Prof. Dr. Alper Şener: “Virüsün yayılım hızını kesebilmek için çalışanlar aşılanmalı”

Prof. Dr. Alper Şener: “Virüsün yayılım hızını kesebilmek için çalışanlar aşılanmalı”

Virüs vaka sayılarının azaltılması ile ilgili önemli tavsiyelerde bulunan Çanakkale On ekiz Mart Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Şener, öncelikle çalışan grubun aşılanması gerektiğini belirtti.

Yeni normalleşme süreci ile ilgili İLKHA’ya önemli değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Alper Şener “Hepimizin bildiği gibi salgının yayılımı yüksek riskli, riskli, orta riskli ve düşük riskli olmak üzere 4 kategoriye ayrılmış durumda. Sağlık Bakanlığı buna bağlı olarak normalleşmenin genel çerçevesini çizdi. Ancak genel olarak kararlar il hıfzıssıhha kurullarına bırakılmış durumda. Baktığımız zaman bu Türkiye’ye has bir model değil, dünyanın genelinde de bu böyle yapılıyor. Belki bir tek eğitim konusundaki kararlar dünyadan farklı olabilir. Çünkü birçok ülke eğitimde normalleşmeyi yüksek vaka oranlarına rağmen çok daha erken başlattı. Biz bu konuda biraz daha temkinli gidiyoruz. Ancak salgının seyrine göre önümüzdeki süreçte hem eğitim alanında hem de başka alanlarda normalleşme şartları genişleyebilir.” dedi.

“Güneydoğu Anadolu bölgesinde bağışıklık oluşmuş olabilir”

Bölgeler arasındaki risk farklılığının sebepleri hakkında bilgi veren Şener “Bölgeler arasında risk farklılığı ile ilgili çeşitli iddialar var. Örneğin yüksek riskli olan bölgelerde daha fazla PCR testi yapılıyor. Bundan dolayı vaka sayısı yüksek çıkıyor. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde daha az PCR testi yapılıyor. Bundan dolayı daha az vaka olduğu görülüyor. Ancak bu iddialara katılmıyorum. Çünkü eğer bu doğru olsaydı yüksek riskli bölgeler ve düşük riskli bölgeler arasında hastane doluluk oranlarında da bir farklılık olması gerekirdi. Dolayısıyla bölgeler arasındaki risk farklılığını ben buna bağlamıyorum. Peki ne olabilir? Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde geçtiğimiz aylarda salgının yayılımı çok fazlaydı. Bundan dolayı bir sürü bağışıklığı oluşmuş olabilir bu bölgede. Öte taraftan doğu Karadeniz Bölgesindeki yüksek risk belki oraya has bir mutasyona bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. Tabi ki bunun araştırılması gerekir.” ifadelerini kullandı.  

“Mutasyonlu virüsün etkisi daha ağır”

Konuşmasının devamında Şener, şunları aktardı: “Ben mavi olan bölgelerin kırmızıya dönüşeceğini düşünmüyorum. Neden? Çünkü bu bölgeler atak hızını yaşadılar. Örneğin Uşak ili geçmiş aylarda salgını çok yoğun yaşadı. Dolayısıyla burada nüfus az olduğu için neredeyse enfekte olabilecek herkes olmuş durumda. Bu da sürü bağışıklığının gelişmesini sağlamış olabilir. Ancak önümüzdeki bir ay içerisinde kırmızı bölgelerin zaman içinde turuncu ve sarıya döneceğini düşünüyorum. Hastalığın hissedebileceği bir belirtisi yok. Aynı şekilde hekimlerin de fark edebileceği bir belirtisi yok. Ancak yapılan PCR testinde ilgili genom dizisi taranıyor. Bazıları bu taramanın yapılmadığını söylüyor. Bu doğru değil. Her PCR testinde bu standart tarama yapılıyor. Özellikle İngiltere varyantı her PCR testinde taranıyor. İngiltere’de çıkan makalelere baktığımızda mutasyonlu virüsün etkisinin daha ağır ve ortalama 1,65 kat daha ölümcül olduğu ifade ediliyor. Bununla ilgili net bilgiler henüz yok. Tartışmalar devam ediyor.”

