Allah'tan Korkun, Resulullah'tan Utanın!

Hizbullah davasından tutuklu bulunan mahkumların ailelerinin ikamet ettiği yerlerden çok uzak illere sevk adı altında sürgün edilmeleri "samimiyetsizlik" olarak yorumlandı

BİTLİS - Ailelerine haber dahi verilmeden apar topar 5 Hizbullah tutuklusu Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevinden Ordu E tipi cezaevine gönderildi. 13 yıldır cezaevinde olan Vanlı Mahkûmlardan Mikail Gültepe, Turan Boldağ ve Yakup Taş'ın ile 10 yılı aşkın bir süredir cezaevinde olan Bitlisli mahkûmlardan Ali Çelik ve Şerafettin Arslan'ın aileleri, beddualarıyla yaşadıklarını adeta Allah'a şikâyet ettiler.


Allahtan Korkmuyorsunuz?
Mikail Gültepe'nin Babası Ramazan Gültepe, 13 yıldır oğlunun tutuklu olduğunu ve aldığı bu cezanın tek sebebinin ise camiye gidip Kur'an dersi verdiği olduğunu ifade ederek, "Hiç düşünmezler mi bu insanların geride bıraktıkları var, bunlar da insan evladıdırlar, bunların da hakları var. Hiç mi Allahtan korkmuyorsunuz? Bizler bir İslam ülkesinde olduğumuzu biliyorduk. Nereden bilelim bu memlekette Kur'an okumak, dersini vermek yasaktı. Biz bir Müslüman olarak bize düşen görevi yapıyorduk, hepsi bu" dedi.


İki Elim Yakanızdadır
Oğlu Mikail'in tutuklandığı dönemi lanetle anan Ramazan amca bir o kadar da bu gün yaşananlara hayret ettiğini ifade ederek, "o gün tutuklayanlar hadi diyelim İman, Kur'an düşmanıydılar, Müslümanların düşmanlarıydılar. Peki ya bu günkülere ne demeli? Başbakan, Cumhurbaşkanı hiç mi görmüyor bu insanları. Bu insanlar cezaevine niçin girdiler diye hiç mi merak etmiyorlar. Biz bu günkü hükümetten daha adil olmasını beklerdik. Ne de olsa isimleri İslam ile anılıyor. Bizler onları Müslümanlar olarak biliyorduk. Ama zulmün en büyüğünü onlar bize yapıyorlar. Oğlumu Bitlis'ten alıp Ordu'ya sevk ettiler. Hiç sormazlar mı bunun ailesi var mı, yok mu? Annesi oğlunu görmeye hasret bu dünyaya gözlerini kapattı. Allah'ın huzurunda benim iki elim onların yakalarında olacak. Ben 80 yaşındayım, şimdi bu halimle 15 saatlik yolu nasıl ve hangi imkânlarla gideyim?" diye sordu.


Allah Bunu Kabul Etmez
Oğlunun camide Kur'an okurken alınıp tokatlarla gözaltına alındığını ifade eden Ramazan Amca, "Evimizi basarak hepimize işkence ettiler. Bu gün dahi halen bilmediğimiz adamlar gelip bizi rahatsız ediyor. Bize hayatı yaşanmaz hale getiriyorlar. Sebep ne? Müslüman olmamız mı? Yıllar sonra, polisten korktuğum için ben evimde ki Kur'an-ı Kerim'i ve İslami kitapları gömmek zorunda kaldım. Bunu Allah kabul eder mi, onların yanına bırakır mı? Bunu yapanları Allah'ın gazabına havale ediyorum" dedi.


Bu Ceza Bize Verildi
Eşi Mikail Gültepe'nin cezaevine girmesinden sonra yaşadıklarını dile getiren Cahide Gültepe, kayınpederinin 80 yaşında olduğunu ve yakın olmasına rağmen Bitlis'te görüşe ayda bir ancak gidebildiklerini belirterek, "Şimdi eşim Ordu'ya sürüldü. Bu da bizim için çok zor oldu. Kendi başıma nasıl oraya nasıl gidebilirim? Zor durumdayız. Bu durumda görüşe gidemeyeceğiz. Mağduruz. Bize haksızlık yapıldı. Bu uygulamalarla özellikle ailelere ceza verildi. İstenilen o ki aileler zorluk çeksinler ve görüşlere gidip gelmesinler. Görüşler olmasın ki mahkûmlar daha da mağdur olsun, aileler de mağdur olsun. Ama her şeye rağmen biz gideceğiz. Onları o şekilde bırakmayacağız. Allahın izniyle onlara o fırsatı vermeyeceğiz" diye konuştu.


