PKK'li Mustafa Karasu, kısa süre önce Hizbullah Cemaati hakkında sarf ettiği ve büyük tepki çeken açıklamalarına bir yenisini ekledi. Sivas’ta Aziz Nesin ve bir grup sosyalistin kışkırtmaları sonucu çıkan olayları ANF’ye değerlendiren Karasu, " 1990’lı yılların başında asker-sivil bürokrasinin Kürt Özgürlük Hareketi'nin gelişimi karşısında Kürt Özgürlük Hareketi'ni sınırlamanın önemli araçlarından, tedbirlerinden biri olarak siyasal İslamcıların önünü açmak olmuştur. Nitekim bu yıllarda siyasal İslamcıların örgütsel ve siyasal gücü giderek artmıştır.
Bu durum aynı zamanda devletin Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve demokrasi güçlerine karşı siyasal İslam’ı kullanmasını ifade etmektedir. 1992 yılından başlayarak Hizbullah’ın devlet tarafından Kürt Özgürlük Hareketi’nin tabanına karşı saldırı içine sokulması da bu konseptin başka bir boyutudur. Bir taraftan Kürtlerin Refah Partisine akması sağlanmaya çalışılırken, diğer taraftan da cinayetlerle, öldürmelerle Kürt Özgürlük Hareketi'ne sempati duyan, tabanı olacak kesimleri sindirme politikası izlenmiştir. Bu nedenle 1990’lı yıllar aynı zamanda siyasal İslamcı güçlerle devlet ilişkilerinin dolaylı-dolaysız en iyi geliştiği yıllardır." şeklinde iddialarda bulundu.
Hatırlanacağı üzere Karasu 19.06.2012 tarihinde Yeni Özgür Politika sitesinde yayınlanan, "Siyasal İslamcı Oluşumlar ve Düşündürdükleri" başlıklı yazısında benzer iddialara yer vermiş, bunun üzerine bir bildiri yayınlayan Hizbullah Cemaati, iddiaları yalanlarken PKK'yi sert bir dille uyarmıştı. (Hürseda Haber)
Not: PKK'den ayrılanlar tarafından, karanlık bir kişi olarak nitelendirilen Karasu, bilindiği gibi Alevi bir Türktür. PKK'nin esas çekirdeği olan "Ankara grubundandır." Bu grubun özellikle derin devletin örgütü olan Ergenekon tutukluları Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi Kemlistlerle ilişkileri olduğu bilinmektedir. Doğu Perinçek 1990'ların başında Bekaa'da Öcalan'ı ziyaret ettikten sonra, PKK Kuzey Kürdistan'da dindar Kürtlere yönelmiş ve birçok masum insanı infaz etmeye başlamıştır. bununda Doğu Perinçek'in, derin devletin emriyle Öcalan'a dindar Kürtleri öldürme talimatını verdiği ortaya koymaktadır. Daha Ankara'dayken Perinçek ve Öcalan'ın ilişkileri bilinmektedir.
O dönemde bütün ikazlara rağmen dindar Kürtlere karşı katliamcı tutumunu değiştirmeyen PKK'ye, Hizbullah karşılık vermek zorunda kalmıştır. Karakarga pardon Karasu hala papağan gibi o dönemde ezberlediği yalan ve iftiralarını tekrarlamaya devam etmektedir. Kendince bu şekilde Kemalist rejimin ajanı olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmaktadır.