Afganistan'daki Kur'an Şehitleri

Fesih YASAK

Afganistan, coğrafi açıdan dört tarafı sarp dağlarla çevrili olan ve topraklarında çok acıklı hikâyelerin yaşandığı bir İslam diyarıdır. İlkbahar mevsiminin gelişiyle birlikte yeşil zümrüt rengine bürünen dağları, kışın ise bembeyaz bir gelinlikle örtülüvermekte adeta. Yazları, özellikle güneşin doğuşunda veya gün batımında adeta erguvan ve morumsu renklerle süslenmekte Hindikuş ve Tora Bora Dağları.

30 yıl kadar önce rahmetli Hasan Nail Canat'ın "Nur Dağındaki Çocuk" ve "Yaralı Serçe" adlı romanlarını okuyarak cihat ruhu ve bilincini kazanmıştık. Mücahitlerin Rus Emperyalizmine karşı sergiledikleri destansı mücadele hafızamızda tazeliğini korumaya devam etmekte. Hele bestelenen şu şiir, Müslümanları ruhen oralara götürdü ve cihat aşkını hep gündemimizde bıraktı:

Afgan dağlarında kar kucak kucak 
Ne ev, ne bark kalmış, ne de bir ocak 
Bizim yuvamızsa yaz gibi sıcak 
Durmak istesen de duramazsın ki.

Ey Moskof ayısı, ey yüzü kara 
İnşallah bulursun belanı ara 
Afganlı kardeşin her yanı yara 
Sarmak istesen de saramazsın ki.

Beyaz kar üstünde kırmızı kanlar 
İslam'ın yoluna gidiyor canlar 
Soralım cihattan kaç kişi anlar 
Sormak istesen de soramazsın ki.

1979 İslam Devrimi'nden sonra Afganistan'ı işgal eden Rus Emperyalizmine karşı bütün hizipler birleşerek birlikte zalimleri dize getirmeyi ve ülkelerinden kovmayı becerebilmişlerdi. Ne zaman ki Rusları kovdular, ABD Emperyalizmi, Vehhabi Suud rejimi ve diğer ülkelerin istihbarat ajanlarının Afganistan'ın iç işlerine müdahil olmasıyla birlikte guruplar kendi aralarında çatışmaya başladılar. Öyle ki şiddet dayanılmaz boyutlara varmıştı. İşte böyle bir ortamda güzel insan Ahmet Şah Mesut nifak ehli bir gurup tarafından şehit edildi. Afgan cihadında kilit rol oynayan ve vahdeti önceleyen "Pençşir Aslanı" Şah Mesut'u anmadan geçemeyeceğim.

Şah Mesut'un şehadetinden sonra cihat hareketi bir daha belini doğrultamaz oldu. Afgan Müslümanlarının nerede ise iki yakası bir araya gelmedi. Üstelik Müslümanlar tam da Devrimin semerelerini devşirmek üzereyken Taliban ortaya çıkmıştı. Bütün guruplara savaş açan Taliban ülke yönetimini ele geçirdi. Taliban'ı bahane eden ABD, Afganistan'ı işgal etti. ABD emperyalizmi, 20 yılı aşkın bir zamandır İslam beldelerini yakıp yıkmaya devam etmektedir.

Kerameti kendisinden menkul ABD, en büyük terörist iken terör bahanesiyle Kandehar, Herat, Kunduz, Celalabad, Pencap, Bedahşan, Belh, Mezarı Şerif, Gazne, Çarikâr, Farah ve Bamiyan gibi birçok şehri bombaladı ve öyle ki taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmadı. İşgal bitti derken Afganistan'a takviye asker göndererek gelişi güzel düğün alayı, taziye yerlerini, okulları, medreseleri ve çocuk hafızların icazet merasimlerini bombalamaya devam etmektedir.

Tam da Afgan hükümetiyle Taliban arasında barış umutları yeşerdiği bir dönemde bu katliamın gerçekleştirilmesi manidardır. Emperyalizm tarafların kazanmasını istemez. Kargaşa, kaos ve kandan nemalanmak istiyorlar. Bunun için barış yerine savaşı önceleyip işlerin hep muallakta ve askıda kalması yönünde senaryolar geliştirmekteler. Taraflara silah satarak daha çok para kazanmak emperyalistlerin asıl gayeleridir.

100 kadar Kur'an hafızımız ABD uçaklarından atılan bombalarla şehit olurken, yüzlercesi de yaralandı. Daha ne olsun? Afgan tarihinin en acı hadiselerinden biri sayılan medrese saldırısı, hiç mi hiç uygar(!) dünyanın dikkatini çekmedi. Dünya bu lanetli saldırı karşısında her zamanki gibi üç maymunları oynamaya devam etmekte: Duymadım, görmedim ve işitmedim...

Ey Gülistanın gülleri, ey Kur'an'ın bülbülleri! Ey Kunduz dağlarının sarp yamaçlarında açan cennetâsâ baharları müjdeleyen kardelen çiçekleri. Yağıversin nisan yağmurları, yıkayıversin kir ve necasetimizi. Tahir etsin kirlenen bedenlerimizi ve kalplerimizi; öyle ki büküvermesin günah yükü belimizi. Laleler ve sümbüller açıversin beldelerimizde, uçuversin semalarında Kur'an kelebekleri.

Ey Kur'an bülbülleri! Feryad u figan edin ki ümmet uyansın. Kana kana içsin şehadeti, sabahlara uyansın. Güzelim gonca gül tenlerimizin gidişiyle yüreğimiz yansın. Yeter ki Kur'an susmasın her daim sesi Kunduz dağlarında yankılansın.

Ey Kur'an hafızları! Sizler Kur'an yolunda Bir-i Maûne ve Ashab'ı Rec'i yiğitleri gibi şerefli bir ölümü tattınız. Ziyadesiyle kahredici olan Allah'ın sonsuz kudretinin karşısında hiçbir zalimin gücü ve kudreti olamaz. Rabbim El Kahhar ismiyle tecelli edip bütün Yeryüzü zalimlerine cehennem azabını tattırsın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.