Hayatın baharı gençlik

Yusuf ARİFOĞLU

Takvimler, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın mübarek veladeti yeniden bir sene-i devriye yaptı. Yeni bir Rebiülevvel ayında âlemlere rahmet, insanlığa hidayet ve müminlere rehber Hz. Muhammed aleyhisselamı anlama ve anlatma adına dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde etkinlikler yapılacak, paneller düzenlenecek ve konferanslar verilecektir. İnsanlığın manevi yönden, hak ve adalet açısından çöküşü yaşadığı bir demde vahyin kılavuzluğunda kemale ermiş Peygamberimizin öğretilerine ne kadar muhtaç olduğumuzu iliklerimize kadar hissediyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığı da bu ihtiyaca binaen bu haftayı ‘Peygamber ve Gençlik' temasıyla ihya edecek! Temanın gençlerle ilişkilendirilmesi, isabetli olmuş. Gençlik, belki de tarihin en kötü, müfsid ve yozlaşmış çağını yaşamaktadır.

Her zaman ve zeminde toplumların yarınları adına bir umut olan gençlik ‘hayat memat meselesi' olmuştur. Gençlerine değer veren, onları hem manen hem madden doyuran toplumlar kazançlı çıkmış. Gençlerini batıl ideolojilere, haz ve eğlenceye kaptıran toplumlar ise iflah olmamışlar. Son zamanlarda yetkili ağızlardan teori ve söylemde gençler için çok olumlu beyanlar ve açıklamalar duyuyoruz; ama sahada yansımasının ve pratiğinin böyle olmadığını esefle müşahede ediyoruz. Peki, niçin gençlik?

‘Gençlik, hayatın baharı' tanımlaması doğruluğa aday bir gençlik için geçerli olduğu gibi nefsi arzular peşindeki bir gençlik için de geçerlidir. Hak yolu ve fıtri gidişi benimseyen bir genç için hayatın anlamı, yaşam felsefesi ve yarınların takva zırhı imandır. Haz, hız ve gününü gün etme havasındaki bir genç için ise zevk ve isteklerin peşinde dur durak bilmeden koşmaktır.

Gençlik; dinamizm, heyecan ve duygusal hareketlilik yönüyle hayatın en aktif ve en yoğun sürecidir. Hayatın zindeliği ve verimi olan gençlik ve gençler, her zaman hâkim güçlerin dikkatlerini celp etmiş. Bu güçler, iktidar ve saltanatlarını korumak için gençlerin rahatlıkla kanalize edilebilir enerjilerinden nemalanma yoluna gitmişlerdir.

Nebevi bir nura vurgun mümin gençler ve tefekkür ufkunda şahsiyet kazanmış bir gençlik, her zaman zorba ve tağuti güçlerin korkulu rüyası olmuştur. Böylesi bir gençlik onların ‘kibir, hırs, zulüm ve haksızlık' üzerine bina edilmiş iktidarlarının hesaplarını alt üst eder ve onların tuzaklarla ikame edilmiş saltanatlarına güçlü bir çelme olur. Onlar bunu bildikleri için gençliği beden, zihin ve mide zindanına hapsedecek engeller örmüşlerdir.

Gençlik, ilkçağlardan bu yana ‘kölelik, toyluk, acemilik, moda, sınav, iş ve eğlence' gibi oyalama ve cenderelerle kendini tanıma imkânından yoksun bırakılmıştır. Kirli oyunların, çıkara dayalı ilişkilerin ve yozlaşan değerlerin sorumlusu batıl ve şeytani zihniyet haksızlık, gasp ve sömürüye dayalı düzenlerini korumak için çoğunlukla “hümanizm, devrim, demokrasi, özgürlük…” gibi kılıfların arkasına sığınmış. “Gençler, siz bu ülkenin teminatısınız; ilerlememizi istemeyen gerici güçler karşısında sorumluluk sizin omuzlarınızdadır…” gibi söylemlerle kendilerini sağlama almayı siyasi bir mülahaza kabul etmişlerdir. Okuyan, araştıran, bilgilenen, bilinçlenen ve güzel hasletlerle bezenen bir gençlik onların rüyalarına karabasan ve iktidarlarına korku olur. Bu bağlamda gençlik için şu tanımlar reel ve uygulanabilir olmalıdır:  

Gençlik yarındır, umuttur, atılımdır.

Gençlik cesarettir, yeniliktir, hayatın özüdür.

Gençlik taze bir kandır, aşktır, sevgidir.

Gençlik yaşam ritminin heyecanlı terennümü ve İslam'a teslimiyetin saflığıdır.

Gençlik ebeveyn, öğretmen ve idareciler başta olmak üzere herkese emanettir.

Bu emanet bizimdir, onları şeytani amaçlıların kirli emellerine yem etmeyelim!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.