Başbağlar Anısına

Başbağlar Anısına

Gece karanlık… Çok karanlık baba… Zifiri ve koyu bir karanlık… Hani hep anlatırdın ya; eşkıyalar karanlıkta basarmış meskenleri. Bu karanlık böyle bir karanlık mı baba? Hele bir de ..

Gece karanlık… Çok karanlık baba… Zifiri ve koyu bir karanlık… Hani hep anlatırdın ya; eşkıyalar karanlıkta basarmış meskenleri. Bu karanlık böyle bir karanlık mı baba? Hele bir de suskunluk eşlik ediyorsa daha bir korkutucu olurmuş karanlık. Hep öyle derdin. Ve bu gece öyle bir gece baba… Baykuşların bile evlerin bacalarını terk ettiği bir karanlık. Sıcak yaz aylarında susmak nedir bilmeyen cırcır böceklerinin bile sustuğu bir karanlık. Bu karanlık bu suskunluk kimin için ittifak etmişler. Hangi eşkıyalar gizlenmişler bağırlarına. Baba iyi bir masal anlat. Belki karanlık aydınlanır. Suskunluk şükür secdelerinde bozulur; Allah zikriyle. Belki de baba başlar bağlanmaz matemle. Baba iyi bir masal anlat. başbağlar olsun içinde ve ağlamasın…

Oy başbağlar başbağlar
Hangi bağ başım bağlar
Yerim lalezar olsa
Derdin içimi dağlar

Baba neden yapraklar kederle sallanır. Neden rüzgâr eser ağıt ağıt çatımda. Hokkamdaki mürekkep neden keder rengine büründü baba. Sahi içimi ferahlatan ezan sesi neden bir başka bugün… Hani havaya suya düşerdi cemreler. Oysa, oysa bu temmuz akşamında figana cemre düştü. Otuz üç gül kırıldı dalından. Ve binlerce yürek dağlandı. Melekler indi göğüme. Sence baba onlar da ağlamışlar mıdır? Hangi yürek dayanır ki bu hale. Bak baba ezanını dinleyemeyen bülbüller ötmez oldu İmam Adil’in ardından. Kerbela’da, Susa’da Hüseyinlerle yandı içimiz. Yanınızda olup kardeşlik ikliminde yaşamayı dilerken payımıza ağıt yakmak mı düşecekti. Adil’im! Ellerinde elifbasıyla bekler çocuklar. Gül yüzüne konan tebessümünden feyizlenmek için. Adil’im! Bak annen seni bekler yaşlı yüreğiyle. Kalk Adil’im kalk! Mihrabın, minberin öksüz kalmasın peşinden. Hele dur Adil’im! Nedense cennet bahçesi gibi görünüyor yüzün. Adil’im! Bilirim zulüm şahlansa bile Allah’tır son sözün.

Oy başbağlar başbağlar
Başım karalar bağlar
Adil’im sesin gelmez
Yüreğimden kan damlar

Şimdi baba bir masal anlat. Girişi sabır, ortası şükür, sonu cennet olsun. Adı Başbağlar olsun. Sözlerinde iman heybeti dursun. Otuz üç kelimede otuz üç gül yeşersin ayet ayet. Ayetler müjde versin Yaradandan. Yaradanın misafirperverliği su serpsin yüreklere. Bugüne hayat, yarına ibret, nesiller sonrasına bereket taşısın sözlerin. başbağlar yazılsın şehadet defterinin yaprağına. Yalnız baba dayanmaz yüreğim bu acıya. Lakin şunu da bilmeli ki aslanı çakala boğduran it sürüleri; hesap vardır hesapların ötesinde. Dökülen her damla kanın sel olup akacağını. Ve bu selde boğulacaklarını bilmemeliler. Çünkü Allah’ın vadi dolacaktır elbet. Elbet zamanlar gelecek… Otuz üç gülün kuruduğu yerde binler tomurcuk patlayacak. Elbet İmam Adil haydi namaza diyecek o bülbül sesiyle. Elbet kardeşleriniz yaşatacak destanınızı. Şeref levhalarına kazınacak isimleriniz. Buluşmak ahirete kalsa da elbet Allah’ın inayetiyle Kevser başı olur durağımız. İçimizi yakan acınız elbet kâr kalmaz başkalarının yanına. Dileğimiz; gidişimiz gidişiniz gibi olsun.

Mehmet Salih Gönül / İnzar Dergisi - Temmuz 2012

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.