Birlik beraberlik bilinci

Bombalama ve şiddet olaylarına karşı toplumun genelinde bir tepki ve öfke var. Bu öfkenin şiddetin amacına hizmet etmemesi için de duyarlı insanlar tarafından yoğun bir çaba gösteriliyor. Hatta son süreçte sağcısından solcusunu, dindarından İslam düşmanına kadar herkes tek saf oldu diyebiliriz. Tüm farklılıklara, kızgınlıklara rağmen birlik ve beraberlik mesajları ardı ardına sıralanıyor. Buna bir itirazım yok.

Dikkat çekmek istediğim nokta; ülke içinde gösterilen bu duyarlılığın söz konusu İslam Coğrafyası olunca birden unutuluvermesidir. Mesela “Birlik-beraberlik” yerine “ümmet-vahdet” kelimelerini kullandığınız anda işin rengi değişiyor. Hatta muhatabınızın beti benzi atıyor. Adeta gözlerinden lav, burun ve kulaklarından duman fışkırıyor. Bu durum belki de İslami kavramlara yönelik bir mücadelenin sonucudur diyebilirsiniz. Ama bana göre asıl sebep, uzaktaki tehlikenin yeterince görülmemesidir.

Bununla birlikte Müslümanların -birlik olmasa da- beraberliğine inanan önemli bir kitle de vardır. Çünkü Batı'nın en çirkin yüzü ile karşı karşıyayız ya da o yüz bize daha bariz bir şekilde görünür oldu. Müslümanlar bu hal karşısında “çare İslam'da ve Müslümanların birliğinde” diye feryat ediyor. Yalnız işin kötüsü, beraberlik bundan öteye geçmiyor. Haliyle derman ele geçmediğinden ve dert de derman bulmadığından vahdet ve ittihada özlem devam ediyor.

Vahdete dair ihtiyacın belli olduğu ancak nasıl olacağına dair belirsizliği konuşuluyor. Müslümanların birliğinin ancak İslam dairesinde ve Müslümanlar arasında mümkün olabileceği bellidir. Vahdet çerçevesinde, birisinin diğerini ötelemediği, yok etmek için öne sürmediği bir İslam birliğinin sadece İslam âlemi değil tüm dünyaya huzur getireceği de apaçık bir gerçektir.

Evet, Müslümanlar bölük pörçük durumdadır, çoğu liderleri Batının kuklası durumundadır, belki lider bile değillerdir. Yüzyıllar süren propaganda savaşları ile birbirine yabancılaştırmışlardır, hatta kimileri birbirlerinin katili olmuştur; ama başka çıkar yol yoktur. Yer ve gök Allah'ın “kün” emrine imtisalen hareket ettiği halde İslami hareketler Allah'ın emrini imkânsız, önemsiz veya gereksiz görüyorsa; bunda ciddi bir sorun var demektir.

Son olarak, patlayan bombaların ayrılığın hem sebebi hem de amacı olduğu gerçeğine binaen yıllar önce dediğim gibi tekrar diyorum. Biz dağınık durdukça katledileceğiz, ta ki toplanana kadar. Zalimin her türlü zulmü ve feleğin sillesiyle akıllanıp tevhid etrafında toparlanmadıkça; bu böyle devam edip gidecek.

Fazla sürmemesi temennisiyle, Allah'a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar