M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Boko Haram bahane, işgal şahane

Nijerya’nın petrolünü daha iyi sömürmek ve zenginlik kaynaklarına daha etkili bir şekilde musallat olmak isteyen Batılılar ve siyonistler, nihayetinde aradıkları bahaneyi buldular. Boko Haram’ın yaptığı bir takım eylemler bahane edilerek buraya aşamalı olarak müdahale edilmek isteniyor. Bu konuda israil, ABD ve Batılı ülkeler birbirleri ile yarışıyorlar. Bütün Batılı şer güçler, kaçırıldıklarını söyledikleri kızları kurtarmak(!) için hemen ülkeye “kurtarma birlikleri” adı altında öncü işgal kuvvetlerini göndermeye başladılar.  Buraya Batılıların bu denli hassasiyetle eğilmelerinin bir diğer nedeni, bu ülkede Müslümanların ve Hıristiyanların beraber yaşamasıdır. Buradaki dengenin Hıristiyanların lehine değişmesi de Batılıların öncelikleri arasındadır. Batılıların böyle coğrafyalara girdiklerinde dengenin Hıristiyanlar lehine değiştiğini bilen buradaki Hıristiyanlar; Batının, Amerika’nın ve siyonistlerin operasyon talebine hemen olumlu cevap verdiler.

Yine Çin’in dünyaya arz ettiği mamul malların ham maddesi ve enerji kaynağı olarak yıllardan beridir Afrika pazarını kullanması ve bundan da çok verimli neticeler elde etmesi, Batılıların buraya daha da ciddi bir şekilde eğilmesi neticesini doğurdu. Çin ile rekabet edebilmek ve buradaki kaynakları Çin’e kaptırmamak için Batılılar her geçen gün hâkimiyet alanlarını tahkim etmek istiyorlar. Çin’in her geçen gün buradaki etkinliğini artırması, özellikle Batılı petrol şirketleri tarafından bir tedirginlik unsuru olarak görülüyor.

Zaten şu an Nijerya adeta Batılı petrol şirketlerinin istilası altındadır. Batılılar, petrol şirketleri vasıtası ile bu toprakları zaten istila etmiştir. Aleni işgalin de ayak sesleri işitiliyor.

Buradaki petrol şirketleri, şirketlerini koruma bahanesi ile devasa bir silahlı güce sahip. Adeta bu şirketler bir ordu kurmuşlar. Ellerindeki ağır silahlar, aslında tek maksatlarının beyan edildiği gibi, petrol şirketlerini korumak olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Şirketleri koruma amacını aşan donanımdaki bu silahlı yapılar,  ülke siyaseti de dâhil olmak üzere, birçok işe karışıp belirleyici olabiliyorlar.

Bu silahlı eşkıyalar, sahip oldukları güç ve ellerindeki askeri kuvvetten dolayı çok pervasız bir şekilde hareket edebiliyor. Bu eşkıyaların sorumsuzca hareketleri birçok Nijeryalının hayatına mal olmuştur. Pek de bu şirketlerden ve onların suç makinesi haline gelmiş silahlı yapılarından hesap sorulabildiği söylenemez.

Gelelim Boko Haram örgütüne…

Boko Haram örgütü adına bu güne kadar çok sayıda eylem düzenlendi. Bu eylemlerden bir kısmı aslında başka kesimlere ait. Bu eylemlerde, örgütün ismi kullanıldı. Özellikle Müslümanları zor durumda bırakmak ve Müslümanlara karşı işlenen cürümleri gizlemek için bu tarz eylemler yapıldı. Hatta bu örgütün adını kullanıp şaibeli ve tasvip edilmeyecek eylemlere imza atanlar arasında Hıristiyanlar bile var. Hatta Nijerya polisinin böyle bir grubu yakaladığı dile getiriliyor.

Hem Boko Haram’ın adı kullanılarak, hem de Boko Haram’ın yapmış olduğu düşünülen veya Boko Haramın üstlendiği eylemler bakıldığı zaman, genellikle bu eylemlerin Müslümanları zor durumda bıraktığı görülecektir.

