AY-DER'in düzenlediği aylık seminerlerin bu ayki konuğu Mısır Devriminin liderlerinden ve Müslüman Kardeşler Cemaatinin resmi sözcüsü Prof. Dr. Mahmud Ğazlan idi.
AYDER 'in merkez binasının üst katında bulunan Şehid Ali Haydar Bengi Konferans Salonunda yapılan seminere yoğun ilgi gösterildi.
Prof. Dr. Ğazlan sözlerine başlarken İslam Ümmetinin birliğini sağlayıp, Mescid-i Aksayı özgürlüğüne kavuşturan Selahaddin-i Eyyubinin torunlarının arasında bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi. yine Mescid-i Aksanın özgürleştirilmesi uğruna yola çıkıp şehadet mertebesine ulaşan Ali Haydar Benginin kurulmasında emeği olan ve başkanlığını yaptığı AYDER de bulunmaktan da ayrıca mutlu olduğunu belirtti.
Prof.Dr. Mahmut Ğazlan, Hasan El-bennayı anlatırken Birinci Dünya savaşı sonrası İslam ümmetinin ve Mısırın içine düştüğü kötü durumun yanısıra son olarak Ümmetin birliğinin bir sembolü olan hilafetin kaldırılması üzerine Hasan El Bennanın 20 yaşında bir genç olarak kötü durumun düzeltilmesi için çok çabalar gösterdiğini, bu durum karşısında ıstıraplar çektiğini söyledi.
Prof.Dr.Mahmud Ğazlan özetle sözlerine şöyle devam etti:
Aynı dertten muzdarip 6 arkadaşının ona gelerek bir şeyler yapılması gerektiğini ve onlara öncülük etmesini istemesi üzerine 1928 yılında Müslüman Kardeşler cemaatini kurulmuş oldu. Gösterilen yoğun çalışmalarla beraber sunulan saf ve aslına uygun İslami anlayış ile Cemaat halk tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandı. Hasan El Benna ortaya koyduğu İslami anlayışı şöyle özetliyordu:
İslam,hem ibadet hem zikir,hem vatan hem hükümet,hem cihad, hem ekonomi hem siyaset ve hem de kültürdür. Kısaca İslam hayatın bütün yönlerini kuşatan çok kapsayıcı bir dindir. İmam El-benna sırasıyla Müslüman ferdin, müslüman ailenin, Müslüman toplumun ,Müslüman hükümetin, İslam hilafetinin ve dünyaya önderlik edecek bir İslam birliğinin kurulması gerektiğini söylüyordu. Bunun da ancak ve ancak eğitimle, insanları davet etmekle olabileceğini belirtiyordu. Bu hedefe doğru ilerlerken yol uzun ve zorlu olacaktı ama eğitim ve davet yolundan başka yol yoktu çünkü bu yol Allah Resulünün yoluydu. Bu hedeflere ulaşmanın yolu askeri bir devrim veya silahlı bir mücadele değildi ona göre. Şehid El-Benna Müslümanların birliğine büyük önem verir ve farklılıkların ayrılma nedeni olmaması gerektiğini, ihtilaf edilen noktalarda İslami cemaatlerin birbirine anlayış göstermesi gerektiğini vurguluyordu.
Filistinin işgali sonrasında Mescid-i Aksanın kurtuluşu için Müslüman Kardeşler Cemaati onbin kişilik bir mücahid birliği ile cihada katılmış ve büyük başarılar göstermişti. Cemaat Mısır içinde çok güçlenmiş ve sömürgeci batı güçleri ile onların yerli piyonları tarafından tehdit olarak algılanmaya başlanmıştı. Hasan El-Bennadan ve bu cemaatten kurtulmak gerekiyordu; çünkü bu cemaat batı ve batı yanlısı politikalar yürüten yönetimlerin menfaatlerine ters bir hareketti. Bu hedefe ulaşmak adına Müslüman Kardeşler Cemaatinin bütün mal varlıklarına el kondu, binlerce mensubu tutuklandı ve Filistin cihadına katılan mücahitler cepheden çekilerek hapse atıldı. Son adım olarak Hasan El-Bennaya yönelik bir suikast gerçekleştirildi ve 11 Şubat 1949 yılında 43 yaşındayken İmam El-Benna şehid edildi. Batı ve onların emellerine göre hareket eden Mısır yönetimi rahatlamış, El-Benna ve hareketinden kurtulmuşlardı.
Ancak bu dava şehitlerin kanıyla sulanmaya devam etti ve bu hareket bugün 80 ülkede varlığını sürdüren en büyük İslami hareket haline geldi. Allah'ın azametinin bir sonucu olarak Mısır'ın çağdaş FİRAVUNU HÜSNÜ MÜBAREK HASAN ELBENNA'NIN ŞEHİD EDİLDİĞİ 12 ŞUBATTAN ÖNCEKİ GÜN YANİ 11 ŞUBATTA TAHTTAN İNDİRİLDİ. Yine bugün Müslüman Kardeşler cemaatini temsil eden Adalet ve Hürriyet Partisi devrim sonrası yapılan ilk seçimlerde oyların %47 sini alarak birinci parti oldu.
Daha sonra katılımcılardan gelen soruları cevaplayan Prof. Dr. Mahmud Ğazlan, Mısır devrimi veya diğer Arap ülkelerindeki devrimlerin arkasında Amerika'nın ve batının olduğu yönündeki iddiaların doğru olmadığını, çünkü devrim öncesi var olan yönetimlerin batının menfaatlerini gözeten yönetimler olduğunu söyledi.
Ayrıca Ğazlan, Devrimin daha tamamlanmadığını devrimin hedefine ulaşmaması için her türlü çabanın gösterildiğini de belirtti.
Katılımcıların birinin Kürt meselesine ve Kürdistan'a bakış açılarının ne olduğu yönündeki sorusu üzerine Ğazlan şunları söyledi:
Bütün Müslümanlar kardeştir ve takva dışında bir üstünlük vesilesi olamaz. Bir Kürt lider olan Selahaddin-i Eyyubi'nin tarihte Mısır'ı yönetmiş olmasından gurur duyuyorum. Biz cemaat olarak nerede bir zulüm varsa onun karşısında mazlumun yanındayız. Şahsım ve Cemaatim adına Kürtlerin yaşadığı ülkelerin yöneticilerine sesleniyorum ve şu çağrıda bulunuyorum:
Bir an önce Müslüman kardeşleriniz olan Kürt halkına zulmetmekten vazgeçin ve diğer milletlerle eşit bir noktaya gelinceye kadar onlara bütün haklarını iade edin.
Daha sonra gençlerin yoğun ilgisi ve fotoğraf çekilmesiyle bu hayırlı ve güzel gece son buldu.
HABERDİYARBAKIR