Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen "Halepçe Katliamı"nın 32'inci yıldönümü münasebetiyle açıklama yapan Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, Halepçe katliamının Hiroşima ve Nagazaki'den sonra en büyük insanlık trajedisi olduğuna dikkat çekti.

Saddam Hüseyin'in, 32 yıl önce ABD başta olmak üzere emperyalist ülkelerin desteğiyle Halepçe'de kimyasal ve biyolojik silahlar kullanarak gerçekleştirdiği katliam ve vahşetin üzerinden yıllar geçse de o gün yaşanan acılar halen tazeliğini koruyor.

Baas rejimi tarafından 16 Mart 1988 yılında kimyasal saldırı yapıldığında kaçmayı başaran bölge halkı İran'a göç ederken, kaçmayı başaramayanlar ise kimyasal saldırının kurbanı oldular. Aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 6 bin kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yaralandığı katliamdan geriye acı ve hüzün kaldı.

Kasabada kimyasal silahın etkisi ile kanser ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı tam olarak bilinmiyor. Kısırlık ve genetik bozukluklar gibi etkilerinin günümüze kadar ulaştığını gösteren tıbbi çalışmalar var.

"Halepçe Katliamı, Kürtlerin Hiroşima'sıdır"

Katliamın yıl dönümü dolayısıyla İLKHA'ya konuşan Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, Halepçe Katliamının Hiroşima ve Nagazaki'den sonra en büyük insanlık trajedisi olduğunu söyledi.

Kılınç, "Dünyadaki her toplumun, her ulusun tarihinde belli başlı önemli günleri vardır. Halepçe katliamı da Yezit artığı zalimlerin Kürtlere Kerbela'yı yaşattığı kara bir gündür." dedi. 

Saldırıdan sağ kurtulanlardan biri o dehşetli günü şöyle anlatıyor:

Halepçe Katliamında yaşanan acıları olayı yaşayan birinin dilinden aktaran Kılınç, şöyle konuştu:

Her şey karanlıktı, karanlık kaplamıştı her yanımızı, hiçbir şey göremiyorduk… Her tarafı sis kaplamış gibiydi ve hemen ardından herkes kör oldu, bazıları kustu, yüzler siyahlaştı, insanların koltuk altları ve kadınların göğüslerinin altı acıyla şişti. Daha sonra burunlarından ve gözlerinden sarı bir su aktı. Kadın çocuk, genç yaşlı insanlar feryat edip sağa sola kaçışıyorlardı. Sağ kalabilenlerin çoğu ağır görme bozuklukları veya bir ay süren körlük yaşadılar. Bazı köylüler dağlara kaçıp orada öldüler. Bombaların etki alanına yakın yerlerde bulunan diğerleri de bulundukları yerde öldüler. Gazı doğrudan soluyanlarda görülen belirtiler akşama doğru gittikçe kötüleşti. Çok sayıda çocuk ve yaşlı yol üzerinde öldü ve cenazeleri düştükleri yerde bırakıldı. Sağ kalıp da tedavi için Erbil'e veya diğer bazı yakın şehirlere gidenler tutuklandı ve tüm erkekler idam edildi.

"Acı bilanço: 6 bin şehid… binlerce yaralı…"

Acı bilançoda yaklaşık 6 bin kişinin şehid olduğunu aktaran Kılınç, 15 bin kişinin vücudunda ise ağır derecede ciddi yaralanmalar ve yanıklar oluştuğunu ifade etti.

70 bin insanın yaşadığı şehrin baştanbaşa kana bulandığını dile getiren Kılınç, "Halepçe ve Kürdistan'ın diğer bölgelerinde, kitlesel infazlar, sürgünler, sebepsiz yere tutuklamalar, inanılmaz vahşet hikâyeleri ve Köy yakmalar, sıradan bir hal almıştı. Baas rejimi, Zaho Amediye arasında 500 köyü yerle bir etmiş, zorunlu göçten kurtulan aileleri keyfi bir şekilde infaz etmiş, bunu Halepçe'de protesto eden halk top ateşine tabi tutulmuş ve Halepçe'nin iki banliyösü yerle bir edilmişti. Hele Enfal operasyonlarında ortadan kaybolan Kürtlerin tam sayısı günümüze kadar da asla öğrenilmedi. Bu saldırılarda tahminen 150-200 bin kişinin hayatını kaybettiği söyleniyor. Bunların büyük bir kısmı, gözaltına alınıp da bir daha kendisinden haber alınamayan sivillerden oluşmaktaydı. Said Nursi ve Şêx Said gibi çoğunun mezar yeri belli bile değil." diye konuştu.

