan Gazze’dir. Eğer biz onların acılarını yansıtabilmişsek, bir ayna olabilmişsek bu bizim için yeterlidir. Gazze’de yaklaşık 10 bin tutuklu var, bunların 350’si çocuk idamla karşı karşıyalar. 90 kadın idam tehdidi altında. Orada her türlü işkence, baskı ve acı yaşanıyor. Bu nedenle daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Çabalarımızı artırmalı, ülkemizin bu mücadelede daha aktif rol alması için yön verici ve ön açıcı bir pozisyonda olmalıyız. Rabbim Gazze’ye ferahlık ve kurtuluş nasip etsin. Şehitlerimize rahmet eylesin. Oradaki mücadeleyi kendi inayetiyle zafere dönüştürsün. Bizleri de bu zaferin bir parçası haline getirsin. Rabbim hepinizden razı olsun. Allah razı olsun." şeklinde konuştu.

Daha sonra Küresel Sumud Filosu'nda yer alıp siyonitlerin saldırısına maruz kalan aktivistlerden Memur-Sen Ankara İl Temsilcisi Nevzat Öylek'de bir konuşma yaptı. (İLKHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.