Zulümle Nereye Kadar!
Son yaşanan sevk zulmüne büyük tepki gösteren tutuklu Turan Boldağ'ın annesi Hamide Boldağ, kendilerine yapılan bu zulme Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bakanlığın sessiz kalmasına sert tepki göstererek, "yeter artık. Nereye kadar bu zulüm? Bu zulmü niye bize yapıyorlar. Biz de anneyiz. Onların da çocukları var, aileleri var. Bu zulmü artık kaldıramıyoruz. Her gün bir kanun paketi çıkarılıyor. Çıkan bu paketlerde niçin bizim için bir kanun yok, Müslümanlar görmezden geliniyor? Biz nasıl Ordu'ya gideriz. 2 çocuk, eşi ben ve yaşlı babası nasıl gideriz 15 saatlik yolu?" diyerek kendilerine yaşatılanlara sert tepki gösterdi.


Suçumuz Namaz Kılmak ve Kur'an Okumaktır
Hamide anne oğlu Turan'ın bir suçunun olmadığını ve 28 Şubatın lanetine uğradığını belirterek, "evladım ne yaptı size. Bütün dinlerdeki insanlar dinlerini rahatça yaşarken neden bizim çocuklarımız camiye gidemesin. Neden Kur'an okuyamasınlar? Halen bizim evi takip ediyorlar. Her gün başka kılıklarda insanları gönderiyorlar, bizi soruyorlar. Oğullarımı soruyorlar. Biz şimdi bile oğlumun suçunun ne olduğunu bilmiyoruz. Oğlumun suçu sadece Namaz kılmak ve Kur'an okumaktı. Hırsızlık yapanları yakalamıyorlar. Adam öldürenleri tutmuyorlar. Adam öldürenleri tutuyorlar bir iki gün sonra bir kanun çıkarıp onu da salıveriyorlar.Bizimkilerin davası sadece Allah olduğu için bugün içerdeler" diye konuştu.


Araştırın Bakalım Suçları Neymiş
Baba Salih Boldağ ise oğlunun 13 yıldır hapishanede olduğunu ve kendilerine yapılan bu zulmün bir gün mutlaka adaletin yerini bulmasıyla son bulacağını umarken böyle bir zulümle karşı karşıya kalmalarının kendilerini yıktığını ifade etti. Baba Boldağ, "Biz hep bekliyorduk ki devlet bir yasa çıkaracak, iyileştirme yapacak. Çıkan her kanun paketi Müslümanlar açısından boş çıkıyor. Beklentilerimiz hep boşuna gidiyor. Bizim çocuklarımız 13 yıldır suçsuz yere hapishanede çürüyorlar. Bunun sebebini öğrenemedik. Araştırsınlar bu Müslüman gençler niçin tutuklanmış? Başbakana sesleniyoruz! Başbakan, Cumhurbaşkanı bunu bir araştırsın bakalım. Acaba bu Müslümanların suçu nedir? Biz bundan dolayı üzüntü içerisindeyiz. Benim oğlum şu an Ordu'ya sürgün edilmiş. Bizim gidecek imkânımız yoktur. Maddi sıkıntılarımız vardır. Ailesi hastadır. Ben ve annesi şeker hastasıyız. Biz bu kadar yol gidip gelemeyiz. Bunu artık onların vicdanına bırakıyoruz" dedi.


Herkes Bu Zulmü Görsün, Duysun
Turan Boldağ'ın eşi ise yaşadıkları karşısında artık tahammül edecek durumları kalmadığını ve kendilerine yapılanın apaçık bir zulüm olduğunu belirterek, "eşim 13 yıldır cezaevinde. Şu ana kadar Bitlis'teydi. En azından ayda bir kere gidip gelebiliyorduk. Şu an Ordu'ya vermişler. Bir kadın olarak tek başıma Ordu'ya gitmem imkânsız. Çocuklarım da okuyor. Gidip gelmem en az 3 günümü alır. Bir çocuğun 3 gün boyunca okula gitmemesi ne demek? Çocuğun derslerine, devamsızlığına yansıyacak. Okul yönetimi dahi kabul etmiyor. Geçen sene ancak 2 ayda bir izin veriyorlardı. Yetkililere sesleniyorum: artık bizim sesimizi duyun. Bir çare bulun. O kadar yakın cezaevleri var. Muş var Bingöl var. En azından Diyarbakır cezaevi de olabilirdi. Bu bir zulümdür.. Sesimizi duyan varsa buna bir el atsınlar. Herkes bu zulmü görsün, duysun. Türkiye Cumhuriyeti yasalara göre hareket ettiğini söylüyor ama hiçbir yasada böyle bir hukuksuzluk söz konusu değil. Bunca ağır bir ceza yiyen birine bunu da reva görmek sevk olarak adlandırılamaz. Bunun adı olsa olsa sürgündür, zulümdür. Rabbim kabul etmesin" diyerek tepkisini dile getirdi.