"Saddam mezalimi Batılı efendilerinden aldığı kimyasal silahları mazlum Kürt halkı üzerinde adeta test etti"

Katliamın yarattığı ciddi toplumsal travmanın izleri günümüze kadar silinmediğini hatırlatan Kılınç, "Aradan 32 yıl geçmesine rağmen Halepçe ve çevresine atılan zehirli ve kimyasal gazların etkisi halen sürmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün resmi rakamlarına göre; 1988'den günümüze kadar bu kimyasal gazların etkisinden dolayı Halepçe ve çevresinde yaklaşık 50 bin kişi hayatını kaybetti, 62 bin kişi de sakat kaldı. Gözü dönmüş Saddam mezalimi gerek Halepçe'de gerek Halepçe öncesi ve sonrasında Batılı efendilerinden aldığı kimyasal ve biyolojik silahları mazlum Kürt halkı üzerinde adeta test ederek efendilerine olan sadakatini ve işbirlikçi yüzünü tüm çıplaklığı ile sergiledi." dedi.  

"Saddam'ın en büyük suç ortağı emperyalist ve ikiyüzlü demokrasi sahtekârı Batı ülkeleridir"

Halepçe katliamının Kürt halkının katliamlar zincirine eklenen tarifi zor acılarla yüklü Hiroşima'sı olduğunu ifade eden Kılınç, "Yakın tarihte dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biri olmasına rağmen uluslararası sömürü sistemi, BM, ABD, NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği Halepçe'de işlenen bu insanlık dışı vahşete karşı kör, sağır ve dilsizler kesildiler. Saddam'ın en büyük suç ortağı emperyalist ve ikiyüzlü demokrasi sahtekârı Batı ülkeleri Halepçe'de yaşanan katliamı görmezden geldi. Çünkü katliamın asıl müsebbibi kendileriydi. Halepçe'de kullanılan kimyasal silahlar Avrupa devletlerinde üretilmiş olup AB ve ABD'nin izni ile Irak'a gönderildi. Bundan dolayı diyoruz ki; Halepçe: vahşi ve demokrasi sahtekârı Batının maskesinin mazlumların kanıyla düştüğü yerdir. Sömürgeci ve kan emici Batı ülkeleri kimyasal gazlarını Halepçe şehrinde mazlum, Müslüman, kimliksiz, kimsesiz ve sahipsiz Kürt halkı üzerinde adeta test etmiştir." dedi.

"Batılıların elinde Kürt kanı vardır"

Kılınç, "Bugün Kürt halkına dost görünmeye çalışanlar sakın ha sakın bizleri aldatmasın. Çünkü Batılıların her birinin elinde Kürt kanı vardır. Her birinin tarihinde Müslüman Kürt halkının diğer halklar gibi kendi geleceğini belirleme sürecinde; Kürtleri sindirme, yurtlarından sürme, statülerinin önüne geçme, kazanımlarını bertaraf etme, onlara verdikleri sözü kendi ulusal ve bölgesel menfaatlerine karşı satma ve Kürtleri komşularından daha çok öldürme gibi kirli geçmişleri vardır. 'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur' der bağrı yanık Said-i Kürdi. Batıdan Medet umanlar ve Batılılaşma sevdasında olanların; Batının bu ikiyüzlü politikalarını görmezden gelmeleri esef vericidir. İkiyüzlü Batı devletleri, her zaman ve her yerde Kürtleri (4 parça Kürdistan'da) kendi küresel ve bölgesel çıkarları için pazarlık konusu yapmaktan çekinmemişlerdir. Onur kırıcı, can yakıcı olan ise; yaşanan hafıza kaybı nedeniyle sorumluluk makamında olan Kürt siyasetçi, aydın ve önderlerin Kürt meselesinin çözümü için halen emperyalist güçler nezdinde çözüm aramalardır. 'Batının desteğini alalım da yayılmacı ve ikiyüzlü politikalarından bize ne!' diyenler, sanırım Batının, en son Kürdistan Referandumu ve Kerkük meselesinde izlediği politikalarından ve sergiledikleri tutum ve tavırlarından gerekli dersleri almışlardır." diye konuştu. 

"Kürt halkını nişan alanlar kendi çöküşlerinin başlangıç sürecini başlattıklarının farkında değillerdir"

"İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Halepçe katliamının 32'nci yıldönümünde katliamın tüm faillerini ve müsebbiplerini ve kimyasal gazları Saddam'a veren ülkeleri lanetliyoruz." diyen Kılınç, "Bu katliam trajik olduğu kadar, mazlum ve Müslüman Kürt halkının tarihi açısından da sayısız derslerle doludur. Batı, İslam'ın izlerini Kürtlerin hafızasından silmek için bu ve benzeri katliamlarla kan üzerinden Kürtlere ayar vermek istiyordu. Ama Müslüman Kürt halkının mücadele maratonunda ve uygarlık havzasında asla korkaklık, dinsizlik ve umutsuzluğa yer yoktur. Kürtlere yönelik hiçbir hesap şimdiye kadar bu coğrafyada başarıya ulaşmamıştır. Nerede olursa olsun mazlum ve Müslüman Kürt halkını nişan alanlar kendi çöküşlerinin başlangıç sürecini başlattıklarının farkında değillerdir." dedi.

"İslam coğrafyasını ilk önce İslamsızlaştırmak sonra istikrarsızlaştırmak ve en sonunda da insansızlaştırmak istiyorlar"

Bu katliamda tarihin en büyük barbarlarından biri olan Saddam'ın sadece bir aktör olduğunun altını çizen Kılınç, şunları söyledi:

"Çünkü bu caniyi onlar yetiştirmişti, ona biçilen rolü en güzel şekilde yerine getirdi. Son kullanma tarihi dolduğunda da yine onlar tarafından tedavülden kaldırıldı. Bugün artık Saddam yok. Fakat başta İslam ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında Saddam'ın zülüm ve katliamlarını aratmayan toplu katliamlar hala devam ediyor. Çünkü uşaklık okullarından sadece Saddam yetişmedi. Bugün, daha önce yazılan başka katliamların senaryoları sahnelenmektedir. Çünkü Bunlar vampirler gibi kanla besleniyorlar. Tarihleri Katliamlarla doludur bunların. Bunlar Afganistan'da, Filistin'de, Irak'ta, Suriye'de, Kürdistan'da ve isimlerini sayamadığımız nice yerlerde milyonları katledip hayalet şehirler kurmadı mı? İslam Coğrafyasının her yerinde kaos ve savaş planlarını bizden devşirdikleri yerli taşeronlarının eliyle bunlar yapmıyorlar mı? Dün kendileri işliyordu bu vahşeti, bugün ise kan denizinde yüzen taşeronlarına yaptırıyorlar bunları… Bunlar İslam coğrafyasını ilk önce İslamsızlaştırmak sonra istikrarsızlaştırmak ve en sonunda da insansızlaştırmak istiyorlar… Kürdistan'da yıllardır deniyorlar bunu ama başaramıyorlar…"  

"Ümmet şarkın sevgili sultanı Selahaddin'den yarım kalmış tarihsel seferinin devamı için kararlı ve cesur adımlarla yola çıkacağı günlerin arifesindedir"

Kılınç, "Evet anladık ki; bu, modern çağın yeni haçlı savaşıdır. Ama onlara şu müjdeyi veriyoruz; Kürdistan coğrafyası, bağrından yeni Selahaddinleri çıkarmaya muktedirdir. Dost düşman herkes bilsin ki; bu halk, bu millet, bu ümmet şarkın sevgili sultanı Selahaddin'den yarım kalmış tarihsel seferinin devamı için kararlı ve cesur adımlarla yola çıkacağı günlerin arifesindedir. Sizi müjdeliyorum; büyük bir huruç harekâtı, bir yeniden diriliş ve bambaşka bir doğuşun eşiğindeyiz. Çünkü tarihin Selahaddin'i yönü, yüzünü mazlum coğrafyamıza çevirmiştir. İnanın bu coğrafyanın zaferi bütün bir arzın zaferi olacaktır. Tarih daha önce de bu hakikate şahitlik etmişti. Dost düşman herkes bilsin ki bu coğrafyada egemen güçlerin kirli emellerle yaptıkları siyasi hesaplar, düşmanlıklar, kan, kin, gözyaşı tarihin çöplüğüne gömülecektir. Çünkü Müslüman Kürt halkı, eskinin eskimeyen kadim değerleri ile çağımızın modern haçlı saldırılarına karşı dün olduğu gibi bugün de tarihin ve coğrafyanın doğal yürüyüşüne başlamıştır. Kudurmak 'kaderleri olur' yok olmaya mahkûm olanların. Cesaretin olduğu yerde izzet, imanın olduğu yerde ihlas, basiretin olduğu yerde zafer vardır." dedi.

"Şehidlere Allah'tan rahmet, ailelere başsağlığı diliyoruz"

İnsanlık vicdanını yaralayan Halepçe Katliamının baş aktörü Saddam başta olmak üzere katliam ortakları olan ABD gibi emperyalist ülkeleri bir kez daha tel'in ettiğini belirten Kılınç, insanlık dışı katliamda şehid olanlara Allah'tan rahmet, ailelere başsağlığı diledi.

İLKHA


Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

Araştırmacı Yazar Mahmut Kılınç, yıldönümünde Halepçe Katliamını anlattı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.