Net ve ortadaki somut gerçek budur. Şeri delil gerektiren Boko Haram’a yönelik birtakım ithamlar bir tarafa bırakılacak olursa bile, Boko Haram’ın birçok eylemi ile Nijerya’daki Müslümanları zor durumda bıraktığı açıkça söylenebilir. En iyi tabirle, takip ettikleri stratejinin birçok aşırılıkları olduğu ve basiret eseri olmadığı aşikârdır.

Hem Nijerya’daki Müslümanların zor durumda kalmaması, hem de kendileri açısından stratejik bir revizyon kaçınılmazdır.

Çünkü niyetleri ne olursa olsun, ortaya çıkan tabloya baktığımız zaman, Müslümanları her açıdan sıkıntıya sokan vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Çoğu eylem, stratejik mantıkla izah edilemediği gibi, bazı eylemlerin şeri açıdan da izah edilemediği bir gerçektir. Bugüne kadar yapılanlar bir yana, en son düzenlenen eyleme bakıldığı zaman bu eylemin etik ve strateji sonuçlarının ne denli sorunlu olduğu açıkça meydandadır. Sadece Boko Haram değil, bu hareket anlayışına sahip olan yapılar, stratejilerini yeniden gözden geçirmelidirler. Ortaya konulan pervasızlıkların bedelini bazen tüm ümmet ödüyor.

Nijerya’da Boko Haram’ın eylemleri sürekli olarak manipüle edilerek, bu eylemler, birçok suçu örtmede kullanıyor.

Siyasi hatalarını, yolsuzluklarını ve hırsızlıklarını örtmek isteyen ve muhaliflerine karşı Batı’nın ve Siyonistlerin desteğine ihtiyaç duyan Cumhurbaşkanı Goodluck Jonathan ve diğer siyasiler, Boko Haram’ın eylemlerini emellerine alet ediyorlar.

Nijerya’daki enerji kaynaklarında ve güvenlik projelerinde başta ABD, İngiltere ve İsrail gibi çıkar sahibi olan ülkeler de bu yol tevessül ediyor.

Birçok genci askeri eğitim için israil’e gönderen silahlı Hıristiyan örgütler de, yaptıklarına gerekçe olarak Boko Haram’ı gösteriyorlar.

Müslüman hayır cemiyetlerini kovdurup misyoner kuruluşları ülkeye getirten, güneydeki büyük kiliseler ve Hıristiyanların federal yönetimin başında yer almaya devam etmesinin isteyen Hıristiyan kitle de bu kervana katılıyor.

Kuzey vilayetlerinde Boko Haram’ın eylemleri bahane edilerek Müslümanların seyahat ve dolaşımı yasaklanıyor. Şu anda israil, Müslüman eyaletler olan Katshina ve Borno’da bin Hıristiyan genci “terörizmle mücadele” bahanesiyle eğitiyor. Bu yaklaşım gelecekte bu topraklarda olabilecekler hakkında bir fikir veriyor.

Boko Haram’ın eylemlerini yoğunlaştırdığı dönemde; eğitim çalışmaları ve hayır işleri durmuş, yüzlerce okul ve İslami cemiyetler kapatılmış, hayır müesseselerinin çalışmalarına son verilmiş ve yardım kuruluşları ülkeden kovulmuştur. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra Müslüman birçok aktivist takip altına alınmış ya da tutuklanmıştır.

ABD’ye üs verilmesinin ve ülkeye çağrılmasının bahanelerinden birisi olarak yine bu örgüt gösteriliyor.

Batılı, Evanjelist ve laik medyanın, İslam’ın ve Müslümanların imajını bozmak için kullandığı kız öğrencilerin kaçırılma hadisesi, İslami cemaatler ve irşad kimliğiyle ön plana çıkan Müslümanlara yönelik baskı ve tehditlerin artmasına yol açmıştır.

Güneydeki silahlı Hıristiyan ayrılıkçılar da söz konusu hadiseyi oradaki petrol bölgeleri üzerinde Hıristiyan bir devlet kurulmasını hedefleyen ayrılık projelerine destek için kullanıyor. Öte yandan, Nijerya güvenlik güçlerini ve Müslümanları hedef alan, yabancı ve sivilleri kaçıran Hıristiyan milislerin işlediği suçların üstünün kapatıldığı bir medya oyunu oynanıyor.

Boko Haram’ın İslami açıdan da izaha muhtaç olan son eylemi, bu noktada İslam düşmanlarına altın tepside sunulan bir fırsat oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.