Minhacul Kur'an-2

Minhacul Kur'an-2

Yani, hadiseler kainat kitabının satırlarıdırlar. Her hadisenin altında bazı hakikatlar saklıdır. Kur’an-ı Kerim ise o hakikatları ortaya çıkartan anahtardır.

Allah’a hamd, Resulüne ve Aline selam ve selam olsun.

Geçen sayımızda Kur’an’ın tarifi ile ilgili olarak Üstad’ın görüşlerine yer vermeye başlamıştık. Allah’ın izniyle kaldığımız yerden devam edeceğiz.

“Ve sutur-u hâdisatın altında muzmer hakaikın miftahı..”

Yani, hadiseler kainat kitabının satırlarıdırlar. Her hadisenin altında bazı hakikatlar saklıdır. Kur’an-ı Kerim ise o hakikatları ortaya çıkartan anahtardır.

“Ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı...”

Yani görünen âlemde görünmeyen âlemi anlatan dildir.

“Ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitabat-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi...”

Yani Kur’an, Allah-u Teala’nın insana yönelik emir, nehiy, irşad, nasihat, teselli vs. iltifatlarının hazinesi (içinde toplatılmış bir kitaptır).

“Ve şu İslâmiyet âlem-i manevîsinin güneşi, temeli, hendesesi.. (bütün esasatının belirleyicisi)”

“Ve avalim-i uhreviyenin mukaddes haritası...”

“Zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi (şerh edip açıklayan sözü), tefsir-i vâzıhı (anlaşılır tefsiri), bürhan-ı katı’ı (kesin delili), tercüman-ı satı’ı (nur saçan tercümanı)…”

“Ve şu âlem-i insaniyetin mürebbisi (terbiyecisi)..”

“Ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin mâ ve ziyası (suyu ve ışığı)..”

“Ve nev-i beşerin hikmet-i hakikiyesi (gerçek hikmetin kaynağı)..”

“Ve insaniyeti saadete sevkeden hakikî mürşidi ve hâdîsi (hidayet yolunu gösteren)...”

“Ve insana… hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emir ve davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikirdir”

“Hem bütün insanın bütün hacat-ı maneviyesine merci’ olacak çok kitabları tazammun eden (içine alan) tek, câmi’ (çok meseleleri içinde toplayan) bir Kitab-ı Mukaddes’tir.”

“Hem bütün evliya ve sıddıkîn ve urefa (ilim ve irfan sahibi, Allah’ı tanıyan kimseler) ve muhakkikînin (derin araştırma yapan alimler) muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına (zevk aldıkları hususlara) lâyık ve o meşrebi tenvir edecek (nurlandıracak) ve herbir mesleğin mesâkına (ileri sürdüğü fikirlere) muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir Kitab-ı Semavî’dir.”

“Kur’an, arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından geldiği için, (Onikinci Söz’de beyan ve isbat edildiği gibi) Kur’an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah’ın kelâmıdır.”

“Hem bütün mevcudatın (varlıkların) İlahı ünvanıyla Allah’ın fermanıdır.”

“Hem bütün Semavat ve Arzın Hâlıkı namına bir hitabdır.”

“Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir (muhatab olarak konuşmasıdır).

Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye (kusurlardan münezzeh ve uzak olan Allah’ı bütün kainatta hükmeden saltanat ve hakimiyeti) hesabına bir hutbe-i ezeliyedir.”

“Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifatat-ı Rahmaniyedir.”

“Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle (itibarıyla), başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır.”

“Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul (inme) ile arş-ı a’zamın bütün muhatına (ihata edip kuşattığı şeylere) bakan ve teftiş eden hikmetfeşan (hikmet saçan) bir Kitab-ı Mukaddes’tir.”

“Ve şu sırdandır ki, “Kelâmullah” ünvanı kemal-i liyakatla Kur’ana verilmiş ve daima da veriliyor.”

“Kur’andan sonra sair enbiyanın kütüb ve suhufları derecesi gelir.”

“Sair nihayetsiz Kelimat-ı İlahiyenin ise bir kısmı dahi has bir itibarla, cüz’î bir ünvan ile, hususî bir tecelli ile, cüz’î bir isim ile ve has bir rububiyet ile ve mahsus (hususi kılınmış) bir saltanat ile ve hususî bir rahmet ile zahir olan ilhamat suretinde bir mükâlemedir.”

“Melek ve beşer ve hayvanatın ilhamları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.”

“Kur’an, asırları muhtelif bütün enbiyanın kütüblerini ve meşrebleri muhtelif bütün evliyanın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün asfiyanın eserlerini icmalen (kısaca) tazammun eden (içine alan)”

“Ve cihat-ı sittesi (altı yönü) parlak ve evham u şübehatın (vehim ve şüphelerin) zulümatından musaffa (tertemiz)

“Ve nokta-i istinadı, bilyakîn (kuvvetli bir iman ile) vahy-i semavî (semadan gelen ilahi vahiy) ve kelâm-ı ezelî..”

“Ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede (keşif sahibi evliyaların görmesi ile) saadet-i ebediye..”

“İçi, bilbedahe (gayet açık bir şekilde) hâlis hidayet..”

“Üstü, bizzarure (zaruretle) envâr-ı iman (iman nurları)..”

“Altı, biilmelyakîn (kat’i bir ilim ile) delil ve bürhan..”

“Sağı, bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan..”

“Solu, biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz’an (aklın ve gözün ikna ile teslim olması)...

“Meyvesi, bihakkalyakîn (kat’i bir gerçek ile) rahmet-i Rahman ve dâr-ı cinan (cennetler diyarı)...”

“Makamı ve revacı (makbuliyeti), bilhads-is sadık (delilden kalbe gelen seri’, doğru ve kat’i bir kanaat ile) makbul-ü melek ve ins ü can (cinler) bir Kitab-ı Semavî’dir.”

“Kur’anın tarifine dair üç cüz’ündeki sıfatların herbiri başka yerlerde kat’î isbat edilmiş veya isbat edilecektir.”

Dâvâ mücerred (delilsiz, kuru bir iddia) değil, her birisi bürhan-ı kat’î ile müberhendir (delillere dayalıdır).

Bu yazı vesilesiyle de bu ay içinde şehadete ulaşan kahraman Şamil Basayev’e Allah’tan rahmet diliyoruz.

“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (Bedir'de bizleri) cihâda teşvik etti, cenneti hatırlattı. Bu sırada Ensâr'dan biri, elindeki hurmalardan yemekte idi. Birden: ‘Ben şunları bitirinceye kadar oturacak olursam dünyaya fazla hırs göstermiş olacağım’ dedi ve ellerindeki hurmaları fırlatarak kılıcını çekip öldürülünceye kadar savaştı.” (Buhari-Müslim)

İnzar Dergisi

İslam Kuran Haberleri

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.