Azadi İnsiyatifi, Mustazaflar Hareketi ve Kürd Ulusalcılığı

Azadi İnsiyatifi, Mustazaflar Hareketi ve Kürd Ulusalcılığı

Azadi İnsiyatifi, Mustazaflar Hareketi ve Kürd Ulusalcılığı

Kendimi bildim bileli, Ulusalcı soydaşlarımdan hep benzer feryadları işitmişimdir;

''Kürt Halkı dört parçada sömürgecilerin esaret zincilerini kırmalı'' ...

''Ulusal Birlik sağlanmalı''' ...

''Ulusal Konsensüs oluşturulmalı'' ...

''Her millet devletleşirken, Kürtler gelişmelere seyirci kalmamalı ve kendi bağımsızlıklarını ilan etmeli'' ...

vs...

Bu serzenişlerin vardığı nihai netice ise her seferinde, Din ve Dindarların Kürdlerin özgürleşmesine engel olduğu savıdır.

Peki bu ithamın muhatabı olan Müslüman Kürdlerin halet-i ruhiyesi nasıldır ; isterseniz biraz da ona değinelim!

Kemalizmin en az asimile ettiği Kürd sınıfı sofilerdir; ne başlarından külahı ne de dillerinden Allah'ı eksik ederler; sekülerizme ve onun tılsımlı büyüsü modernizme hiçbir şekilde kanalize olmazlar ...

Türkçü modern-ulus sentezinin hiçbir nefsani tahakkümüne boyun eğmezler; ne zaman önlerine seçim sandığı konulsa sistemi alttan dinamitleyen anti-kemalist yapılara meyil ederler ...

Yaşantıları en otantik kürdi aidiyetleri içinde barındırmaktadır ...

Başlarındaki puşiden, altlarındaki şalvara kılık kıyafetleri ekradi tonlardadır ...

Ölülerini meşhur Batê'nin mevlüdü ile yad ederler ...

Sofilerin çocukları ''Andımız'' marşına değil, Seydaların mersiyelerine aşinadır ...

Medreselerde, loş mum ışığında Xanî'den birkaç kıta beyit zikretmeyi, modern dairelerde Başkomutana methiyeler dizmekten daha evla görürler ...

Batılı yada Batıcı değil, Doğulu ve Doğucu olurlar, oryantalizme ve oryantalistlere muhabbet beslemezler ...

Kürd kimliğini yoğuran hünerli ellerin sahipleridirler; bir bakarsınız Bazid'de Xanî, Cizîrî'de Melayê Cizîrî, Müküs'de Teyran olarak karşınıza çıkarlar ...

Heskîf'de kümbet, Farqin'de köprü, Ani'de mescit, Kırmanşah'da şadırvan, Hewler'de külliye yaparak, gözlerinizi büyülerler ...

Her ne kadar sofilerden uzaklaşmak isteseniz de nesebi aidiyetiniz, ister istemez sizi sofilerler muhatap kılar!

Bedlîs'de boynuna yağlı urgan  geçirilmiş Melle Selim, Amed'de ayet-i kerimeler okuyarak ölüme giden  Şeyh Abdullah Melakani, Zilan'da tüfekle direnen Şeyh Heyder tarihin  küflü raflarına sıkıştırılmak istenen Müslüman-Kürd hüvviyetinin birer neferi olarak yüzlerindeki hafif  tebessüm ile size selam dururlar ...

Serhad'ın karabıyıklı cengaver mücahidi Said-i Meşhur boşuna ''Kürdlerin Milliyeti İslam'dır'' diye  latife etmemiştir!

Nehrilerin fedai Seyyid Ubeydullah'ı, boş yere başsız bırakılmak istenen Din-i Mubin'e kellesini kurban etmemiştir!

Kürd, İslam değilse nedir? İçinde İslamiyet olmayan bir kimlik ne kadar kürdi olabilir ki!

Özgürlük adına, uhreviyetten vaz geçmeyi yegane seçenek olarak öne süren Kürd-Ulusalcısı ile dünyevi siyaseti bilinçlice arka planda tutan, folklorik Kürd Müslümanı arasındaki bu gizli ve gizemli mücadelenin altında yatan, aslında tarihsel çelişkiler ve karşılıklı güvensizliktir!

Müslüman Kürd; frenk hayranı modern Kürd-Ulusalcısına şüphe ile bakmaktadır; çünkü tarihsel süreçte defaatçe sukut-u hayale uğramıştır!

Unutulmamalı ki;

Septilerden Piran'lı Said, ceng meydanında kılınç bilerken; diyalektik materyalizmin manifestosunu çizen (eski-Ulusalcı) sosyolog Abdullah Cevdet, yavru cumhuriyetin katipliğini yapmaktaydı!

