Prof. Dr. Çelik: 6 Şubat depremi sahip olduğumuz nimetlerin hiçbirinin bizim kontrolümüzde olmadığını gösterdi

Prof. Dr. Çelik: 6 Şubat depremi sahip olduğumuz nimetlerin hiçbirinin bizim kontrolümüzde olmadığını gösterdi

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, yıllarca yapılan birikimlerin bir anda bir depremle yok olabileceğini hatırlatarak insanların ona göre bir hayat yaşamalarını gerektiğini dile getirdi.

6 Şubat depreminin insanın mala olan hırsının ne kadar anlamsı olduğunu göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Çelik, insanın sağlığına değer vermesi gerektiğini dile getirdi.

Hayatın kısalığının da göz ardı edilmeden bir yaşam sürülmesi gerektiğini ifade eden Çelik, yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini söyledi.

Çelik, "'İnsanın ömrü üç gündür. Dün, bugün ve yarın. Dün geçti, yarının garantisi yok, o halde gün bugündür.' demişler. Yunus Emre'de, 'Anne rahminden doğduk geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara.' der. Doğumla birlikte kucakta başlayan dünya hayatı, ölümle birlikte tabutun içerisinde insanların omuzunda son bulur. Omuz ile kucak arası bir karış. Yani fiziki olarak dünya hayatında aldığımız mesafe bir karıştır. Yine insan oğlu doğduğunda sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına ise kamet getirilir. Geriye ise kılınacak bir namaz kalır. O namaz ise insan ölüp musallaya konduğunda kılınır. Yani insanın dünya hayatı bir vakitlik namaz gibidir. Ezanımız okundu, kametimiz getirildi. Geriye kılınacak bir namazımız kaldı." dedi.

"Sürekli bir şeyler biriktirmeye, malımızın üzerine mal katmaya çalışıyoruz"

Hayatın kısalığına değinen Çelik, "Bir namaz vakti kadar kısa olan bu hayata neler sığdırmaya çalışıyoruz? Gecemizi gündüzümüze katarak sürekli bir şeyler biriktirmeye, malımızın üzerine mal katmaya çalışıyoruz. Yeri geliyor başta ibadetlerimiz olmak üzere her şeyimizden fedakarlık yaparak dünya hayatımızı mamur etmeye çalışıyoruz. Belkide büyük bir gaflet uykusu içerisinde sürüklenip gidiyoruz. Son nefesimizin ne zaman ve nerede olduğunu bilmeden dünyanın meşgaleleri içerisnde debelenip duruyoruz. Belkide ölüme kadar uyanmayacağız. Ölümle birlikte yaptığımız bu kadar çaba ve gayretin çoğunun boş olduğunu anlayacağız ama o zaman da geriye dönüş imkanı olmayacak. Önemli olan eldeki imkanlar kaybolmadan onları değerlendirebilmektir." ifadelerini kullandı.

"Günahlar bizi terk etmeden günahları terkedebilmektir"

İnsanın hayatta değerini bilmesi gereken şeyler hakkında yanıldığını dile getiren Çelik, "Peygamber (Aleyhissalatu vesselem) şöyle buyuruyor, 'Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bilin. İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin, ölüm gelmeden hayatın, meşguliyet gelmeden boş zamanın.' Yani bu beş şey bizlere verilmiş beş hazinedir. Önemli olan bunların kıymetini bilip doğru yerde kullanmaktır. Bir şeyin kıymetini bilmek, o şeyi Allah’ın istediği şekilde ve O’nun rızasına uygun olarak kullanmaktır. Allah tarafından bu nimetlerin kıymetinin bilinmesi istenildiği gibi ahirette de verilen bu nimetlerin hesabının mutlaka verileceği hadisi şerifte şu şekilde ifade edilmiştir, 'Ömrünü nerede tükettiğinden, ilmi ile ne gibi ameller yaptığından, vücudunu nerede yıprattığından, malı nereden kazanıp nereye harcadığından.'" şeklinde konuştu.

"Her şeyden hesaba çekileceğiz"

İnsanın başı boş bir varlık olmadığını ve yaptıklarından sorumlu olduğuna değinen Çelik, insanoğlunun sahip olduğu her şeyden hesaba çekileceğini ifade etti.

