Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Çıkarın Artık Kulaklarınızdan Şu Tapayı!

Bu haftaki yazımıza yine Muhammedî sevdayla devam edeceğiz. Geçen hafta sonu Peygamber Sevdalıları aynı gün içinde Batman, Van, Bingöl, Bursa, Ağrı, Muş, Adıyaman ve Konya gibi sekiz merkezde sekiz dev miting gerçekleştirdiler. Bingöl’ünkine bizzat canlı şahit oldum, Batman’ınkini de canlı yayından izledim. Tek kelimeyle göğüs kabartıyordular, muhteşemdiler.


Ancak bu sevdaya kör ve sağır kesilenler yine görmediler, görmezlikten geldiler veya görmek onlara nasip olmadı. Ama samimi Müslümanlar bunu görüyor ve geliyorlar. Hem de koşarcasına, kucak açarcasına geliyorlar. Gelmeyenlere veya önyargılılara gelince varsın inatlarında devam etsinler, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkasınlar. İsteseler de istemeseler de bir gün görecek ve niçin geç kaldıklarına dair kendi kendilerini kınayıp hayıflanacaklardır.


Elbette bu geç kalınışın nefsi ve harici birçok sebebi ve engeli vardır. Ama en büyüğü hiç şüphesiz ki İslam’ın yükselişini hazmedemeyen, tekbir ve salavat seslerini duymak istemeyen müfsit medya’dır. Onları kendi hallerine bırakalım, ama onların menfi propagandalarının etkisinde kalan Müslüman kardeşlerimize bir çağrımız vardır: Ey kardeşler! Geç kalmadan gelin bu sevda da sizler de yerinizi alın. Zira bu sevda hepimizin, Muhammed aleyhisselam hepimizin peygamberidir. Tufeyl bin Amr gibi çıkarın artık kulaklarınızdan şu tapayı!


Hani Mekke civarında Tufeyl bin Amr Ed-Devsi denilen bir şair, bir aşiret reisi vardı! Muhammed aleyhisselamın Risalet haberini duymuş ve onu görmek için Mekke’ye varmıştı. Ancak müşriklerin menfi propagandalarının etkisinde kalmıştı ya! Bundan sonrasını ondan dinleyelim:


“…Mekke’ye vardığımda müşrikler; ey Tufeyl sen bizim şehrimize geldin. Şu peygamber olduğunu iddia eden adam, bizim işimizi bozdu, bizi parça parça edip topluluğumuzu dağıttı. Ancak bizim başımıza gelenin, senin ve kavminin de başına gelmesinden korkuyoruz. Bu adamla konuşma ve ondan bir şey dinleme. Onun sözleri büyü gibidir. Oğulla babayı, kardeşleri ve karı-kocayı birbirinden ayırır dediler.”


“Nihayet, asla ona yaklaşmamaya, onunla konuşmamaya hatta ondan hiçbir şey dinlememeye karar verdim. Ertesi gün Mescide gittiğimde, Muhammed (SAV)’in sözlerini duymamak için kulaklarıma pamuk tıkadım. Fakat Kâbe’ye girdiğimde onun ayakta bizim namazımızdan başka bir namaz kıldığını, bizim ibadetimizden başka bir ibadet yaptığını gördüm. Onun görünüşü beni etkiledi. İbadeti beni coşturdu. Ona yaklaşmakta olduğumu fark ettim. İstemediğim halde kendimi onun yanında buldum. Allah (CC) nasip etti, bazı sözlerini duydum. Bunlar çok güzel sözlerdi. Kendi kendime dedim ki: Yazıklar olsun sana ey Tufeyl! Sen şair, aklı başında birisisin. Sen güzeli çirkinden ayırabilirsin. Niçin bu adamın söylediklerini dinlemiyorsun? Onun söylediği şeyler güzelse kabul edersin, çirkinse kabul etmezsin, dedim ve kulaklarımdaki tapaları çıkarıp yakınına oturdum.”


“Resulüllah (SAV) evine dönünceye kadar orada kaldım. Onu takip ettim. Evine girince ben de girdim ve dedim ki: Ey Muhammed(SAV)! Kavmin bana senin hakkında şöyle şöyle dedi. Vallahi onlar seni bana korkunç gösterdiler. O kadar ki senin sözünü işitmemek için kulaklarımı pamukla tıkadım. Fakat Allah’tan olacak, senden bir şeyler duydum ve onları güzel buldum. Dinini bana öğret. O da bana İslâm’ı anlattı. Kur’an’dan İhlâs ve Felâk Surelerini okudu. Vallahi ben, bundan daha güzel bir söz duymamış ve onun dininden daha doğru ve adaletlisini görmemiştim. Hemen elimi uzattım, “Allah’tan başka bir ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehadet ederim” dedim ve Müslüman oldum.” (Sahabe Hayatından Tablolar)


Şimdi günümüz Tufeyllerine, başka bir tabir ile aldanmışlara gelmek istiyorum. Acaba onlar da Tufeyl gibi günümüz Ebu Cehillerine, Ebu Leheplerine hayır deyip kulaklarındaki tapayı çıkaracak ve Muhammedî sevdaya katılacaklar mı? Yoksa onların menfi propagandalarının etkisinde kalarak hâlâ dışarda kalmaya, oyalanıp avunmaya devam mı edeceklerdir?

İnşaallah Tufeyl gibi akl-ı selim ile davranıp geç kalmadan bu kutlu sevdaya katılacaklardır. Zira bundan başka gidecekleri veya itibar görecekleri bir yer yoktur.


Bu vesileyle gelecek Pazar günü İstanbul Kazlı Çeşme Meydanı’nda daha gür bir seda ve daha görkemli bir katılım ile bu kutlu sevdaya katılmak dileğiyle hepinizi Allah’a emanet ediyor, bileklerinize güç ve ayaklarınıza zindelik diliyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar