Mehmet Güven ÖZER

Mehmet Güven ÖZER

Anneler ağlamasın diyenler yüreğimi parçaladılar

20 yılı aşkın olan birlikteliklerinin ardından gelen ayrılık, istemeden de olsa insana şunu söyletiyor: Altan Tan ve Mehmet Metiner kendilerine ait olmayan bir toprakta meyve vermeye çalıyorlar.

Olmuyor.

Ne yapsalar ne etseler toprak onları kabul etmiyor. Şuan ki durum ağacın ana gövdesinin kuruyacağı yönünde.

Kendi aralarındaki ihtilaflar sadece fikri planda kalıp, değişik hizmet tariklerine başvursalar, iyi diyeceğiz. Ama daha önceki birlikteliklerindeki söylem ve yazdıkları üzerinden birbirlerini vurmaya çalışmaları, kendilerinin ahiretleri açısından bizleri endişelendiriyor.

11 Nisan 2011 günü CNN Türk'teki tartışma programında Mehmet Metiner ve Altan Tan birbirlerini edepsizlik ve terbiyesizlikle suçluyorlardı. Türkiye'de İslami çizgideki yayınlarını takip edenler açısından, bu durumun ne kadar acı olduğunun farkındadırlar herhalde.

Birlikte Girişim Dergisini çıkarttılar. Kürdistan bölgesinde tirajı yüksek olan dergi, Metiner'in bir İran gezisinden sonra yazdığı yazılar nedeniyle geriledi. Belki de İslami taban ile ilk hesaplaşma buydu.

Ancak ayrılığa varmayacak bir kıvılcımdı bu. İslami kimlikleri ön planda olduğundan dolayı dönemin Refah Partisine kaydılar. Herhalde umduklarını bulamadılar ki buradan da ayrıldılar.

Savrulma devam ediyordu. Bir iki parti değişikliğinden sonra Altan Tan, Melih Gökçek ile birlikte çalışmaya başladı. Metiner ise Erdoğan'a danışman oldu.

Artık İslami kimliklerini biraz arka plana atma vakitleri gelmişti. Yine birlikte, Marksist-Leninist ve hatta Stalinist olan PKK'nin güdümündeki HADEP'e geçmiş ve önemli görevler üstlenmişlerdi.

Son vardıkları yer, ayrılacakları noktaydı. Metiner, bu sol tandanslı Kürtçü yapıdan ayrılıp, muhafazakâr sayılan Ak Parti kulvarına girdi. Tan ise kalmaya devam etti.  Şu an Mehmet Metiner, Ak Parti'den Adıyaman; Altan Tan ise HDP'den Diyarbakır milletvekili.

İşsiz olup, bir firmaya iş için müracaat etseler, birbirlerinin yerlerine özgeçmişlerini verebilecek kadar benzeşen ikili, şu an eski söylem ve yazıları üzerinden birbirlerini vurmaya çalışıyorlar. Bel altı sayılabilecek bu durum kimlere yarıyor? Bunun farkındalar tabi. Cahil cühela değiller ya bu adamlar.

Kimler istifade ediyor belli ama Müslümanların zarar ettiği kesin, bunun da farkındalar. Çünkü şuan ki söylemleri İslam'a ve bu alanda cehd edenlere zarar veriyor.

En son Altan Tan, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden atağa kalkmış. Şahsen ben de dinin devlete amade edilmesine karşıyım. Ama geçmişte yaşanan veya söylenenlerin o günün şart ve zemininde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Selahattin Demirtaş, kendi iktidarlarında Diyanet diye bir kurumun olmayacağını söylüyor. Tabi biz bunu hangi içgüdülerle söylediğini biliyoruz.

Konu din-diyanet olunca HDP'nin de ortaya salacağı bir pehlivanı var. Altan Tan, durumdan vazife çıkartıp, Mehmet Metiner'in Yeni Zemin'de 1993'lerin şartlarında, yayınlanan yazısı ile Ak Parti'yi vurmaya çalışıyor.

Ne diyor Altan Tan: “Devletler dinleri kendilerine göre oluşturdular” Altına imza atacağım bir söylem. Peki ya kendisi, şu an içinde bulunduğu yapıya göre bir din oluşturma projesi yürütmüyor mu? Marksist-Leninist bir gelenekten gelen HDP, neden Altan Tan gibi birine Diyarbakır milletvekilliği yaptırır ve yine aynı yerde 5. sıradan aday gösterir. Din ile ilgili başı sıkıştığında, Altan Tan durumu kurtarsın diye değil mi?

Bunun yine Altan Tan'ın iddiasıyla Osmanlı'daki Şeyhü'l-İslam'lık yapıp, dini Padişaha kurban edenlerden ne farkı var. Bir başka cümlesine bakalım: “Bu günkü Diyanet İşleri Başkanlığı, devletin elinde bir memurdur. Böyle din olmaz.” Evet, bende devletin elinde evirip çevirdiği bir dine karşıyım. Mehmet Görmez farkına rağmen, devlet hep bu şekilde yaklaştı Diyanet kurumuna.

Peki Altan Tan'ın kendisi, HDP'de din işlerinden sorumlu bir memur gibi durmuyor mu?

Bu açıklamaları kimin adına yapıyor. Marksit bir yapıdan gelen ulusal (netewi) ve laik bir yapı adına. Peygamberi davayı boğma adına, biri kalkıp Peygamberi yüceltse bile bu ondan kabul edilmez. Nitekim yıllarca laik rejime hizmet eden din âlimleri olduğu gibi şu an PKK gibi komünist, laik, ulusal ve üstelik binlerce masum-Müslüman insanın kanına giren bir yapıya hizmet eden Altan Tan ve medrese imamları bulunur.

Zulmün tabiatında bu var. Yani İslam'ı engellemek için yine İslam'a ve Müslümanlara ihtiyaç duyarlar.

Ne diyelim. Herkese ve bu arada ikiliye çok içten hidayet dileyelim.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar