1. HABERLER

  2. ŞANLIURFA

  3. ŞANLIURFA

  4. TV'leri ancak vahiy kültürüyle yenebiliriz
TV'leri ancak vahiy kültürüyle yenebiliriz

TV'leri ancak vahiy kültürüyle yenebiliriz

Müslümanların Basın, medya ve TV'ler konusunda geç kaldığını belirten Yazar Emine Yüksel, "Firavunvari oyunları yerle bir eden Musalar yetiştirdiğimiz takdirde, TV'leri ancak vahiy kültürüyle yenebiliriz." ifadelerini kullandı.

A+A-

Şanlıurfa'da yaptığı İslami hizmetlerle tanınan Yazar Emine Yüksel, TV dizilerinin ailede ve toplumda yol açtığı yozlaşma ve zararlarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Medyanın toplumları yöneten en büyük güç olduğuna dikkat çeken Yüksel, bunun sebebinin meydanın direk olarak kolay bir şekilde muhatabını hedef aldığını söyledi.

Geçmişte firavunun sihir yoluyla toplumlara hükmettiğini belirten Yüksel, günümüzde de İslam düşmanlarının medya silahı ile insanlara hükmettiğini vurguladı.

Tarihini bile dizilerden öğrenen bir topluma dönüştüğümüze dikkat çeken Yüksel, bu durumun çok acı bir gerçek olduğunu sözlerine ekledi.

Çok kısa bir zaman içerisinde geçmişi yok sayarak TV'lere teslim olduğumuzu belirten Yüksel, "Çok köklü bir geçmişimiz ve büyük bir tarihi kültürümüz olmasına rağmen TV'lere kolayca teslim olmuş bir milletiz. Hem de inanılmaz bir hızla (30 sene içinde) geçmiş kültürümüzü yıkarak veya karalayarak… Bunun elbette ciddi sebepleri vardır. En büyük sebebi de, TV'nin bizim elimizden değil de tamamıyla zıt bir inanç sisteminin elinden doğmasıdır. Tabiatıyla bu sistemin ürünü de toplumumuzu çabucak zehirledi. Temel olarak inançlarımıza uygun bir şekilde, insanımıza olumlu bir cevap veremedi." ifadelerini kullandı.

Ailede anne ve babadan daha fazla TV'lerin sözünün dinlendiğinden yakınan Yüksel, "Medyanın gücü çok büyük ve bu güç asla küçümsenemez. Öyle ki bu güç, toplumu askeriyeden daha çabuk kuşatarak emir altına alabilmektedir. Nedeni ise, daha kansız, acısız ve birebir muhataba ulaşmasından dolayıdır. Her evde anne ve babadan daha çok TV'lerin sözü dinlenmekte, izlenmekte ve böylelikle bir topluma subliminal mesajlar verilmektedir. Mesaj içeriği ise genel anlamda cinsiyet, cinayet, savaş, acımasızlık, güçlünün zayıfı ezmesi, doyumsuzluk, hazımsızlık ve zulüm üzerinedir. İşin garibi bu durumdan rahatsız olan ebeveynlerin de bu aletin esiri durumunda olmasıdır." şeklinde konuştu.

"İnsanımız tarihini bile TV dizileriyle öğrenmektedir"

Toplumun tarihini bile dizilerden öğrendiğini belirten Yüksel, "Artık herkes birbirine benziyor. Saç, sakal, kıyafet, ev dizaynı, yemek, sofra şekli, evlilik, aile vs. Emir aynı yerden olduğu için insanları istedikleri kalıba girdirmektedirler. En üzüntü vereni ise bizim insanımız tarihini bile TV dizileriyle öğrenmektedir. Böyle olan bir toplum bana şunu hatırlatıyor. 'Firavun halkını aptallaştırdı' Ne ile ve nasıl aptallaştırdı? Eğlence ve aldatma aracı olarak kullanılan sihirbazlar eliyle bu yapıldı. Biliyorsunuz ki TV'nin bir adı da 'Sihirli kutudur.' Firavun, baskı, tehdit, korkutma, sindirme, uyutma ve itaat altına almak için sihirbazları kullanıyordu. Şu anda dünyayı yöneten ülkeler ve zihniyetler de malum... Dünyayı firavun zihniyetiyle yönetmeye çalışanlar firavunvari sistemi uygulamaktadırlar." diye konuştu.

"Firavun medya gücünü sihirbazlarıyla sağlıyordu"

Günümüzde İslam düşmanlarının medya gücünü etkili kullandığına vurgu yapan Yüksel, "Kur'an'da Firavun; ailesi, çevresi ve askerleriyle birlikte yani yönetim kuruluyla anlatılmaktadır. Malum Firavunun gücü tek kendisi değil, yönetici kadrosundan oluşan bir güçtür. Askeri gücünü krallığıyla, medya gücünü sihirbazlarıyla, sermaye gücünü Karun'la, bakanlar gücünü Haman'la sağlıyordu. Zaten bir iktidar da bu güçlerden oluşmaktadır. Çeşitli baskılar neticesinde kendi kimlik ve tarihlerini kaybeden halk da şimdi şuursuzca ABD ve avanelerine boyun eğmektedirler. Firavunun; baskı, tehdit, korkutma, sindirme, uyutma ve itaat altına almak için sihirbazları kullanması gibi… Sosyal medya da günümüzün sihirbazlığını yaparken, özellikle TV dizilerini kullanmaktadır. Çünkü akıl etme yetisini yitiren halk;  sorgulama, farkına varma gibi özelliklerini kaybederken şuursuzca itaat ederler. Beyin olarak uyuşmuş bir halkı yönlendirmek ve kendilerine itaat ettirerek yönetmek çok kolaydır." dedi.

"Tarih ve inanç kültürü içeren filmlerin sayısı artırılmalıdır"

Yüksel, "Hızlı akışın ismi olan medya ve TV'leri toplumumuzun lehine nasıl çevirebiliriz? Ülke yöneticileri TV dizilerine ve medyaya kapsamlı bir ödenek sunmalıdır. Bunu yaparken de aile, din, kültür, ahlak içeren programların temel alınması sağlanmalıdır. Yapımcı, yönetmen ve rejisörleri bu minval üzere yönlendirerek tarih ve inanç kültürü içeren filmlerin sayısı artırılmalı ve böylelikle toplumun hafızasının güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Maalesef bu konuda da geç kalındı. Ama zararın neresinden dönülse kârdır. Biz toplum olarak ne yapabiliriz? Bu toplumun fazla kitap okumayan, tarihini bile dizilerden öğrenen bir millet olduğunu unutmadan çocuklarımızı radyo ve televizyonculuk okuması konusunda destekleyebiliriz. Kısacası, firavunvari oyunları yerle bir eden Musalar yetiştirdiğimiz takdirde TV'leri vahiy kültürüyle yenebiliriz. Yeter ki bilinçli olalım." ifadelerini kullandı.

İLKHA

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.