Bayram, Temizliği ve Kafa Ütülemek

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm da O’nun pak Rasûlüne olsun.

Bayram yaklaştı, Ramazan ayı arkasını dönüp gitmek üzere… Her akşam biraz daha hilale yaklaştığını gördüğümüz Ay bile hüzün sebebi oluyor bu ay. Hilal güzeldir, bayrağımızdaki desen, yüreğimizdeki muhabbettir. Ancak Ramazan ayının sonlarına doğru üzülüyor insan gördükçe.

Bu yıl malumunuz her şey farklı oldu. İftar davetlerimiz, teravihlerimiz olmadı, olmamalıydı. Her yıl Ramazan ayını uğurlamanın hüznünü bayram sevinciyle unutur iyileşirdik. Bayramla atardık üzerimizdeki Ramazan özlemini. Bu yıl bayramlaşma da yok… Hatta o kadar ki, sokağa çıkmak bile yasak.

Böyle şeyler yazmayı ve düşünmeyi sevmiyorum ama sormadan edemiyorum kendime: Ne oldu ki böyle bir hüzne muhatap olduk? Ne yaptık da bayramlaşma nimetinden, sünnetinden, coşkusundan mahrum kaldık? Derin derin tefekkür edilmesi gereken bir konu, hem ferden hem ümmetçe…

Gelelim bayram temizliğine…

Ve daha genel olarak ev temizliğine… Zaten dışarı çıkamadığımız bu süreçte kadınların en çok şikâyet ettiği şeylerden biridir temizlik mevzuu. Şu süreçte halini hatırını sorup da “Yemek, ev işleri, bulaşık…” vs diye konuşmayan tek kişiyi bile bulamazsınız. Peki, ev işleri gerçekten de sıradan şeyler midir?

Ev işleriyle tanır insan kendini, nefsini… Ev işleriyle görür hatalarını, kusurlarını. Bulaşığı, çamaşırı, ütüsü ele verir insanı… Kendini seyreder insan ev işlerini yaparken.

Bulaşığı yıkarken öğrenir insan, insanı ve kendini temizlemeyi… Kimisi bulaşığı yıkarken kabasını almayı çok abartır. O kadar ki, yıkanmış sanırsınız. Böyleleri, insanlara güveni ve umudu olabildiğince azalmış kimselerdir. Zaten az sonra köpüklü suya girecek olan tabakları pırıl pırıl etmekten vazgeçin. Bırakın sünger de biraz iş yapsın.

Bulaşığın kabasını almadan yıkamak da olmaz tabii. Tabağın içindeki artıklar şirk gibidir. Bunlar temizlenmeden hidayet küvetine atılmaz insan. Şirki yaşam biçimi olarak benimsemiş bir insanın önce o yaşam biçiminin yanlışlığının farkında olması ve onlardan arınması gerekir.

Bulaşıktan kişilik analizini bırakıp biraz da çamaşıra gelelim… Çamaşırda olduğu gibi insanın da renklisine, beyazına ayrı muamele edilir. Hepsini aynı leğene/makineye atarsak olmaz. Çamaşırlar gibi insanların mizaçları da birbirinden farklı olabilir. O zaman onlar için farklı farklı yöntemler kullanırız.

Yer silmek de ders verir insana… Acil misafiriniz gelecek ve yerler kirli ise, misafirin oturacağı ve göreceği yerleri temizler diğer odalara girmezsiniz. Misafir, Azrail(as) ve ardından gelen meleklerdir. Bir insan ileri yaşlara kadar küfür içinde yaşamışsa bırakalım sadece misafirin görebileceği yerini, yani kalbini ve imanını kurtarsın. Cihad, takva, huşu söylemleri ile insanların ellerindekini de kaybetmelerine, “Bu işi ben beceremeyeceğim.” demesine sebep olmayalım.

Ütüyle bitirelim inşâallah. Ütü yapmak hassas bir iştir. İnsanları ne hararetimizle yakalım ne de serinliğimizle kırışık bırakalım. Vasat ümmet olmanın gereği budur. Ha, evde kaldığımız bu süreçte eşlerimizin de kafalarını değil giysilerini ütüleyelim vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.