M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Bir Büyük Şeytan Amerika klasiği

Amerika, İslam ümmeti üzerindeki klasik senaryosunu, bir kez daha uygulamaya koydu. Temel mantığı aynı olan senaryo, Türkiye'de bu kez darbe formatında uygulamaya konuldu. Ama Amerika'nın bu senaryosu, halkın iradesine tosladı. Darbelerin acı neticelerini bilen ve iradesini kimseye teslim etmek istemeyen halkımız, kahramanca bir direniş ortaya koydu. İradesinin tank paletleri ve asker postallarıyla ezilmesini asla kabul etmeyen özgürlük aşığı halkımız, Türkiye'nin her tarafında meydanlara aktı. Kısa süre içinde milyonlar darbeye karşı tek yumruk oldu. Darbe püskürtüldü ve nihayetinde akamete uğratıldı. Darbenin ilk saatlerinden itibaren özgürlüğüne sahip çıkanlar ile sahte kahramanlar ayrıştı. Niceleri, “bekle gör” politikası izledi. Olayların seyrine göre pozisyon belirleyecekler ve güçlüden yana olacaklardı. Darbenin başarısız olacağı ortaya çıkınca, inlere gizlenenler, birer kahraman edası ile ortaya çıkmaya başladı. Darbenin başarısız olduğunu görünce ellerine plastik kelepçeler takan ve derdest edilmiş rolü oynayanlardan, öksürür gibi “dostlar pazarda görsünler” kabilinden cılız tepkiler gösteren sanatçı bozuntularına kadar bir dizi karaktersizin riyakârlık seremonisine tanıklık ettik. Karnaval niyeti ile sokaklara çıkanlar da darbeyi protesto ettiklerini iddia ettiler. Halkımız, bu çapsızların gerçek yüzünü bir kez daha gördü. Darbe sever CHP'nin tavrı ise, evlere şenlik kabilinden idi. Aslında ellerini ovuşturan ve bıyık altından sırıtan CHP, halkın çelikten iradesini görünce ağız değiştirdi. Her zamanki gibi özgürlük ve demokrasi kelimelerini sakız gibi ağzına aldı. Hele Amerika'nın tavrı, son derece ilginç idi. Meşru bir hükümete karşı darbe yapılan bir ortamda, iki taraf itidale davet ediliyor ve olayların kaygı ile izlendiği belirtiliyordu. Darbenin başarısız olacağı ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren Amerika, piyonlarını bozuk para gibi harcadı. Hemen ağız değiştirdi.

Ben özellikle bu olaylardaki Amerika'nın rolü üzerinde durmak istiyorum. Türkiye'deki tüm darbelerde Amerika'nın rolü ve onayı olduğu gibi, bu son olayda da Büyük Şeytan Amerika'nın rolü bariz bir şekilde ortaya çıktı. İslam ümmeti içerisinde topluluklardan tutun da aynı ülke içerisindeki en ufak gruplara kadar bütün Müslümanlar arasına fitne tohumunu atan ABD, devşirdiği kini İslam ümmetine karşı vakti geldiğinde silah olarak kullanmaktadır. FETÖ'nün en kılcal damarlarına nüfuz eden ve kontrolünü elinde bulunduran, Pensilvanya'daki zata istediğini söyleten ve yaptıran ABD, birikmiş FETÖ öfkesini darbe formatında meşru hükümete yöneltti.

Saha çalışması konusunda İncirlik üssü aktif olarak kullanıldı. Darbeci askerler, haftalar öncesinde İncirlik üssünde adeta kampa alındılar. ABD, güdümlediği piyonlarını sahaya sürdü. Bakınız, süreç Mısır'daki darbeye ne kadar da benziyor. Mısırdaki darbeden önce de aynı süreç yaşanmıştı. ABD ve Siyonist istihbaratı ile yapılan ve planlanan darbe girişimi hayata geçirilmişti.

Yani ABD, her tarafta önce öfke birikimi meydana getirerek fay hatları oluşturuyor. Sonra biriken kin ve öfkenin siyasi ihtiras ile yoğrulmuş halini, diğer Müslümanlara karşı silah olarak kullanıyor. Bu yöntem, adeta Büyük Şeytan ABD için bir klasiğe dönüşmüştür. Bu gerçeğe rağmen bu silah, her defasında kullanılıyor. ABD'nin desteğine mazhar olan taraf, bu desteğin felsefesini tahlil edemiyor. Siyasi ihtiras ve körlükle bu desteğin devamı için her türlü diyeti ödemeye razı oluyor. Nihayetinde kullanılıp atılan bir piyon olmaya adeta kendi elleriyle kendini mahkûm ediyor.

Bu darbe teşebbüsü olayında asıl üzerinde yoğunlaşılması gereken husus, ABD'nin tartışılmaz rolüdür. Hükümetin bunun üzerinde durması ve bunun hesabını sorması lazımdır. Basının, bu hayati gerçeği ifşa etmesi gerekir.

FETÖ'nün üzerine gidip de onu güdümleyen ABD'nin ihmal edilmesi, büyük bir yanılgıdır. Çünkü Türkiye'ye karşı girişilen bu kalkışmanın arkasındaki gerçek aktör ABD'dir. ABD'nin izni ve icazeti olmadan bu yapı tek bir adım atamaz. Bu hususta gereken irade ve duruş ortaya konulmaz ise, ABD menşeli yeni sürprizlere hazırlıklı olmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar