Yusuf’tu gülistanı ölümsüz eyleyen…
Sevdandı seni Yusuf eyleyen…
Ömrünü her gün mübarek eyleyen…
Bayram yüzlü sabrındır!
Eremediğimiz sırrındır…
Sağırlık girdabında can çekişen dünya,
Artık bir oyuncaktır bana...
Ağladığım o değildir, anla!
İşte bir bayram daha...
Bir lütuf daha, elleri hala Ramazan kokanlara...
Bu sabah kimisi aynı kimse,
Kimisi anasından yeni doğmuş bebe...
Ama çoğu bahtsızlar, Yusuf;
Bayramlarımızı bizden çalmış!
Allah için malını ve midesini veremeyenler,
Mübarek eyler durur bayramları!
Ve şeytana dost olanlar, seni de bizden çaldılar!
Oysa annenin gözü yolda, yüreği ağlar…
Evladının kulağı kapıda, kalbi çarpar…
Sen yoksun, bayram gelmiş, neye yarar?
Bayramlar hürriyetine gebe
Umudum çok, ama bugün hissetmem, içim yanar...
Cehdinden bir damlaya muhtaçlığımı
Bir sana yazardım…
Şahidliği kelimelerin, bayram ederdi sözlerimi…
Ve gökyüzü bir kez daha benim olurdu…
Şimdi, gelişinin müjdesini bir türlü vermeyen kuşlara küskünüm!
Seni hatırlatmaları yetmiyor artık…
Ey güvercinlerin kanatsız yoldaşı!
Oysa onlarla dost olmuştum…
Ve onlar kadar hür olmanı dilemiştim de
Bunu bir sana söylemiştim...
Bayram üstüne bayram geçer…
Hasret güvercini yuvasından göçer de gelir sinene konar…
Görmeyip de hissettiğim bir damla gözyaşın,
Kaç zalimin bedenini yakar?
Kaç gönlün puttan kalesini yıkar?
Bilseler fethettiğin kalpleri,
İbrahim`e serin gelen ateş gibi serin gelen mahkûmiyeti;
O zaman belki, belki Yusuf!
Tadacaklar helvadan putlarının acı lezzetini...
Davet ettikleri her kötülükten daha sevimli gelen zindan...
Karanlığın en koyu olduğu anda zaferle dirilen Abdusselâm...
Voltalarının ihtişamı, ziynetin ve şahidin kelepçe...
Acımasız da olsa rikkatin ve sabrınla kırılacak parmaklıklar...
"Hayat iman ve cihad" hakikatince yürüdüğünde;
Şehirlere olmasa bile,
Toprağına varmasa bile,
Bir umut, bir coşku bekleyen
Mustaz`afların kalbine uğrayacak adımların...
Anladığım ve hissettiğim kadar sevincine ortak oluyordum ya!
Sonra bana dönüp, bize dönüp diyordum ki;
“Senin dağların kadar uzun ve görkemli değil bizim dağlarımız…
Senin güneşin kadar aydınlatmıyor bizim güneşimiz…
Senin penceren kadar ufku görebildiğimiz,
Hayatı seyredebildiğimiz bir penceremiz yok…
Senin engin yüreğin gibi okyanuslarımız yok…
Ekmeğin seni ne kadar doyuruyorsa,
Bizim ekmeğimiz de bizi o kadar aç bırakıyor...”
Gülistanın kokusu değdiği kadar
Nefsi mahkûmiyetime, yazıyordum işte!
Duydum ki bayram gelmiş…
Gelen sadece bayram değil;
Büzüştürüp acıyla sıktıkları, kalbin gözden akan damlaları,
Bütün hücreleri kaplayan hasret
Ve üst üste binmiş yıllar...
Söz verip de tutamayışlar:
"Ağlamayacağım!"
Dinleyip de duyamayışlar:
"Bir gün gelecek!"
Duyup da söyleyemeyişler:
"Bayramın mübarek olsun..."
Yusuf!
Bir hazinemiz var,
Her şeye rağmen çocuk gibi büyüttüğümüz…
Adı umut!
Bir de en samimi duygularımız…
En seçkin cümlelerimiz…
Ve günün en kimsesiz dakikalarıyla süslediğimiz,
En muhkem kalemiz; dualarımız var…
Sana dair...
Toprak gibi suyu emen sabırdır her zerreni içiren…
Saatlerini O`na kurban eyleyen;
Aşkının goncasıdır, koparılmaz dalındır…
Züleyha`dan azâde, ahiret gözlü bakışındır…
(Dünyaya olan tutsaklığımızdan,
Hürriyetine olan tutsaklığına selâm olsun…
Tüm bekleyenleri adına, tüm zindan yarenlerine;
‘Bayramın mübarek olsun’... )
Hacer Sâra Toprak / Nisanur Dergisi - Ağustos 2012
Yusuf!
Yusuf`tu gülistanı ölümsüz eyleyen… Sevdandı seni Yusuf eyleyen… Ömrünü her gün mübarek eyleyen… Bayram yüzlü sabrındır! Eremediğimiz sırrındır…
Yusuf`tu gülistanı ölümsüz eyleyen… Sevdandı seni Yusuf eyleyen… Ömrünü her gün mübarek eyleyen… Bayram yüzlü sabrındır! Eremediğimiz sırrındır…
İlk yorum yazan siz olun
Güncel Haberleri
Olumsuz hava koşulları nedeniyle THY 50, AJet 64 seferini iptal etti
31 Aralık Çarşamba okulların tatil olduğu iller
Asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlendi
Sanal kumar gençliği tehdit ediyor!
Lastik ustaları: Kış lastiği 7 derecenin altında zorunluluktur