Barış dönemleri de savaşı andırıyor(du)

Kürt halkının karşı karşıya kaldığı musibetlerin durması için duaya devam edelim. Dualarımıza elbette ki tüm mazlumları da dâhil edebiliriz. Ancak özellikle içinde bulunduğumuz şu coğrafyanın sahil-i selamete ulaşması için ne olur niyazda bulunalım.

Mevcut mağduriyet ve zulümleri ifade ettiğimiz her anda birileri çıkıp ‘Ya rejimin yapıp ettikleri…' diye araya girecek… Kardeşim! Rejimin yaptığı ve sebep olduğu her bir mağduriyet için Allah bin kez belasını versin… O konuda bizde bir tereddüt yok. Ancak el-anı konuşacaksak, bugün bu halka olmadık zulümleri yaşatanların da Allah bin kez belasını versin demek gerekiyor.

Şu an bölge insanına kan kusturan örgüte yönelecek tepkilerin dozajını düşürmek için her seferinde farklı bahaneleri ileri sürmenin bir anlamı da yok, gereği de.

Bugün Kürt bölgesinin yolları darmadağın, şehir içleri hendeklerle bezeli, küçük yerleşim yerleri hastanelerinde artık doktor bulmak zor, ambulanslar taranıyor, sivil araçlara her gün saldırılar var.. Şemdinli gibi yerlerde halk perişan...

Bütün bunlar olurken biz daha hangi konuları işleyebiliriz. Bu zihniyetin Kürt Bölgesine verdiği ziyanın haddi hesabı yok. Günlerdir kepenk açmayan esnafın bütün bu olup bitenleri hoş karşıladığını söylemek mümkün mü?

Diyeceksiniz ki ‘halk onları seçti..' Hayır, halk onları babasının hayrına seçmedi… Halk bugünlerden korktuğu için oy verdi. ‘Bize oy vermezseniz su yerine kan akar' dediklerinden ürktüğü için onları seçer gibi davrandı.  Bu melaneti yapmasınlar diye eğilim gösterdi. Belki biraz huzur olur, biraz teskin olurlar, silahı değil siyaseti öncelerler diye silah gölgesi altında gerçek tavrını gösterdi gibi yaptı. Ancak gariban halkımın iğfal edildiği gün gibi ortada. Onları övenlerin araçları yakılmadı mı? Onlara kerhen de olsa para verenlerin dükkânları taranmadı mı? Bugün bahsi edilen musluklardan su yerine kan akıtılmadı mı?

Seçim kararından sonra bu kaos ve kargaşanın boyutunu düşünmek bile istemiyorum. 7 Haziran seçimi öncesi güya çözümün olduğu bir dönemde yapılan saldırıları hatırladıkça, bu çatışmalı günlerde gerçekleştirilecek seçim atmosferini insan az çok tahmin edebiliyor. Düşünün kan kokan sokakların sakini Kürt halkı gerçek iradesini nasıl ortaya koyabilecek? Bunun için yeni çözümler geliştirilmeli ve seçim güvenliği sağlanmalıdır. Aksi takdirde değişen bir şey olmayacak ve bu halkı suçlamanın da bir manası kalmayacaktır.

Bakmayın öyle barış naraları attıklarına… İnanın savaşta da barışta da Kürt halkı için kâbus ve musibettirler. Halkın tepesinden silahı eksik etmeyen örgütün, çatışmasızlık dönemlerinde de bu halkın ahlakıyla ve namusuyla uğraştığı herkesin malumu. Bu çatışmalar başlamadan hemen önce, örgütün siyasal partisi üzerinden sürdürülen LGBTİ meselesini ve bölgede gerçekleştirilmek istenen yuvaların-ailelerin parçalanması konusunu konuşuyorduk. Her gün bir yerde bir ahlaksızlık göstergesi veya İslami bir simgeye hakaret etkinliği düzenleniyordu. Örgütün; kadınların, kocalarına isyan projelerini tartışıyorduk.

Bundan daha büyük bir musibet olur mu? Ölüm ve ahlaksızlık… Örgüt eliyle her ikisi sürekli revaçta… Belli dönemlere göre birinin diğerinin önüne geçtiği oluyor, hepsi bu kadar. Anlayacağınız, barış dönemleri de savaşı andırıyor(du). Bu ağır musibetin bertaraf edilmesi için dualarımızı eksik etmeyelim. Huzurun gelmesi için niyazda bulunalım lütfen…

Bu arada, Yusufiye'de bulunan Seydayê Molla Mizgin'nin ve diğer âlim ve kardeşlerimizin Muhtereme Annelerinin vefatını büyük bir teessürle öğrendim. Annemize Yüce Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerken, tüm aile bireylerine ve Seyda'ya sabırlar diliyorum…  Seyda'nın şahsında da, İslam için bedel ödeyen tüm yusufilere de bu vesileyle selam, saygı ve sevgilerimi iletiyorum... Allah(cc) yardımcınız olsun!

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar