DİYARBAKIR - Merkezi Diyarbakır'da bulunan İnsani Hak ve Hürriyetler Derneği adına Av. Mirhan Özbekli, Şanlıurfa E Tipi Cezaevi'nde yaşanan acı hadiseye yönelik İlke Haber Ajansı'na bir açıklamada bulundu,
Av. Mirhan Özbekli meydana gelen hadiseyi cezaevi idaresinin vurdumduymazlığına bağladığını belirterek," Hatırladığımız kadarıyla 1999 yılından beri Şanlıurfa Cezaevi'nin işgaliyetinin yapıldığı bir cezaevi… Özellikle Şanlıurfa Barosu'nun belirttiğine göre, uzun süreden beri birçok şikâyet dilekçesi alınmış, problemler anlatılmış ve bunlarda Adalet Bakanlığı'na özellikle Urfa Barosu tarafından ulaştırılmış; fakat bugüne kadar Adalet Bakanlığı maalesef bu konuda herhangi bir adım atmamıştır.
Kapalı Görüş Süresi 10 Dakikaya, Açık Görüş Süresi de 30 Dakikaya Kadar Düşürülmüş
Bu problemin temelinde anlatılanlara göre kapalı görüş süresi 10 dakikaya kadar düşürülmüş, açık görüş süresi de 30 dakika ile sınırlandırılmış. Ve şuanda cezaevinde 300 kişinin kalması gerekirken, 1060 veya 1057 kişi kalıyor. Bu açılarla bakıldığında 3-4 kat kapasite fazlası tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Bu da ciddi problemler doğuruyor; ama bu problemlerin temelinde adalet bakanlığının iktidarın cezaevi politikalarından geçiyor" ifadelerini kullandı.
Beyanlar Birbiri İle Örtüşmüyor
Av. Özbekli sorunun sadece Şanlıurfa Cezaevi'ne özgü sorun olmadığına dikkat çekerek, "Örneğin; problem Diyarbakır Cezaevi'nde bulunan hükümlülerin problemi ta Giresun'un, İzmir'in, Kandıran'ın problemi ne kadar büyük olduğunun göstergesidir. Özellikle hadisenin meydana geldiği gecede de cezaevi idaresinin beyanlarıyla, valinin beyanlarıyla, başbakanın beyanları birbirini tutmuyor. Başbakanın yaptığı konuşmanın hiçbir hukuki ve mantıki izahı yoktur. Böyle bir açıklama çok üzücüdür, yersizdir. Bu konuyla hadisenin nasıl oluştuğu konusunda da bugüne kadar devlet yetkilileri tarafından açıklanan bir rapor yok. Önce cezaevinde o odada kalan şahısların kendi aralarında kavga ettikleri yönünde bir açıklama geldi. Sonra Adalet Bakanlığı hiçbir şekilde kavganın olmadığını belirtti" şeklinde konuştu.
Türkiye İdare Sistemi Asla Kendi Kusurunu Kabul Etmiyor
AV. Özbekli, cezaevi idaresinin sorumluluğunu yerine getiremediğini söyleyerek, "Cezaevi idaresi diyor ki; ancak bize yangın kokusu ulaştıktan sonra biz müdahale ettik. Odalar orada iki katlıdır ve fiziki koşullar değerlendirildiğinde üst katta yangın çıkarsa alt kata inilir. Alt katta yangın çıkarsa üst kata çıkabilirler. Böylece bundan kaçabilme imkânları da var. Bu da açıklığa kavuşturulamamış. Yine bu hadiselerden dolayı yaralanan şahıslar görüşme imkânı kısıtlanıyor. Bugüne kadar kimse yaralılarla görüştürülmemiş. Sadece bir şahıs görüştü ve kanaatimce o şahısta ayarlatılan bir şahıstır. Muhtemelen o yaralılarla sağlıklı bir görüşme oluşursa belki de olayın gerçek yüzü ortaya çıkar. Yoksa cezaevi idaresine ya da Adalet Bakanlığı'na bırakılırsa bu iş kanaatimce olayın gerçek yüzü ortaya çıkmaz.
Türkiye idare sistemi asla kendi kusurunu kabul etmiyor ve gerçekten de kusurlar varsa, bunlar ört pas ediliyor. Türkiye'de yaşanan birçok hadisede bu karşımıza çıktı ve burada da ortaya çıkıyor" dedi.
İktidar Cezaevi Politikalarını Gözden Geçirmelidir
Av. Mirhan Özbekli, cezaevine yönelik iktidarın çözüm geliştirmesi gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Burada iktidarın yapması gereken cezaevi politikalarını gözden geçirmesi, özellikle tutuklamanın koşullarını gözden geçirmeleri, bunları somut delillere dayandırmalı, tutuklamanın gerek koşullarını gerekçelerini ağırlaştırmalıdır. İkincisi özellikle cezaevinin kapasitelerini göz önünde bulundurarak ve uzun bir süredir her ne kadar yasa genel bir affı önünde engel teşkil ediyorsa da, iktidar isterse özellikle de toplumun çok ihtiyaç duyduğu bir düzenlemedir, düzenleme olmalı. Ne yapılmalı, en az ceza indirimine gidilmeli; o da yasa çıkartılarak cezanın üçte birini, dörtte birini ya da beşte birini yatanların salıverilmesi gerekiyor. Türkiye'nin şuanda gelinen koşulları bunu zorluyor; ama iktidar bugüne kadar bu konuda adım atmadı."
İktidar ve Adalet Bakanlığı'nın cezaevi politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini söyleyen Özbekli son olarak, "Cezaevindeki şahıs insan olarak görülmeli ve insan yerine konulmalı. Cezaevinin fiziki koşulları insan onuruna yakışır bir şekilde yeniden düzenlenmeli. Özellikle toplumla ailesiyle bağlarını güçlü kılabilecek bir sistem getirtilmeli. Tutuklamanın şartları zorlaştırılmalı. Tutuklamanın gerçekleştirilmesi için somut deliller aranmalı. Özellikle de yargıçların hukuk zihniyeti değişmeli ve kanaatimce de onların eğitimden geçirilmeleri gerekiyor" ifadelerini kaydetti. (Osman İçli / Ayetullah Turgut - İLKHA)