Azadi Cemiyeti milli ve dini duyguları kabarmış bir halkın öncülüğüne soyunurken; Sekban ve Gökalp gibi ''tanrısız kürtçülük'' teorisi kurmaya çalışan(!)  kimi ideologlar, genç cumhuriyete emir erliği yapmaktaydılar...

Viraneye dönmüş bilad-ı ekrad inim inim inlerken; Lübnan sefalarında Ermeni-Ulusalcıları ile kol kola Xoybun teşkilatını kuran Jönkürdler ise işe Azadi Cemiyetinin mücadele mirasını ret ederek koyulmuşlardı; ''Ermenistan sınırlarında özerk Kürdistan'ı'' ana paradigma olarak destur edinen bu kronik yapı, Şeyh Said'ın dava arkadaşlarının önemli bir kısmını küstürmüş, Kürd kimliğinde tahribi yüksek gedikler açmıştı!

Sonuç ne mi olmuştur! Tabii ki Ağrı dağı eteklerinde yanlız bırakılmış bir millet ve evleri başına yıkılmış bir halk! Ne yardıma gelen Ermeni milisler, ne de destek veren komitacı partizanlar! Hem Zilan deresi kana boyanmış, hemde Kürd kimliğine (kuzey özelinde) ikircilik sokulmuştur ...

Güney'li Şeyh Mahmud'un hüsranla biten son çırpınışından sonra, tamamen sekülerleşen Kürd-Politik mücadelesinin içerisindeki son somut ayrışma ise hiç şüphesiz 49'lar hadisesidir; bir tarafta Şerefhanoğlu, Elçi ve Karahan gibi Muhafazakar-Kürd şahsiyetler, diğer tarafta Anter,Kaya ve Kutlay gibi seküler sol-ideologlar, kutuplaşma en uc noktaya ulaşmış, kendi içinde ortak bir ahengi barındıran klasik kürtlüğün yerinde yeller esmiştir! Milli şuur yerle yeksan olmuştur!

KDP-Bakur macerasına atılan kimi sembolik Muhafazakar Kürd şahsiyetlerin tasfiyeleri sonrası, tamamen revizyona uğratılan Siyasal-Kürd mücadelesi ile tarihi Müslüman-Kürd kimliği arasındaki siyasal bağlar büsbütün kopmuş, kapak konumundaki laisistler ile tencere konumundaki halkın ilişkisi milenyum çağına kadar ''üç aşağı beş yukarı'', bu şekilde süre gelmiştir ...

Köyünde koyun güden, toprak süren, buğday öğüten Kürd, ilmi noktada gerilemiş, dini kimliği sosyal ve bilimsel açıdan ilerleme kat edememiştir!

Köye indirgenen ve kırsala muhtaç bırakılan Kürd-İslam hüvviyetine karşılık; kemalist burjuva'dan esinlenerek yola koyulan neo-kemalist sol kendine taban devşirmiş, Kürd demografisine belli oranlarda nüfus etmiştir ...

Xoybun-THKO karışımı Kürd-Ulusal espirisi üniter  ve totaliter statükonun despot uygulamlarından istifade ederek, tabanını genişletmiş, halkı ikna noktasında aşama kat etmiştir ...

Bugün gelinen nokta ortadadır; politikleşmiş bir toplumsal kesim, devasa boyutlarda bir halk tabanı ve aynı boyutlarda bir muhalefet ...

Sol ve Muhafazakar Kürdlerin akıl almaz zıtlığı; aynı babanın düşman kardeşleri ...

Bütünlük ve birlikten kendine biat etmeyi algılayan vesayetçi bir siyasal anlayış ve o'nun varlığını dinsel motiflerde devam ettirmek isteyen muhallifi!

Aynı dili konuşan, fakat birbirlerini anlamayan bir halk!

Durum ortadadır!

Kürd-Ulusal tezi Kürdlerin milli karekterini birebir yansıtamamıştır; halkın tüm sınıflarını kendi bünyesinde barındıramamıştır; toplumun tüm renklerine hitap edememiştir! Sancılı bir tarihin ürünüdür ve kendi çelişkilerini öz geçmişinde bulundurmaktadır!

İşte tam da bu noktada Mustazaflar Hareketi ve Azadi İnsiyatifi Kürdler için bir fırsattır!

Kendilerini ifade imkanı bulamayan, milli hassasiyetlerini dini hüvviyetleri ile bir bütünlük halinde dile getiremeyen, sessiz çoğunluk için bir  şanstır ...

Kürd Siyasal mücadelesine, kürdi bir hava katma olasılığı vardır ...

Kürd Halkını, Ulusalcıların  ideolojik tekelinden kurtarma ihtimali bulunmaktadır ...

İyi değerendirildiği taktirde; dikkate değer bir politik reflekstir ve gerekli gayret ve hassasiyet gösterilirse,  halk nezdinde de biiznillah beklenen cevabı alacaktır ...

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.