Çelik, "Başta bedenimiz ve sağlığımız olmak üzere, sahip olduğumuz her şeyden hesaba çekileceğiz. Önemli olan hesaba çekilmek değil, hesabı düzgün ve kolay verebilmektir. Bedenimizi ve sağlığımızı helal işlerle meşgul olarak tüketirsek ne mutlu bizlere. Sahip olduğumuz nefes sayılı ve sınırlıdır. Onları doğru ve düzenli kullanmak en önemli şeylerin başında gelir. İmam-ı Şafi (r.a), 'Zaman kılıç gibidir. Sen onu kesmezsen, o seni keser.' dediği gibi zamanımızı doğru kullanabilmektir. Allah’ın verdiği ömür, çürütülecek bir zaman diliminden ibaret değil, hayırlı amellerle doldurulacak çok değerli bir kaptır. Bedenimizi ve zamanımızı hayırlı işlerle dolduracağımız gibi kazancımızın da helalden olmasına dikkat edeceğiz. Her şeyin hesabı bir iken malın hesabı iki olacaktır, nereden kazandın ve nereye harcadın? Sadece helalden kazanmak yetmiyor aynı zamanda helale de harcamak gerekiyor. Onun için helal yollardan kazanmalıyız. 'Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin' ayeti kerimesinde buyrulduğu gibi rüşvet, hırsızlık, kumar ve gasp gibi haram yollardan kazanmayacağız ve harama da harcamayacağız." dedi.

"Mülkün gerçek sahibi Allah’tır"

Depremle beraber sahip olduğumuz hiç bir şeyin bize ait olmadığının daha net anlaşıldığına vurgu yapan Çelik, "'Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın.', 'Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır.' ayeti kerimelerinde buyrulduğu gibi mülkün gerçek sahibi Allah’tır. O dilediğinden alır, dilediğine de verir. 'Allah mülkü dilediğine, ilmi ise dileyene verir.' demişler. Zenginlik istemekle olunmaz. İstenmekle olunur. Yani Allah bir kuluna mülk vermeyi isterse kimse buna engel olamaz ve o kimse zengin olur. 'Allah isterse mermere geçirir kulunun dişini, istemez ise hamurda kırar dişini.' dedikleri gibi herşey Allah’ın taktirine bağlıdır. 6 Şubat depremi, sahip olduğumuz nimetlerin hiçbirinin bizim kontrolümüzde olmadığını bize çok güzel bir şekilde gösterdi. 'Dilediğine mülkü verir dilediğinden de alır.' ayeti kerimesinde buyrulduğu gibi yıllardır biriktirdiğimiz mallarımız, altınlarımız, paralarımız, dairelerimiz bir dakika içerisinde elimizden kayıp gitti. Biraz daha fazla kazanmak için gecemizi gündüzümüze katarak elde ettiğimiz o mallar ya elimizden çıkıp gitti ya da birçoğumuzun mezarı haline geldi. Sığınmak için girdiğimiz evler bir çoğumuzu sabaha dahi çıkarmadan üzerlerimize yıkılan birer enkaza dönüştü." ifadelerini kullandı.

"Akıllı insan, yaşanan bu hadislerden gerekli dersleri çıkarabilendir"

Depremden ders alınması gerektiğini ifade eden Çelik,"Allah (cc) bu depremle adeta ahirette karşılaşacağımız hesabın bir benzerini dünyada yaşattı. Kıyametin bir benzerini bizlere yaşatarak, ölmeden önce kendimizi toparlamamız için bizlere bir fırsat sundu. Güvendiğimiz mallarımızın, biriktirdiğimiz altın ve paralarımızın gerçekte güvenilecek şeyler olmadığını, her an elimizden çıkıp gidebileceğini bizlere gösterdi. Kendisi ile gurur duyduğumuz fiziki güzelliklerimiz ve sahip olduğumuz makamların aldatıcı olduğunu bizlere anlattı. 'Zenginlik isteme bir kıvılcım, güzellik isteme bir sivilce yeter.' sözü kabilinden ne malın ne de fiziki güzelliklerin kalıcı olmadığını bizlere hatırlattı. Akıllı insan, yaşanan bu hadislerden gerekli dersleri çıkarabilen ve o derslerin gereklerini yerine getirebilendir. Üç gün bu duyguları yaşayıp dördüncü gün unutarak eskiye dönen kimse değildir. Başta sağlık, sıhhat, mal olmak üzere sahip olduğumuz şeyleri rıza-ı İlahi doğrultusunda kullanmak gerekir. Helal yollardan kazanıp helal yerlere harcamak esastır. Sahip olduklarımızın bir imtihan olarak bizlere geçici süreliğine, emanet olarak verildiğini bilincine sahip olmalıyız." dedi. (İLKHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.