Ergenekoncular Dışarıda Müslümanlar Sürgünde
Sürgüne gönderilenlerden Yakup Taşın abisi Ahmet Taş' da yaşanan sevk zulmüne sert tepki göstererek 11 gün gözaltında kalan kardeşine yapılan bir sürü iftiralarla ile ceza verildiğini ve 13 yıldır atılan bu iftiraların bedelini çeken kardeşinin cezaevi cezaevi sürüldüğünü belirterek, "Bu yapılanları geçmişte İslam'a düşman olan zihniyetler yapsaydı anlardık. Ancak bu günküler kendilerine Müslüman diyor. İnsaf. Her gün çıkardığınız paketlerde kimlerin çıktığını görmeyecek kadar kör müyüz. Bir Müslüman'ın bile bu yasalardan çıkmadığını ispat için açıklamada bulunacak kadar mı Müslümanlardan çekiniyorsunuz? Annem 80 yaşına gelmiş. Tansiyon hastalığı, şeker hastalığı ve nefes darlığı var. Bugüne kadar Muş'a Bitlis'e, Bingöl'e getirip götürebiliyorduk. Şimdi ise onu Ordu'ya göndermişler. Acaba bunların derdi nedir? Dertlerini bilmiş olsaydık biraz daha sabrederdik. Biz onları Müslüman olarak görüyoruz ama içleri değişiktir. Ak Parti döneminde herkese insan hakları tanındı, bir sürü kanun paketleri çıkıyor. Ergenekoncular bile dışarı çıkıyorlar ama Müslümanlar süründürülüyor" diyerek yaşadıkları çifte standarda tepki gösterdi.

Yaşadıkları karşısında artık ne yapacaklarını bilemez halde olduklarını ifade eden Abi Taş, "Allaht'an sabır diliyorum. Belki bu olay Müslümanları uyandırır. İnşallah bunlar bizim derdimizi anlayacaklar" dedi.


Bizleri Cezalandırmak İstiyorlar
Yaşadıkları hakkında görüşlerini aldığımız tutuklu eşi Gülten Çelik ise eşinin 10 yıldır tutuklu olduğunu ve 3 çocuğuyla 7 yıl boyunca eşi Ali Çelik'i Diyarbakır cezaevinde kaldığı zamanlarda zorda olsa yalnız bırakmayarak ziyaret etmeye çalıştıklarını söyledi. Çelik, "Son 3 yıldır Bitlis E tipi Cezaevi'nde kalıyordu. Yakınımızda olduğu için düzenli bir şekilde ziyaretine gidebiliyorduk. Yakınımızda olması, çocuklarını her hafta görmesi bizim için de büyük bir destek ve moral oluyordu. Fakat bizi yıldırmak için her türlü yolu denediler. Eşimi oyuna getirmek isteyip ne olduğunu bilmediğimiz bir kağıt imzalatmak istediler. İmzalatamayınca da 'sen burada kalmazsın seni çok uzaklara göndereceğiz' diyerek eşimi 19 Temmuz 2012 tarihinde bizim haberimiz dahi olmadan 5 arkadaşıyla beraber Ordu E tipi Cezaevine göndermişler. Onlar bu davranışlarıyla bizi psikolojik baskı altına alarak kendilerince eşimle birlikte bizleri de cezalandırmak istiyorlar. Benim 3 çocuğumla beraber Ordu'ya gidip yerleşme imkânım kesinlikle yok. Yılda bir kez dahi gidip görüşme imkânım yok. Eşimle birlikte bizi de cezalandırıyorlar. Şunu unutmasınlar ki ben ve 3 çocuğum hakkımızı ceza gününde Rabbimize havale ediyoruz. Rabb-ul Aleminin mazlum ve mağdurun yardımcısı olduğu bilinci ile hakkımızı sonuna kadar aramaya kararlıyız. Onlara da tek şey söylüyoruz: Allah'tan Korkun Allah'tan " dedi. (Fikret Özkan - İLKHA)

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Olumsuz hava koşulları nedeniyle THY 50, AJet 64 seferini iptal etti
31 Aralık Çarşamba okulların tatil olduğu iller
Asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlendi
Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!
Lastik ustaları: Kış lastiği 7 derecenin altında zorunluluktur