Hüseyin Sağlam / haber - analiz
Gaziantep’te çocuğunu başörtülü olarak okula göndermek isteyen Güllü Çevik’e verilen hapis cezasının yankıları sürerken, Bursa’da da iki öğrenci velisine aynı gerekçeyle açılan dava, yine hapis cezalarıyla sonuçlandı.
Hem Bursa, hem de Antep’te yine aynı gerekçelerle açılan başka davalar da sürüyor ve yine hapis cezalarıyla sonuçlanacağından kuşkumuz yok.
Demek ki “Yeni Türkiye”nin “abdestli” mimarları böyle takdir buyurmuşlar. Ceninlere ağlayan vicdanlı hükümetimiz, nüfus planlamasının sinsiliklerinden dem vururken “Dindar planlaması” meğer bu süreçte zatıalileri açısından daha fazla önem arzediyormuş.
Kürtajla alınan ceninlerin peşine düşen hükümet, hayatın gerçeklerine karşı tutunmak isteyen başörtülülere karşı yargı kürtajını seyrederek vakit geçiriyor.
Ülkenin Başbakanı, başörtülü olarak okutamadığı kızlarını ta Amerikalara göndermenin verdiği acıyı zaman zaman hatırlatmadan edemiyor. Acaba Recep Tayyip Erdoğan, kızlarını başörtülü okutmak istediği gerekçesiyle hakkında dava açılıp hapis cezasına çarptırılsaydı, bugün hangi duygularını ifşa edecekti.
Ya da çocuklarının annesi Emine Hanım, kızı Sümeyye’yi başörtülü okutmak istediği için 2 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılsaydı, Tayyip bey hangi haleti ruhiye içerisinde olacaktı?
28 Şubat despotlarının tüm keyfi icraatlarına rağmen ne Tayyip ne de Emine Erdoğan hakkında böyle bir dava açılmadı. Ancak despotlardan çeken Tayyip Erdoğan iktidarında tıpkı kendileri gibi çocuklarını başörtüsüyle okutmak isteyen anne – babalar hakkında davalar açılıyor ve çatır çatır da cezalar veriliyor.
Hükümet mi? “Olmaya sıhhat cihanda bir nefes devlet gibi!” havasında!
Doğruhaber Gazetesi