Hilmi Özkök Silivri'de (Yenilendi)

Ergenekon Davası'nda tanık sıfatıyla ifade vermek için Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, Silivri'ye geldi.

Hilmi Özkök, resmi jandarma eskortluğunda iki sivil koruma aracıyla, saat 09.15 sıralarında Ergenekon Davası'nın görüldüğü Silivri Cezaevi'ne geldi.

Silivri'deki Ergenekon Davası’na bakan mahkeme heyeti, Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök ve AK Parti Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar’ın da aralarında bulunduğu 17 kişinin tanık olarak dinlenmesine karar vermişti.

 

2009 yılında savcı Zekeriya Öz'e ifade veren Özkök, ' Komutanlardan muhtıra teklifi geldi mi' sorusuna 'Hayır, gelmedi' demişti.

RESMİ MUHTIRA TEKLİFİ GELMEDİ

 

Bugün Silivri'de tanık olarak dinlenen Özkök, '2003 yılında bir toplantıda muhtıra verelim denildi. Muhtıra verelim sözü resmi bir teklif değildi. Muhtıra sözü beyin fırtınası sırasında söylendi' diye konuştu..

 

"Onun dışındaki hususları bilmem. Ancak sorulduğu takdirde, bildiklerimi de anlatırım. 2002 yılının ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildim. Bir müddet sonra genel seçimler yapıldı ve şu andaki parti iktidara geldi. İktidardaki parti (AK Parti)seçilince, ben de dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bir tedirginlik oluştu. Bu kişilerin eski söylemlerine bakıldığı zaman, ‘acaba bir geriye dönüş olur mu, kötüye doğru gidiş olur mu?’ diye endişe ettik. Ben dahil hepimiz tedirgin olduk. Bu konuları kendi aramızda konuşmaya başladık. Askerlikte herkes görüşlerini özgürce dile getirir. Kimi zaman benim görüşlerimle astlarımın görüşleri arasında farklılıklar oldu. Bu çok normal."

KİMİ ZAMAN GÖRÜŞLERİMLE ASTLARIMIN GÖRÜŞLERİ ARASINDA FARKLILIKLAR OLDU"

 

Hilmi Özkök ifadesinde şunları söyledi:

"Benim şahit olduklarım, askerlikle ilgili konulardır. Onun dışındaki hususları bilmem. Ancak sorulduğu takdirde, bildiklerimi de anlatırım. 2002 yılının ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildim. Bir müddet sonra genel seçimler yapıldı ve şu andaki parti iktidara geldi. İktidardaki parti (AK Parti)seçilince, ben de dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bir tedirginlik oluştu. Bu kişilerin eski söylemlerine bakıldığı zaman, 'acaba bir geriye dönüş olur mu, kötüye doğru gidiş olur mu?' diye endişe ettik. Ben dahil hepimiz tedirgin olduk. Bu konuları kendi aramızda konuşmaya başladık. Askerlikte herkes görüşlerini özgürce dile getirir. Kimi zaman benim görüşlerimle astlarımın görüşleri arasında farklılıklar oldu. Bu çok normal."

'BANA AYIŞIĞI VE YAKAMOZ SUNUMLARI GELDİ'

 

O dönemde Türkiye'yi ilgilendiren çok yoğun bir gündemin olduğunu dile getiren Özkök şöyle konuştu: "2004 yılı bahar aylarında bana bir vasıtayla nasıl geldiğini bilmiyorum bir slayt sunum geldi. Sunumun içinde 'Ayışığı' ve 'Yakamoz' sunumlarını gördüm ve bunları okudum. Çünkü bunlar dezenformasyon da olabilirdi gerçekte olabilirdi. Bu, bilgi kirliliği oluşturmak amacıyla gönderilmiş olabileceği içinGenelkurmay Başkanı olarak temkinli olmam gerekiyordu. Bu konuyu astlarımla dahi paylaşmadım. İddialar çok büyüktü. 'Hukuki bir müdahale yapılır mı?' diye düşündüm. Ancak hukuki işlem yapmadım. Ben bu 'Ayışığı' ve 'Yakamoz' meşru belge olmadığı için işlem yapmadım. Bulunduğumuz mevkiler çok önemli mevkiler. Örneğin Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrinde 300 bin kişi var. Astlarınıza olan güvensizlik büyük sorunlara neden olabilir. Meşru olmayan gerçek olup olmadığını bilmediğim bir belgeyle işlem yapamazdım. Astlarımdan şüphe duyduğum anlamına gelir. Astlara güven vermek çok önemlidir. Daha sonra dikkatler başka yöne kaydı. O günden sonra bazı arkadaşlar emekli oldu, bazıları kaldı. Ben emekli olduktan sonra bu konular gündeme geldi."

"EVET ORADA ÖYLE BİR SÖZ SÖYLENDİ"

 

Özkök'ün ifadesini tamamlamasının ardından savcılıkta verdiği ifadeler okundu.

 

Savcılıkta "Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönem içerisinde mahiyetinizdeki kuvvet komutanlarından dönemin yürütme organına yönelik muhtıra verilmesi yönünde telkin ya da teklifte bulunan oldu mu? Olduysa kimler tarafından ne amaçla ve nasıl oldu?'' sorusuna verdiği cevap okunduğu sırada araya giren Hilmi Özkök bir şeyler söylemek istediğini belirtti. Özkök, "Geçen bir gazeteci, bir röportajıma atıfta bulunarak 'teklif' diye soruldu, başka şekilde sorulsaydı cevabım başka olurdu' dediğimi belirtmiş. Buraya bir açıklık getirmek istiyorum. Teklif askerlikte çok özel bir terimdir. Daha önce emredilen bir konuda astlar bir çalışma yapar ve emri verene bu konuyla ilgili bir sunumda bulunur. Bunun dışında zaman zaman toplanır beyin fırtınası yaparız. Orada kişiler aniden aklına geleni söyler. Saldırı, savunma ve geri çekilme gibi birbirinden farklı 3 hareket tarzı vardır. Evet orada böyle bir söz yani 'muhtıra' söylendi. Muhtemel hareket tarzlarından biriydi.Resmi bir teklif değildi"

'JANDARMAYI UYARDIM'

 

Özkök ifadesine şöyle devam etti:

''Jandarma'nın bazı usulsüz dinlemeleri olduğunu öğrenince ilgilileri yapmamaları konusunda uyardım.''

2008'DE 'KASAPTAKİ ETE SOĞAN DOĞRAMAM' DEMİŞTİ

 

Özkök Paşa'nın Silivri'ye gitmesi yaklaşık 4 yıllık bir süreç sonucunda oldu. Özkök'ün ifade vermesi gündeme geldikten sonra ilk açıklamayı Temmuz 2008'de yaptı "Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna tarihe geçecek bir cevap verdi: "Ben kasaptaki ete soğan doğramam. Büyüklerimden öyle duydum. Günü gelir konu olursa o zaman bakılır."

 

Özkök Paşa'nın Ergenekon davasındaki ilk ifadesi ise 27 Nisan 2009 tarihine İzmir Adliyesi'ndeki özel bir odada, Ergenekon savcıları tarafından alındı. Özkök, Zekeriya Öz ve Fikret Seçen'in 8 saat boyunca sorularını yanıtladı.

 

Kaynak:
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Olumsuz hava koşulları nedeniyle THY 50, AJet 64 seferini iptal etti
31 Aralık Çarşamba okulların tatil olduğu iller
Asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlendi
Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!
Lastik ustaları: Kış lastiği 7 derecenin altında zorunluluktur