Aynaya geçin ve kendinizi muhatap alın

Bir Başbakan Yardımcısı, katıldığı programda diyor ki; “Halkın şöyle söylediğini biliyorum; ‘Üzerinde silah olan PKK'lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, onlara el sallıyorlardı. Asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu.' Durum biraz böyleydi. Ama bunun bir tek sebebi vardı, tekrar terörün hortlamaması, siyasi görüşmelerin, müzakerelerin sonuca ulaşması. Meğer onlar alay ediyorlarmış.”

Durum biraz değil tamamen öyleydi de, çelişkiye bakar mısınız; Terörün hortlamaması için, bahsedilen PKK'lılara ve o silahların binlercesini şehre ve şehir yakınlarına kurdukları kamplara yığmalarına göz yuman bir devletlik iddiası. Orman yanmasın diye, ormana köz taşıyanlara karışmamak gibi. Ya da hırsız evdekileri çalmasın diye kapı, pencereleri açık bırakmak gibi.

Peki mesela 6-8 ekimde, asker ve polis seyrederken o el sallayanların işlediği katliamların vebali kimin boynuna kaldı şimdi. O giden canlar, sizin saflık itirafınıza kurban edilecek kadar değersiz miydi? Hem bugün bunları o şehidlerin annelerine de söyleyebilir misiniz? O el sallayanlar, dünyada eşine raslanmayan bir vahşetle gencecik masum bedenleri katletmişken de mi, “meğer bizimle alay ediyorlarmış” diyeceksiniz.

İşin aslına bakılırsa değişen çok şey de yok. Bugün nasıl ki, yukardaki açıklamanın sahibi gibi kimi siyasetçiler tarafından bir şekilde paralel denilen yapı korunuyorsa, aynı şekilde başka güç ve yetki sahipleri tarafından da o ‘alay edenler' korunuyor.

Birkaç haftadır gelişen malum gerginlik karşısında öyle gerçekte ciddi bir tedbir filan alındığı da yok. Bombalamalar da, toplumun gazını almaya yönelik enformasyon amaçlı ve neredeyse yarı simülasyon operasyonlar. Adana, Osmaniye, Hatay, Gümüşhane gibi spesifik yerler de dahil, yeni ve eski kamplar, işine devam ediyor. Şehir içerisinde silah ve mühimmat sıkıntıları bugün de hiç yok. Bölgede öteden beri sıkıntılı olan bir kısım yolların güvenliği dün sağlanmadığı gibi bugün de sağlanmıyor. Devlet kurumlarında görev yapanların can emniyeti dün olmadığı gibi bugün hiç yok. Bölgede önceden tehdit edilen farklı dünya görüşüne sahip insanlar, dün nasıl Allah'a emanet idiyse bugün de öyle, değişen hiçbir şey yok.

Ha bugün şöyle ufak bir fark var; dün karakolun önünden silahlarıyla el sallayarak geçenler, bugün aynı karakolların önünden roketatar ve patlayıcı atarak geçiyorlar. Teslim olanlar da şehirdeki görevlerine terfi etmeye devam ediyorlar. Hani bazı amirler ve komutanlar vardır, böyle zamanlarda devletlü cümleler kurarlar: “Hepsi avucumuzun içinde, hepsinin ne yaptığını biliyoruz, her yaptıklarını izliyoruz..” Tıpkı karşı yamaçtakilerin, dağlarda birikmiş gururlarıyla; “daha tetiğe dokunmadık, bunlar sadece şuna buna cevaptır” deyişi gibi.

Yani öyle çift taraflı hamaset tellallarına da fazla itibar etmeye gerek yok. Çünkü Halep oradaysa arşın burada. Acıların devleti yok, ağıtlar serok bilmez ve dili ne Türkçe ne de Kürtçe, dili aah'çadır. Ölümler Allah için değilse ana yüreğine düşen kor ateşini ne welat toprağı ile, ne de şehidlik beratı ile söndürebilirsiniz.

Bölge Kristof Kolomb'un sömürge aşkına yeni keşfettiği bir Amerika kıtası değil. Ya da Amazon ormanlarında medeniyetten uzak ivedi halde yaşarlarken birden beyaz adamla karşılaşan yerlilerin yaşadığı bir ekosistem değil. Ondört asırdır herkese ve her olaya İslamın penceresinden bakıp oradan çözüm arayan nadir bir coğrafyaya daha ne zamana kadar ameliyat üstüne ameliyat yapacaksınız. Daha ne zamana kadar, hayallerin tabutlarına omuz verin diyeceksiniz.

Çözüm sürecinde halk da artık muhatap alınacakmış. Sevsinler sizin yeni planlarınızı. Kimseyi muhatap almanıza gerek yok. Aynaya geçin ve kendinizi muhatap alın. Siz Türkseniz aynadaki Kürttür. Siz Havva'nın çocukları iseniz, onlar da Adem'in evlatları. Sizin ceddiniz İbrahim(as) ise onların da atası Halilullah'tır.

Sizi izzetli kılan ancak Kur'an ise onları da şerefli kılan Kitabullah'tır. Sizin minarenizden okunan ezan-ı Muhammedi, Allahüekber ile başlıyorsa, onların minaresinde Lailahe illallah ile bitiyor. Sizi balçıktan yaratan Allah, onları da çamurdan yaratmıştır. Sizin beşer dediğinize onlar insan diyor.

O halde kendiniz için hak deyip de vazgeçemediğiniz ne varsa onları aynadaki görüntünüz için de karartmayın, kapatmayın yeter.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.