“Strateji sadece olgu hızı ve atak hızına göre değil mutasyon riski de hesaplanarak yapılıyor”

“Normalleşme, mutasyonlu virüsün yayılım hızını arttırır mı?” sorusuna Şener, “Eğer mutasyonlu virüs sarı ve turuncu bölgelerde ise oralar kırmızıya döner. Ancak bu veriler Sağlık Bakanlığı’nın elinde var. Ben Sağlık Bakanlığı’nın bunu dikkate aldığını düşünüyorum. Örneğin Çanakkale tam sınırda bir il. Yani sarı olarak kodlanabilirdi. Ancak turuncu olarak kodlandı. Dolayısıyla bu da gösteriyor ki strateji sadece olgu hızı ve atak hızına göre değil mutasyon riski de hesaplanarak yapılıyor.” dedi.  

“Kasım ayında mutant virüse karşı da etkili bir aşının elimizde olacağını düşünüyorum”

Elimizdeki aşıların mutasyonlu virüse karşı etkili olup olmadığı ile ilgili bilgi veren Şener “Elimizde veriler var. Yapılan çalışmalar inaktif aşıların İngiltere varyantına karşı etkili ancak Güney Afrika ve Brezilya varyantına karşı etkisinin az olduğunu gösteriyor. Diğer aşılarda da etkinlik azalması söz konusu ama bizim kullandığımız aşılar kadar değil. Bu etkinlikteki azalmayı öngördükleri için hem Moderna firması hem de Pfizer-BioNTech şu anda mutant virüs için de aşı üretimine başladılar. Dolayısıyla bu yılın kasım ayından itibaren mutant virüse karşı da etkili bir aşının elimizde olacağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

"Diğer ülkelerle kıyaslandığında aşılam hızımız fena değil"

Şener “Açıklanan rakamlara baktığımızda aşılama hızımız hiç fena değil. Yani orta hızda olduğumuzu söyleyebilirim. Ne demek bu? Her yüz kişiden kaçının aşılandığını kastediyoruz. Bizdeki bu rakam yaklaşık olarak yüzde 3-4 civarında. Uygulanan aşı dozuna baktığımızda da yine orta düzeylerdeyiz. Aşıyı bulan Almanya’nın bile henüz yüz kişiden altı kişiyi aşıladığını görüyoruz. Biz yüz dozda sekiz kişiyi aşılamışız. İngiltere tüm Avrupa’nın toplamından daha fazla aşılamış. 14 Ocak itibari ile aşılamaya başlayan ülkeler arasında ilk üçte olduğumuzu söyleyebilirim.” ifadelerine yer verdi.  

“Yerli aşı çalışmalarımız Faz-3 aşamasında”

Aşılama çalışmalarına rağmen vaka sayısı ve yerli aşı çalışmaları hakkında da bilgi veren Şener “Hastalığın atak hızı düşmedi. Bunu düşürmek için öncelikle aşılama grubu stratejisini değiştirmemiz lazım. Yani virüsün atak hızını düşürmek için aktif çalışan grubun aşılanması gerekir. Bunlardan ilk aklımıza gelen kolluk kuvvetleri, hizmet sektörü çalışanları gibi kesimler var. Yerli aşı çalışmalarımız Faz-3 aşamasında. Ancak burada da bazı handikaplarımız var. Mesela bildiğimiz kadarıyla inaktif aşımız şu an Faz-3 aşamasına gelebildi. Şu anda biz bütün maddi, manevi, teknik ve insan kaynağımızı bu aşı grubuna yatırmış durumdayız. Oysa bu gücü yaymak lazım. Çünkü bu bir risk ve bu riski dağıtmamız gerekir. Birden çok aşı tipine yönelik çalışmaları desteklemek lazım. Çünkü Türkiye’nin bu altyapısı var. Bir diğer yapılması gereken ise Avrupa’daki gibi Faz-3 çalışmalarındaki kuralların biraz daha esnetilmesi gerekir. Örneğin Avrupa ya da Amerika’da parayla denek bulabiliyorsunuz ancak bu Türkiye’de yasak. Buna hukuki bir engel var. Bence bu esnetilmeli.” dedi.

“Dünyada 130 ülke şu an Coronavirus alarmı vermiş durumda”

Tam olarak ne zaman rahatlayacağımız ile ilgili de Şener “Aşılamayı ciddi anlamda yaygınlaştırmadığımız sürece bir rahatlama hissetmeyeceğiz. Çünkü ne kadar çok aşı yaparsak virüsün dolaşımını o kadar fazla keseriz. Bizim için birinci öncelik bu. Dünyaya baktığımızda ise 130 ülke şu an Coronavirus alarmı vermiş durumda. Dolayısıyla yine bu ülkelerin de yüzde 60 aşılama oranını yakalaması gerekir. Ancak bu şekilde bir rahatlama olabilir.” diye belirtti. 

 

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler