İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Beşir Şimşek, Ramazan ayında sadaka, zekât ve fitre bilincinin artırılması gerektiğini belirterek, bu ibadetlerin Kur'an ve sünnet çerçevesinde ehil kimselere ulaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Ramazan denildiğinde akla yalnızca orucun gelmemesi gerektiğini ifade eden Şimşek, "Ramazan deyince aklımıza oruç geldiği kadar sadaka, zekât, fitre ve hayır-hasenat da geliyor." dedi.
Sadaka kavramının Kur’an'ı Kerim’de farklı anlamlarda kullanıldığını belirten Şimşek, "Sadaka ifadesi Kur’an'ı Kerim’de bazen zekât anlamında, bazen de sünnet olan nafile yardımlar (hayır-hasenat) manasında kullanılır. Farz olan sadakalardan kastımız; belli ölçüler dahilinde verilmesi zorunlu olan zekât ve fitre gibi ibadetlerdir. Normal sadakalar ise isminden de anlaşılacağı üzere hayır niyetiyle, malla yapılan ibadetlerdir; kişi imkânları ölçüsünde bir sınır olmaksızın fakir fukaraya yardım ederek sevap kazanır." ifadelerini kullandı.
"Ramazan, salih ameller için büyük bir fırsattır"
Ramazan ayının "on bir ayın sultanı" olarak nitelendirildiğini hatırlatan Şimşek, bu ayın bereket ve fırsat ayı olduğunu söyledi.
Şimşek, "Ramazan ayı, ‘on bir ayın sultanı’ olarak nitelendirdiğimiz bir bereket ayıdır. Allah Teâlâ’nın Kur’an'ı Kerim’i indirdiği ve Kadir Gecesi’ni barındıran bu ay, her türlü salih amel için büyük bir fırsattır. Ramazanda eda edilen sünnet ibadetler, diğer aylardaki farzlar kadar sevap kazandırır. Dolayısıyla malla yapılan hayırların karşılığı da bu ayın hürmetine Allah katında katlanarak artar. Bu sebeple insanlar yemek verme, sadaka dağıtma ve muhtaçlara el uzatma konusunda bu ayda daha fazla gayret gösterirler." dedi.
"İnfak bilinci yeterince yerleşmiş değil"
Toplumda infak bilincinin istenilen seviyede olmadığını dile getiren Şimşek, "Toplumda infak bilincinin yeterince yerleştiğini söyleyemeyiz. Maalesef bencillik, israf ve tamahkârlık gibi durumlar yaygınlaşmış durumda. Maneviyat azaldıkça paylaşma ve ‘kendisi için istediğini kardeşi için de isteme’ gibi güzel hasletler zayıflıyor." ifadelerini kullandı.
Zekât ve sadaka bilincinin toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirten Şimşek, "Eğer toplumumuz zekât, sadaka ve fitre bilincine tam anlamıyla sahip olsaydı, bugün zengin ile fakir arasındaki uçurum bu kadar derin olmazdı. Haset ve kıskançlıktan kaynaklanan pek çok toplumsal sorun yaşanmaz; zengin fakire sahip çıktığı için aradaki muhabbet ve güven bağı güçlenirdi. Bu ruhun sadece Ramazan ile sınırlı kalmayıp tüm yıla yayılması gerekir." dedi.
"Zekât ve fitre, Kur’an’da belirtilen sekiz sınıfa verilmelidir"
Zekât ve fitrenin dinin temel rükünlerinden olan farz ibadetler olduğunu vurgulayan Şimşek, bu yardımların verileceği yerlerin Kur’an'ı Kerim’de sekiz sınıf olarak açıkça belirtildiğini hatırlattı.
Şimşek, "Zekât, tıpkı namaz ve abdest gibi belirli kuralları olan bir ibadettir; keyfi kararlarla verilemez. ‘Akrabam bekliyor, vermezsem ayıp olur’ gibi düşüncelerle hareket etmek yerine, gerçekten muhtaç olanlar gözetilmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) döneminde zekâtları görevliler toplar ve Beytülmal aracılığıyla adil bir şekilde dağıtılırdı." ifadelerini kullandı.
"Gerçek ihtiyaç sahipleri gözetilmeli"
Günümüzde yardım dağıtımında hassas davranılması gerektiğine dikkat çeken Şimşek, "Günümüzde Gazze, Sudan, Suriye ve Afrika gibi bölgelerde gerçek ihtiyaç sahipleri varken, parayı usulüne uygun dağıtmamak ibadetin amacına ulaşmasını engeller." dedi.
Son olarak zekâtın amacına uygun verilmesinin önemine değinen Şimşek, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
"Zekâtın bir işe yaraması, fakiri fakirlikten kurtarması ve verenin sevabından tam istifade etmesi için Kur’an ve sünnet çerçevesinde; ehil olan muhtaçlara ve toplumun ıslahı için çalışan kurumlara verilmesi büyük önem arz etmektedir."
İLKHA